<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480</id><updated>2012-01-18T14:27:27.843-08:00</updated><category term='İncirin Faydaları'/><category term='Anasonun Bileşimi'/><category term='Antioksidanli Bitkiler'/><category term='Kimyon Hangi Hastaliga Devadir'/><category term='defne nelere iyi gelir'/><category term='adacayinin yararlari'/><category term='Kimyonun Yararlari'/><category term='Isırgan Otu'/><category term='ihlamurun cesitleri'/><category term='balığa defne'/><category term='Isırgan Otu Cayi'/><category term='Kimyon Fiyati'/><category term='İncir Mucizesi'/><category term='Kimyon Nedir'/><category term='Kuru İncirin Yararlari'/><category term='kolesterol dostu ceviz'/><category term='Adacayi'/><category term='corek otunun iyi geldigi hastalıklar'/><category term='Yeşil Çay Neye Yararli'/><category term='altın otunun yaraları'/><category term='adacayi kansere iyimi'/><category term='anasonun yan etkileri'/><category term='Yeşil Çayin Yararlari'/><category term='defne ağacı'/><category term='Kimyon Tarimi'/><category term='Anason neye iyi geliyor'/><category term='Isırgan Otu Kanseri Tedavi Edermi'/><category term='sigil giderici'/><category term='corek otunun yararları'/><category term='Fesleğenin Kullanım alanları'/><category term='corek otunun faydalari'/><category term='adacayi nasil hazirlanir'/><category term='Anason hangi hastalığa iyi gelir'/><category term='Down Sendromu'/><category term='iktidarsızlığın çaresi ceviz'/><category term='Hindiba'/><category term='Anasonun yararları'/><category term='corek otu tibbi etkisi'/><category term='corek otu kanser tedavisinde kullanılabilirmi'/><category term='Anason Çayı'/><category term='ihlamur hangi hastaliga sifadir'/><category term='Seker Hastasi İncir Yiyebilirmi'/><category term='Sarmısak'/><category term='Sarmısagin Enfeksiyonlara Karsi Etkinligi'/><category term='egzama hastalığı'/><category term='Biberiye'/><category term='corek otu'/><category term='Kanser Tedavisinde Otların Etkisi'/><category term='Sarmisagin Yararlari'/><category term='ihlamurun yararları'/><category term='Defne Sabunun Özellikleri Nelerdir'/><category term='nefes darlığının tedavisi'/><category term='Urtica Diocia'/><category term='defne yaprağı'/><category term='sarımsak kullanımı'/><category term='Kimyon Yagi'/><category term='Isırgan Otu Egzemaya Yararlimi'/><category term='sarımsak nelere iyi gelir'/><category term='corek otu nasil kullanılmalı'/><category term='Cevizin sağlık açısından faydaları'/><category term='hamilelikte adacayi'/><category term='cilt problemlerinde adacayi'/><category term='Fesleğenin Yararları'/><category term='altın otu hangi hastaliğa sifa'/><category term='Yeşil Çay'/><category term='at kuyrugunun yararları'/><category term='Çörek Otu etkisi ve kullanımı'/><category term='ihlamurun iyilestirdigi hastalıklar'/><category term='Fesleğen Hangi Hastalığa İyi Gelir'/><category term='Fesleğenin Etkileri'/><title type='text'>Mucize Otlar</title><subtitle type='html'>Ahmet Maranki, Mucize Bitkiler, Bitkisel Tedavi,Mucize Otlar, Şifalı Bitkiler, Doğadan Şifa, Bitkiler Dünyasi, Derde Deva Bitkiler</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>39</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-6063813542217853476</id><published>2011-12-21T14:47:00.000-08:00</published><updated>2011-12-21T14:47:19.369-08:00</updated><title type='text'>Afrika Mangosu (African Mango) Mehmet Öz</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-wsB1J7Y-pnw/TvJhfqQLNzI/AAAAAAAAAFk/_-iyegFwnOs/s1600/afrika-mangosu-dr-mehmet-oz.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="163" src="http://4.bp.blogspot.com/-wsB1J7Y-pnw/TvJhfqQLNzI/AAAAAAAAAFk/_-iyegFwnOs/s200/afrika-mangosu-dr-mehmet-oz.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Gün geçmiyorki yeni bir zayıflatıcı ürün ortaya çıkmasın. Bu seferde Afrika Mangosu (&lt;a href="http://www.africanmangosiparis.com/index.php"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;b&gt;African Mango&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;) denilen ve zayıflamaya yardımcı olduğu söylenen bir ürün girdi piyasaya. Afrika Mangosu, ABD'de çok ünlü olan Doktor &lt;b&gt;Mehmet Öz&lt;/b&gt;'ün bir televizyon programında afrika mangosu meyvesinden övgüyle bahsetmesi üzerine satışlarında patlama yaşandı. Dr. &lt;a href="http://www.africanmangosiparis.com/index.php"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;b&gt;Mehmet Öz&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; ne dedi?"Hemen herkesin elinin altında olması gereken mucize bir meyve var. Bu meyve ile sizi çok zorlayan diyet programlarıyla ya da egzerzislerle uğraşmasanız bile kilo verme durumunuz var. Kolestrol ve şekeri düşüren, enerji veren, içeriğinde birçok vitamin bulunan Afrika Mangosunu herkese tavsiye ederim."Doktor Mehmet Öz'ün bu sözlerinden sonra deyim yerindeyse Türkiye'de yaşanan Altın Çilek çılgınlığı aynen ABD'de yaşanmaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor Mehmet Öz, ABD'nin en etkin 100 kişisi arasında gösteriliyor ve her söylediği milyonlarca insan tarafından rağbet görüyor. Açıklamanın üzerine ABD'de "African Mango" satışında patlama yaşandı. Ürün o kadar çok satılmaya başladıki hemen ürünün sahteleri üretildi. Bu durum devleti ürün ile ilgili olarak uyarılarda bulunmaya kadar gitti.Bu haberlerin dün televizyonda yayınlanmasından sonra Afrika Mangosu çılgınlığına Türkiye'de başlamış oldu. Çeşitli internet siteleri &lt;a href="http://www.africanmangosiparis.com/index.php"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Afrika Mangosu&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;nun satışına başladı bile. Şuanda Türkiye'de satılan A&lt;b&gt;frika Mangosu&lt;/b&gt;, ABD'den getirtilmemektedir. Bitkisel bir ürün olduğundan dolayı ürünün içeriği bellidir ve Türkiye'de çeşitli firmalar bu ürünün üretim ve satışına başlamışlardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-6063813542217853476?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6063813542217853476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6063813542217853476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2011/12/afrika-mangosu-african-mango-mehmet-oz.html' title='Afrika Mangosu (African Mango) Mehmet Öz'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-wsB1J7Y-pnw/TvJhfqQLNzI/AAAAAAAAAFk/_-iyegFwnOs/s72-c/afrika-mangosu-dr-mehmet-oz.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-6463978312133648385</id><published>2010-11-18T09:56:00.001-08:00</published><updated>2010-11-18T09:59:53.749-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sarımsak kullanımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sarımsak nelere iyi gelir'/><title type='text'>Sarımsak Faydaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/TOVpIMIDxVI/AAAAAAAAADg/YIs26-eWdTk/s1600/sarimsak.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 292px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/TOVpIMIDxVI/AAAAAAAAADg/YIs26-eWdTk/s320/sarimsak.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5540950505964160338" /&gt;&lt;/a&gt;Sarımsak veya sarmısak (Allium sativum L.), 25-30 cm yükseklikte, yeşilimsi beyaz veya pembe çiçekli, otsu bir kültür bitkisidir. Nadir olarak tohum bağlar. Bu nedenle soğancıkları (diş) ile üretilir. Ülkemizde “Beyaz sarımsak” ve “Siyah sarımsak” olmak üzere 2 çeşit yetiştirilmektedir. Vatanının orta Asya stepleri olduğu sanılmaktadır. Beyaz veya pembemsi renkli, az adette soğancıkdan (diş) meydana gelir. Dişlerin hepsi bir arada bir kabuk tarafından sarılmışlardır. Çok kuvvetli ve keskin bir kokusu ve yakıcı bir lezzeti vardır.&lt;br /&gt;Etken Maddesi&lt;br /&gt;Sarımsağın etken maddesi Allin’dir alin alındıktan sonra enzimatik olaylarla Alicin olarak vücutta değiştirilir. Bu maddenin insan vücudunda oksitleyici etkisi vardır.&lt;br /&gt;Bitkisel Tedavide kullanım alanları.&lt;br /&gt;Sarımsak gerçekten saymakla bitmeyecek ve tamamı da bilinemeyecek kadar yararı olan bir bitkidir. Özellikle;&lt;br /&gt;Kurt veya solucan düşürücü olarak,&lt;br /&gt;Haricen yara iyi edici olarak,&lt;br /&gt;Mantar hastalıklarını engelleyici ve tedavi edici olarak,&lt;br /&gt;Saçkıran hastalığını tedavi edici olarak,&lt;br /&gt;Tansiyon düşürücü olarak,&lt;br /&gt;Antiseptik olarak,&lt;br /&gt;Kolesterol düşürücü olarak,&lt;br /&gt;Safra salgılarını artırıcı olarak,&lt;br /&gt;Kurşun ve yılan zehirlenmelerinde etken olarak,&lt;br /&gt;Sakinleştirici olarak, şifalı bitkiler&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-6463978312133648385?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6463978312133648385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6463978312133648385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2010/11/sarmsak-faydalar.html' title='Sarımsak Faydaları'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/TOVpIMIDxVI/AAAAAAAAADg/YIs26-eWdTk/s72-c/sarimsak.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-6744277366913054863</id><published>2010-04-22T02:54:00.000-07:00</published><updated>2010-04-22T02:55:52.070-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yeşil Çay'/><title type='text'>Yeşil Çaydaki Mucize</title><content type='html'>Uzmanlar, düzenli yeşil çay tüketiminin diş ve dişetlerinin sağlıklı olmasını sağladıklarını söylüyor.Newkarela isimli web sitesinde yer alan habere göre, çalışmada 940 erkeğin dişeti sağlığı analiz edildi ve düzenli olarak yeşil çay içen erkeklerin dişetleri daha az içenlere oranla daha sağlıklı olduğu tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Periodontoloji Akademisi’nin resmi yayını olan Periodontoloji dergisinde yayınlanan çalışmanın yazarlarından biri olan ve Japonya’daki Kyushu Üniversitesi’nde görevli Dr. Yoshihiro Shimazaki, “Yeşil çayın sağlığa yararı uzun süre zihinlerde tartıldı. Meslektaşlarımla beraber yeşil çay tüketiminin dişeti sağlığı üzerindeki etkisini araştırdık. Özellikle dişeti sağlığı ile genel sağlık arasındaki bağlantı üzerinde etkisini dikkate aldık” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil çayın içerisindeki katesin maddesi ağızdaki bakterilerin yok olmasına yardımcı oluyor.Dişeti hastalığı, dişetlerini ve dişlerin kemik desteğini etkileyen kronik inflamatuvar hastalıktır ve diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi diğer hastalıkların ilerlemesiyle bağlantılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Texas Üniversitesi Sağlık Bilimi Merkezi’nden Dr. David Cochran, “Peridondistler sağlıklı dişetlerinin sağlıklı bir vücuda sahip olmada çok önemli olduğuna inanıyorlar. Dişeti sağlığını desteklemek için düzenli yeşil çay içilmesi gibi basit yollar bulmak çok önemli. Dişeti sağlığının genel sağlığa yararları da zaten biliniyordu” diye konuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-6744277366913054863?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6744277366913054863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6744277366913054863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2010/04/yesil-caydaki-mucize.html' title='Yeşil Çaydaki Mucize'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-5628551550545198333</id><published>2009-11-09T07:14:00.000-08:00</published><updated>2009-11-09T07:16:19.895-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fesleğenin Yararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fesleğenin Etkileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fesleğen Hangi Hastalığa İyi Gelir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fesleğenin Kullanım alanları'/><title type='text'>Fesleğen</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SvgyQPTVN7I/AAAAAAAAADA/im9FAhkC-j4/s1600-h/feslegen.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 182px; height: 250px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SvgyQPTVN7I/AAAAAAAAADA/im9FAhkC-j4/s400/feslegen.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402123007597819826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Toplama ve kurutma :Çiçeklenme aşamasında yapraklar ve çiçekli bölümler toplanır, gölge ve havadar bir yerde kurumaya bırakılır. Daha sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır.&lt;br /&gt;Ama saksıda yetiştirilen bitkinin taze yaprakları her zaman kullanılabilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bileşim: Linalool, ve Methylchavicol içerikli eterli uçucu yağ, Cineol, tanen ve flavonlar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Etkileri: Yatıştırıcı, gaz söktürücü, mideyi rahatlatıcı, sindirimi uyarıcı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kullanım alanları: Fesleğen öncelikle sindirim sistemini ve sinir sistemini olumlu etkiler; şişkinlik, mide krampı, kolikler ve sindirim problemleri kullanım alanıdır. Mide bulantısını yatıştırır ve bağırsak parazitlerini öldürebilir.&lt;br /&gt;Yatıştırıcı etkisi sayesinde, sinirlilik, depresyon, gerginlik ve uykusuzluk durumlarında yardımcı olur. Epilepsi, migren ve boğmacaya karşı da denenmelidir. Geleneksel olarak, anne sütünü arttırmada kullanılır.&lt;br /&gt;Bitki özsuyu, sinek ve böcek ısırıklarının tedavisinde doğrudan ısırılan bölgeye sürülerek kullanılır. Fesleğen ayrıca antibakteriyel özelliğe de sahiptir.&lt;br /&gt;Fesleğenin lezzetli bir baharat olarak her mutfakta bulunması gereği de anımsanmalıdır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kullanım biçimi: Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış fesleğen, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilebilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Fesleğen, genellikle tıpta  ve aynı zamanda yemeklik maksadıyla da kullanılır. Özellikle Fransa’da tüylü olarak 3 fut (90,4cm “1 fut = 30,4cm”dir) yüksekliğinde yetişir. Dalı, yayvan ve dörtgen biçimindedir, çiçekleri beyaz, yapraklar halka biçiminde dizilmiş sarmal şekildedir, üst tarafı toparlak ve gergin dallıdır. Yaprakların altı gri-yeşil ve siyah noktalı yağ hücreleri vardır. 1inç uzunluğunda ve 1/3inç genişliğindedir. Dokunulduğunda serinlik ve yumuşaklık hissi verir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  Farklı büyüklüklerde birkaç değişik şekilleri vardır. Yaprakları kokulu ve renklidir. Fesleğenin yaprakları çoğunlukla koyu yeşil renktedir. Kıvrık yapraklıdır ve çiçeklerinin kısa iğneleri vardır, kısa yapraklıdır ve kokusu rezeneye benzer.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kimyasal Maddeler&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  Fesleğenler, farklı çeşitlerde olduğu gibi kokuları da farklıdır. Çünkü bu şifalı ot, diğerlerine oranla farklı bir sayıda temel yağlar içerir. Tatlı Reyhan’ın, eugenolden gelen güçlü bir karanfil kokusu vardır. Bu kimyasalın kokusu aynı karanfile benzer. Bu narenciyenin kokusu, limonlu reyhan ve misket limonuna benzer. Afrikan mavisi reyhanda keskin bir nane kokusu vardır. Çünkü içerisinde yüksek oranda camphene ve nane ruhu vardır. Meyan fesleğeni anethol içerir ve aynı meyanda bulunan anason kimyasalın verdiği meyanın kokusuna benzer. Ve bu sebeple kimi zaman fesleğene, anason fesleğeni de denilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  Birçok fesleğeni kokusuyla birbirinden ayıran, oluşumunda yardımcı diğer kimyasal maddeler ve her bir fesleğen türüne özgü olan içeriği :&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;·        cinnamate (tarçınla aynıdır)&lt;br /&gt;·        citronellol (citronella, sardunyalar ve güller)&lt;br /&gt;·        geraniol (sardunyadaki gibi)&lt;br /&gt;·        linalool (bir çiçek kokusu aynı zamanda kişnişteki koku)&lt;br /&gt;·        methyl chavicol (tarhunun verdiği koku)&lt;br /&gt;·        myrcene (defne ağacı, myrcia)&lt;br /&gt;·        pinene ( adı üstünde, kimyasal olarak çam yağının verdiği koku)&lt;br /&gt;·        ocimene&lt;br /&gt;·        ocimene&lt;br /&gt;·        terpineol&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;sağlık sorunları bakımından&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;fesleğen, rezene ve tarhun gibi, diğer aromatik bitkilere benzer. İçerdiği Estragole’nin fare ve sıçanlarda kanserojen ve teratogen olarak etkileri biliniyor. Şimdilerde insanlar üzerindeki etkileri, kemirgenler üzerinde 100 - 1000 arasında deney yapılarak, normal olan ve  beklenen sonuç alındı. fesleğenin, kanser riskini azalttığı keşfedildi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Fesleğen, ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından Ocimum cinsini oluşturan tek yıllık ve genellikle ılıman bölgelerde yetişen bir bitki türleri.&lt;br /&gt;Yemeklerde kullanılmak üzere tarımı yapılan fesleğenin kökeni Asya'nın dönenceler arasında kalan bölgelerine dayansa da, günümüzde yeryüzünün öteki ılıman bölgelerine de yayılmıştır.&lt;br /&gt;Yetişkin fesleğenlerin boyları genellikle 20 ile 60 cm arasında değişir. Renkleri açık yeşilden koyu yeşile kadar değişen yaprakları yumuşak olup, bir ile beş cm arasında uzunlukta ve bir ile üç cm arasında genişlikte olurlar. Soğuğa karşı çok duyarlı olan fesleğen bitkisi, en çok sıcak, kuru ortamları sever.&lt;br /&gt;Fesleğenin yemeklerde kullanımı&lt;br /&gt;Kurutulmuş fesleğen&lt;br /&gt;Hem taze, hem de kurutularak kullanılan fesleğen, pişirilerek ya da çiğ yenilen yemeklerde yaygın olarak kullanılır. Kendisi pişirildiğinde tadını çabuk yitirdiği için, genellikle yemeklere son anda katılır.&lt;br /&gt;Türk yemeklerinde yaygın olarak kullanılan fesleğen, öteki Akdeniz ülkelerinin ve kökeninin dayandığı güney, güneydoğu Asya ülkelerinin (özellikle de Tayland) yemeklerinde de önemli yer tutar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-5628551550545198333?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/5628551550545198333'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/5628551550545198333'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/11/feslegen.html' title='Fesleğen'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SvgyQPTVN7I/AAAAAAAAADA/im9FAhkC-j4/s72-c/feslegen.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-7679820600828869172</id><published>2009-11-09T06:51:00.000-08:00</published><updated>2009-11-09T06:57:47.403-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='defne ağacı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='balığa defne'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='defne yaprağı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='defne nelere iyi gelir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Defne Sabunun Özellikleri Nelerdir'/><title type='text'>Defne</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SvgtX7NVsII/AAAAAAAAACc/kAVR3EDRylw/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 186px; height: 250px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SvgtX7NVsII/AAAAAAAAACc/kAVR3EDRylw/s400/1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402117642084790402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Defne ağacı, bahçeye güzellik verir. Defne yaprağı, yemeklerinize lezzet katar. Defne yağlı sabunu ise cildinizi güzelleştirir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Akdeniz havzasında yetişen defne, her dem yeşil bir ağaçtır. Yaz, kış yaprağını dökmez. Ülkemizin Akdeniz kıyıları başta olmak üzere Ege, Marmara ve Karadeniz kıyıları ile bu kıyıların iç kısımlarında yetişir. Defne, Akdeniz bitki örtüsünün simgesi olan ağaçlardan biridir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    İnsanoğlu ilk çağlardan beri defneyi sevmiş, onun pek çok özelliklerinden yararlanmıştır. Defne, ilk çağlardan beri ekonomik ve sosyal yaşamda önemli bir yer edinmiştir.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Roma İmparatorları ve ordu kumandanları, yaptıkları savaştan galip olarak döndüklerinde Roma'da yapılan törenlerde başlarına defneden yapılmış taç takarlardı. Eski Yunan olimpiyatlarında, yarışları kazanan sporcular, başlarına yine defne dallarından yapılmış taç takılarak onurlandırılırlardı.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Bizim Cumhuriyet bayaramlarında da, Anadolu'nun pek çok yerinde yapılan zafer takları, defne ve mersin dalları ile süslenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ete, balığa defne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Defne, aromatik bir bitkidir. Kokusu çok hoştur. Defne yaprağı yemeklere lezzet verir. Defne yağı, parfüm sanayisinde kullanılır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Antalya'da 5 yıldızlı pek çok otel, gelen turistlere defne yaprakları ile hazırlanmış banyolar yaptırarak para kazanır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Et ya da balık pişirirken tencerenin içine iki adet defne yaprağı attığınızda, yemeğiniz bambaşka bir lezzet kazanır. Boğazdaki lüks balık lokantaları kılıç şiş yaparlar. Kılıç şiş hazırlanırken, şiş’e, kuş başı balığın yanı sıra domates, yeşil biber ve defne yaprağı takarlar. Defne yapraklı kılıç şişin porsiyonu 40-50 liradır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Bizim İzmir ve Mersin limanlarından, ABD veAB ülkelerine her yıl 10 bin ton dolayında kurutulmuş defne yaprağı ihraç edilir. Yurt dışına defne yaprağı yetiştirmekte zorlanan ihracatçılar Orman bakanlığından defne ormanları kurmasını istiyorlar.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Türkiye'nin çuvalla üç otuz parnaya ihraç ettiği defne yaprağının 15 tanesi, İngiliz marketlerinde 1.5 pounda satılır. İngiliz hanımları marketten, kutusunu 1.5 pounda aldıkları defne yaprağı ile yemeklerinin lezzetini artırırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garlı sabun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Hatay, Kilis, Nizip yörelerinde defne ağacının zeytine benzeyen meyvesinden defne yağı çıkarırlar. Bu yağla yapılan sabuna 'garlı sabun' denir. Pirina yağı (zeytinyağı) ve defne yağı ile yapılan garlı sabun, cilt ve saç sağlığı için çok yararlıdır. &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SvgtYbL6A5I/AAAAAAAAAC0/NdwDG1JoSY4/s1600-h/4.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 281px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SvgtYbL6A5I/AAAAAAAAAC0/NdwDG1JoSY4/s400/4.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402117650668716946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Son yıllarda İstanbul'da Mısır Çarşısı'nda ve Ege ile Akdeniz'in turistik yörelerinde garlı sabun satışları çok arttı. Özellikle AB’li turistler garlı sabunu çok seviyorlar. Eskiden çuvalda, kilosu 3-4 liradan satılan garlı sabun, şimdi lüks karton kutularda, tanesi 2-3 liradan alıcı buluyor.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Defne güzel bir ağaçtır. Bulunduğu bahçenin güzelliğine güzellik katar.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;    Tavuk, hindi ya da et haşladığınız tencereye iki tane defne yaprağı atıp tadının farkına varın. Mutfağınızda kurutulmuş defne yaprağını eksik etmeyin. Banyoda da garlı sabun kullanmaya başlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Defne : Terletir, ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar. Sinir ağrılarını dindirir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Defne yağı : Lauri expressum Romatizma ağrılarını dindirici ve vücut parazitlerini öldürücüdür. Ayrıca, saç dökülmesini de önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Defne yaprağı : Folium Lauri Terletici, antiseptik ve midevi etkilere sahiptir.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SvgtYCYq1sI/AAAAAAAAACs/uzUyL2Uknx4/s1600-h/3.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 212px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SvgtYCYq1sI/AAAAAAAAACs/uzUyL2Uknx4/s400/3.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402117644011361986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEFNE DÜNYASI&lt;br /&gt;    Geçmiş mitolojik çağlara kadar uzanan defne, güzellik ve güzel kokunun sembolü olarak bilinir. Yüzyıllardır saç dökülmelerine karşı defne yağı, saç diplerine yedirerek kullanılır. Defne saç diplerindeki hücreleri aktive ederek saç tellerinin güçlenmesini, çevre şartları, kimyasal temizleyiciler ve çeşitli nedenlerden kaynaklanan kepeklenmenin azalmasını ve zamanla ortadan kalkmasını, ciltte oluşan ölü derilerin atılmasını hızlandırarak sivilce, kırışıklık, istenmeyen leke ve yağların azalmasını sağlar.&lt;br /&gt;    Dünyada en değerli yağların çıkarıldığı defne ağaçları yoğun olarak Hatay yöresinde yetişmektedir. Bu yörede çıkarılan, antiseptik özelliğine sahip defne yağları, Avrupa ve Amerika ülkelerine ihraç edilmekte, bu ülkelerdeki ünlü firmalarca, ilaç ve kozmetik ürünlerinde kullanılmakta ve bu ürünler dünyanın dört bir yanında en pahalı kozmetik ürünler arasında beğeni ile talep edilmektedir. Ayrıca Avrupa ve Amerika'daki ünlü güzellik salonları defne yağı ve yaprağından yapılan kremleri kas gevşetici olarak kullanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne ve Defne Sabunun Özellikleri Nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Defne, mucize bitki olarak da biliniyor. Defne meyvelerinden elde edilen yağın antiseptik özelliği var. Defne sabunu da işte bu yağdan üretiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hakiki defne sabunu, saç dökülmesi ve kepeklenmeye karşı etkili bir ürün. Ayrıca cilde de çok faydalı. Antiseptik özelliğinden dolayı tüm vücut parazitlerine ve mantar hastalığına karşı da faydalı bir ürün olan defne sabununun diğer faydaları ise şöyle sıralanıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Varisleri rahatlatıyor&lt;br /&gt;- Ergenlik sivilcelerine, saç diplerindeki yara ve tahrişlere karşı çok iyi geliyor&lt;br /&gt;- Derideki gözenekleri açıp rahatlatıyor&lt;br /&gt;- Doğal kokusu ve antiseptik oluşundan dolayı evdeki dolaplarda kullandığınızda haşere barınmasını engelliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Defne yağında klorofil bulunuyor. Bu nedenle sabun, açık kahverengi-yeşil arasında bir renkte oluyor. Sabun kurudukça rengi biraz daha açılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Sadece rengine veya kokusuna bakarak bir sabunun defne sabunu olduğunu söylemek gerçekten zor. Çünkü piyasada defne esansı ile yapılan birçok sabun bulunmakta ve bunları gerçeklerinden ayırmak kolay değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yerel dilde "gar" ve "har" olarak da adlandırılan defnenin sabun olmaya giden yoldaki macerası da çok ilginç. Üretim; sızma zeytinyağı, defne yağı, sabun tuzu ve su karışımının kazanlarda odun ateşinde kaynatılmasıyla başlıyor. Binlerce yıllık geleneksel tekniklerle kaynayan zeytinyağı kazanlarına, sulandırılmış sabuncu sodası ilave ederek kaynatma işlemi devam ediyor. Sonunda zeytinyağı, sabuncu sodasının etkisiyle sabunlaşmaya başlıyor.&lt;br /&gt; Ertesi gün kazanlar tekrar odun ateşiyle kaynatılırken, gerekli miktarda doğal kaya tuzu ilave ediliyor. Sonrasında sabunlar soğumaya bırakılıyor. Sabunlar henüz sıvı halde iken kovalarla tavlalara dökülüyor ve bir gece kurumaya bırakılıyor. Sabun dolu tavlalar iyice sertleşmeden yüzeyleri düzleniyor. Boyalı iplerle kesilecek yerler işaretleniyor. Özel bıçaklarla işaretli yerlerden yatay ve dikey sıralar halinde kesiliyor. İşte defne sabunlarının biraz yamuk şekilli olmasının bir sebebi de bu. Çünkü sabunlar, tamamen el emeği ile üretiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne yaprağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer adları&lt;br /&gt;Defne / Defne yağına akdeniz bölgesinde tehnil yağı denir / nehtel / tahnal / tefrün / tenyel / Latince: laurus nobilis / laurel / laurier/ İng: Sweet Laurel - Bay leaf / Farsça: Barg bu / Fransızca: Laurier / Arapçası: rend gar habbül- gar şecerül-ğar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SvgtYKWtRqI/AAAAAAAAACk/NxPssXnYKC4/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 281px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SvgtYKWtRqI/AAAAAAAAACk/NxPssXnYKC4/s400/2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402117646150616738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Defne Bitkisi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anavatanı Asya olan Defne, İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Türkiye gibi Akdeniz kıyılarına sahip ülkelerde fazla olarak görülür. Akdeniz makisinin karakteristik bir ağacıdır. Yeşil olan hiç dökülmeyen aromatik kokuya sahip yaprakları et, balık, çorba ,balık vs yemeklerde koku vermek için kullanılır. Avrupa'da zeytinyağında konserve edilen mantarların içine mutlaka birkaç defne yaprağı konulur. Defne yağı taze meyvelerden ve yapraklarından elde edilir. Kaynatıldıktan sonra ezilip süzülerek yağı alınır. Tıbbi olarak da kullanılır. Fazla kullanılmamakla beraber meyvesi güzel bir baharattır. Defne sabunu da defne yağından elde edilen bir üründür. Taze meyvelerden ve yapraktan kaynadıktan sonra ezilip alınan yağdan elde edilir. Mikrop öldürücü etkisinden dolayı faydalıdır. Hatay yöresinde halen yapılır ve kullanılır. Gebelik durumunda defne kullanılmamalıdır. Yukarıda açıklaması yapılan, ülkemizin birçok yerinde yetişen Akdeniz defnesi (L. nobilis) dışındaki diğer defne türleri zehirlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıbbi özelikleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgunluk, bronşit, uyutucu, mikrop öldürücü, hazım ettirici, spazm çözücü, mide bağırsak gazı söktürücü, idrar söktürücü, nefes açıcı, terletici, hazmettirici ve uyarıcı özelliği vardır. Soğuk algınlığı sebebiyle meydana gelen kırgınlık, romatizma, ağrılarına faydalıdır. Hamilelere yasaktır. Ağrıların sebeplerini doktora baş vurarak muhakkak öğrenin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önerilen kullanım şekli&lt;br /&gt;*Defne yaprakları keskin kokusu ile ağızda çiğnenirse ağız kokularını yaraları giderir. Baharlı lezzeti ile sindirim salgılarını arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Diş ağrısını dindirmek için 2-3 yaprağını sirke ile kaynatıp dişe gargara yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*100 gr defne yaprağı 1 litre suda kaynatılarak günde 1-2 fincan içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Meyvesinin iki tanesi dövülür, yenirse sancının her çeşidini keser. Bağırsak ağrısını dindirir. Sonra sebebini öğrenmek için doktora baş vurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Meyveleri idrar söktürücü ve romatizma ağrıları gidericidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Güneşte kurutulmuş meyve ve yaprakları toz haline getirilir. Her türlü zehirli hayvan ısırığı, arı sokmasında faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Defne sabunundan mikrop öldürücü özeliğinden dolayı cilt mantarlarında, saç dökülmesini yavaşlatmak için kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*4 avuç dolusu defne yaprağı 1 kuvvet kaynar suya suya atılarak ılınınca bu su içinde 1 saat oturup banyo olarak da uygulanabilir. Bu banyo soğuk algınlığı sebebiyle meydana gelen her türlü ağrılara ve bayanlarda adet zamanı sancıları ile basit vajinal akıntılarda faydalıdır. Bedeni uyarır zindeleştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bitkinin meyvelerinden yapılmış olan defne yağı, bedende anjin, (boğaza haricen sürülür) romatizma, sinüzit nedeniyle ağrıyan yerlere sürülerek rahatlama sağlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*10gr defne tohumları balla macun yapılır. Kaşık kaşık yenir. Baş ağrısına, romatizmaya nefes darlığına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Çay olarak içmek için 5 bardak kaynar suya 2-3 yaprak atılır. 2-3 dakika kaynatılır. 10 dakika beklenir. Yemekten sonra veya yemek araları günde 2-3 fincan içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hazmettirici ve uyku için 3 bardak suya 2 yaprak konur 3 dakika kaynatılır. Akşam yemeğinden sonra 1 fincan içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*4 bardak suya 5-10 gr meyve atılır. 1-2 dakika kaynatılır. 10 dakika bekletilir. Günde 3 kere 1 er fincan içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Anjin, ağız ve yaraları için 4 bardak suya 5 yaprak konur. 3-4 dakika kaynatılır. 5-10 dakika demlendirilir. Gargara yapılır, sinüzit ağrılarının bulunduğu yere kompres yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Defne yağı romatizma ağrılarda sürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Defne sabunu saç dökülmesini yavaşlatır. Deri mantarlarına etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bir-iki adet taze defne yaprağı fasulye, mercimek, nohut, pirinç gibi kuru yiyeceklerin içine konursa onların kurtlanmalarını önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Et balık yemeklerine güzel koku verir. 2-3 günlükse de bayatlığını alır .&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-7679820600828869172?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/7679820600828869172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/7679820600828869172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/11/defne.html' title='Defne'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SvgtX7NVsII/AAAAAAAAACc/kAVR3EDRylw/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-1767998094421096538</id><published>2009-09-22T08:27:00.001-07:00</published><updated>2009-09-22T08:27:52.895-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otlu Mantar Tedavisi</title><content type='html'>Yapılan bir çalışma Phytother Res Dergisinin 2003 Şubat sayısında yayınlanmıştır. Bu çalışmada kandidiyasiz (candıda albıcans) hastalığına yakalandırılan fareler çörek otu özüyle tedavi edilmiştir. Araştırmacılar candida albicans mantarlarının gelişiminde çok büyük oranda gerileme olduğunu görmüşlerdir. Dr. Ağa Han araştırmasının sonunda şöyle demiştir: "Bu çalışmanın neticesi, çörek otunun mantarların tedavisinde faal olduğunu ortaya koymaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-1767998094421096538?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/1767998094421096538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/1767998094421096538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otlu-mantar-tedavisi.html' title='Çörek Otlu Mantar Tedavisi'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-3092243549678742126</id><published>2009-09-22T08:26:00.001-07:00</published><updated>2009-09-22T08:26:59.786-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu Mikropları Temizlermi</title><content type='html'>Çörek otunun mikroplara olan etkisini incelemiştir. Doktor, gram pozitif boyadan 16, gram negatif boyadan 6 çeşit üzerinde incelemede bulunmuştur. Bunun neticesinde bazı mikrop türlerinin çörek otu özüne karşı olumlu cevap verdiği ortaya çıkmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-3092243549678742126?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/3092243549678742126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/3092243549678742126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-mikroplar-temizlermi.html' title='Çörek Otu Mikropları Temizlermi'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-4361568723662093774</id><published>2009-09-22T08:20:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T08:21:53.720-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu Kanı Sulandırırmı</title><content type='html'>Çörek otu yağının pıhtılaşma faktörlerine karşı etkisini ortaya koymuştur. Denek fareler çörek otu yağı ihtiva eden unla beslenmiştir. Araştırmacılar normal unla besledikleri farelerle bu fareleri mukayese etmişlerdir. Ortaya çıkan sonuç pıhtılaşma faktörlerinde bazı değişikliklerin görüldüğüdür. Farelerin kanında fibrinojen maddesinin yükseldiği görülmüştür ve prothrombin zamanı uzamıştır. Bu da bize çörek otu yağı kullanarak farelerde kanı pıhtılaştıran faktörde değişiklikler meydana getirme imkanı olduğunu göstermektedir. Ancak bu konuda da insanlar üzerinde deney yapılmasına ihtiyaç vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-4361568723662093774?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/4361568723662093774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/4361568723662093774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-kan-sulandrrm.html' title='Çörek Otu Kanı Sulandırırmı'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-3611367384707652423</id><published>2009-09-22T08:16:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T08:17:16.867-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu Romatizmayı Tedavi Edermi</title><content type='html'>Romatizma hastalığına yakalanmış olan kimselerde mafsal iltihabının hafifletilmesinde çörek otu ne gibi bir rol oynamaktadır? Doktorlar tarafından bilinen vücutta fagostik hücrelerin (macrophages) ürettiği bir madde olduğu ve bu maddenin nitric oxsid adını aldığı bilinmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu madde iltihap olayında arabulucu bir rol oynamaktadır. Araştırmacılar çörek otu özünün nitric oxsid üretimini yavaşlattığını tespit etmişlerdir. Belki bu, çörek otunun eklem iltihaplarını hafifletmedeki rolünü açıklayabilir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Demmam Kral Faysal Üniversitesinden Dr. el-Ğâmidî'nin J Ethno Pharmacol Dergisinin 2001 sayısında yayınlanan bir araştırmasına göre çörek otunun eklem iltihaplarına karşı yatıştırıcı bir etkisi bulunmaktadır. Bu özellik çörek otunun bu etki mekanizmasını anlamak için daha fazla çalışma yapılmasına kapıyı aralayacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-3611367384707652423?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/3611367384707652423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/3611367384707652423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-romatizmay-tedavi-edermi.html' title='Çörek Otu Romatizmayı Tedavi Edermi'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-4326932305357995648</id><published>2009-09-22T08:15:00.001-07:00</published><updated>2009-09-22T08:15:24.468-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu Tansiyon Düşürürmü</title><content type='html'>Çörek otu özü ile tedavi edilen farelerde tansiyon yüksekliği ortalama olarak % 22 oranında düşerken nidilat hapı verilerek tedavi edilen farelerde % 18 oranında düştüğü görüldü. (Nidilat, tansiyon düşürücü etkisi bilinen meşhur bir haptır.) Çörek otu ile tedavi edilen farelerde idrar miktarı artmıştır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-4326932305357995648?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/4326932305357995648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/4326932305357995648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-tansiyon-dusururmu.html' title='Çörek Otu Tansiyon Düşürürmü'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-7854675632366794014</id><published>2009-09-22T08:13:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T08:14:26.369-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu Kolesterol İlacımı</title><content type='html'>Bu da bize çörek otu yağının insanlarda kolesterol ve kan şekeri düzeyini düşürmekte etkin olabileceği izlenimini vermektedir. Fakat bu konuda insan denekler üzerinde daha fazla laboratuar çalışması yapmaya ihtiyaç vardır.Dr. Muhammed Dahâhınî'nin 2000 Eylül'ünde bir Alman dergisinde yayınlanan çalışması, çörek otu yağının farelerde kolesterol ve trigliserit düzeyini düşürdüğünü ortaya koydu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-7854675632366794014?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/7854675632366794014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/7854675632366794014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-kolesterol-ilacm.html' title='Çörek Otu Kolesterol İlacımı'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-2307204526944580493</id><published>2009-09-22T08:12:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T08:13:11.679-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu Antioksidanmı</title><content type='html'>60 fare üzerinde gerçekleştirildi deneyde birçok fareye karın zarından (periton) girerek çörek otu yağı verildi. Bu deney 45 gün sürdürüldü. Deney neticesinde araştırmacılar çörek otu yağının lipid peroxidation düzeyini düşürdüğünü, buna karşılık antioksidan maddeleri arttığını tespit ettiler. Bilindiği üzere antioksidan maddeler, vücudu birçok dokuda tahribat oluşturan ve damar sertliği, kanser, bunama ve benzeri birçok hastalığa yol açan serbest radikallerin etkisinden korumaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-2307204526944580493?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/2307204526944580493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/2307204526944580493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-antioksidanm.html' title='Çörek Otu Antioksidanmı'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-1358875046037595549</id><published>2009-09-22T08:10:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T08:11:45.067-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu Kalp Ve Damar Hastalıkları</title><content type='html'>Bilginler hastaya vitamin (folikasit, vitamin B 6, vitamin B 12) verilmesinin kandaki homocysteine düzeyini düşürdüğünü göstermiştir. Buradan hareketle araştırmacılar, Kral Suud Üniversitesinde (Suudi Arabistan) çörek otunun kandaki homocysteine düzeyine olan etkisini incelemişlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan bu çalışma 2004 ocağında Int J Cardiol Dergisinde yayınlanmıştır.Homocysteine maddesinin kandaki yüksekliği trigliserit, kolesterol ve vücuda zararlı oksidan maddelerin düzeyinin yükselmesine yol açmaktadır. Araştırmacılar çörek otu özünün homocysteine düzeyinin yüksekliğine eşlik eden zararlı maddelerin azalmasına yol açtığını görmüşlerdir. Bu, çörek otu yağının homocysteine düzeyinin yüksekliği ile ona eşlik eden kan yağlarının yükselmesi neticesinde meydana çıkan zararlı etkilerden kalbi ve damarları korumasının mümkün olduğu anlamına gelmektedir. Hiç kuşkusuz bu alanda daha fazla araştırma yapmaya ihtiyaç vardır. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Araştırmacılar bir hafta boyunca otuz dakika süreyle bir grup fareye çörek otunda bulunan anti enflamatuardan 100 mg. vermişlerdir. Bunun neticesinde anti enflamatuar özelliğin kanda homocysteine maddesinin yükselmesine karşı etkili olduğunu tespit etmişlerdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-1358875046037595549?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/1358875046037595549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/1358875046037595549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-kalp-ve-damar-hastalklar.html' title='Çörek Otu Kalp Ve Damar Hastalıkları'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-523596587408098656</id><published>2009-09-22T08:09:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T08:10:11.240-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu Böbrek Hastalıkları Tedavisi</title><content type='html'>Çörek otundaki anti anti enflamatuar özelliğin böbrek rahatsızlığına olan etkisi üzerine bir çalışma yapmışlardır. Doxorubicin maddesi vasıtasıyla fareler üzerinde yapılan çalışmada anti enflamatuar (çörek otundaki etkin özellik) idrar yoluyla protein ve albümin atımını yavaşlattığı tespit edilmiştir. Ayrıca çörek otunun böbrekte meydana gelen olumsuz etkileri yavaşlatan anti oksidan madde içerdiği görülmüştür. Bu da anti enflamatuar özelliğin böbreği hasta olmaktan koruyan bir rolünün olabileceğini göstermektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-523596587408098656?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/523596587408098656'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/523596587408098656'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-bobrek-hastalklar-tedavisi.html' title='Çörek Otu Böbrek Hastalıkları Tedavisi'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-8632950563179094753</id><published>2009-09-22T08:02:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T08:03:47.351-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otlu Mide Hastalıkları Tedavisi</title><content type='html'>Çörek otu yağı veya (içindeki etkin özellik) anti enflamatuar ile tedavi etmişlerdir. Yapılan deney, bu iki maddenin mide zarını tahriş edici etkenlerden veya mideye zararlı yaralardan koruduğunu açıkça ortaya koymaktadır.İskenderiye Üniversitesinde görevli ve çörek otu alanında uluslararası üne sahip büyük uzman Dr. Muhammed ed-Dahâhınî bu konuda bir çalışma yapmıştır. Dahâhınî, fareler üzerinde yaptığı çalışmada çörek otunun alkolün sebep olduğu tahrişlerden mide zarını koruyucu etkisini incelemiştir. Bu araştırma neticesinde çörek otu yağının alkolün sebep olduğu mide tahrişlerine karşı etkin koruyucu bir tesiri olduğunu ortaya koymuştur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-8632950563179094753?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8632950563179094753'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8632950563179094753'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otlu-mide-hastalklar-tedavisi.html' title='Çörek Otlu Mide Hastalıkları Tedavisi'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-6061280177233327927</id><published>2009-09-22T08:00:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T08:01:33.546-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otuyla İshal ve Nefes Darlığı Tedavisi</title><content type='html'>Çörek otu özünün nefes borusunu genişletici ve adalelerini gevşetici (spasmolytic) etkisini öğrenmek için laboratuar çalışması yapmıştır.Yapılan çalışma, çörek otu yağının kalsiyum salgılanmasını engelleyerek adaleleri gevşetici ve nefes borusunu açıcı bir etkisi olduğunu ortaya koymuştur. Bu da çörek otunun şifalı bitkiler alanında bilinen etkisini açıklayan kuralı vermektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-6061280177233327927?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6061280177233327927'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6061280177233327927'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otuyla-ishal-ve-nefes-darlg.html' title='Çörek Otuyla İshal ve Nefes Darlığı Tedavisi'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-576553521054559779</id><published>2009-09-22T07:57:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T07:59:42.618-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes darlığının tedavisi'/><title type='text'>Çörek Otunun Nefes Darlığına Katkısı</title><content type='html'>Suud Üniversitesinden araştırmacılar çörek otu yağının antı enflamatuar etkisini kobay olarak kullandıkları Hint domuzunun (Guinea Pig) nefes borusu (Trachea) üzerinde araştırmışlardır. Araştırma neticesinde anti enflamatuar etkinin nefes borusu adaleleri üzerinde gevşetici bir role sahip olduğunu görmüşlerdir. Bir başka ifadeyle çörek otu yağının anti enflamatuar özelliğinin nefes borusu adalesini genişlettiği ortaya çıkmıştır. Bu da nefes darlığının tedavisine yardımcı olmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-576553521054559779?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/576553521054559779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/576553521054559779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otunun-nefes-darlgna-katks.html' title='Çörek Otunun Nefes Darlığına Katkısı'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-8270420809075021289</id><published>2009-09-22T07:56:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T07:57:35.983-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='egzama hastalığı'/><title type='text'>Çörek Otu Ve Alerji</title><content type='html'>Bu alerjik hastalar, çörek otu yağı ihtiva eden kapsüllerden günlük 40- 80 mg. arası verilerek tedavi edilmişlerdir.Hastalardan bu deney süresince özel ölçüm araçlarıyla kendilerindeki belirtileri kaydetmeleri istenmiştir.İmmunglobilin- E (IgE) ölçümü gibi laboratuar tetkikleri ile hastaların akyuvar sayısı, cortizol hormon düzeyi, iyi huylu (HDL) ve kötü huylu (LDL) kolesterol düzeyleri ölçülmüştür. Yapılan çalışmalar astım veya alerjik burun iltihabı ya da egzama hastalığına yakalanmış kişilerde belirtilerin iyiye doğru gittiğini ortaya koymuştur. Bu hastalarda trigliserid düzeyi hafif miktarda düşmüş, buna karşılık faydalı kolesterol düzeyi açık biçimde yükselmiştir. Diğer yandan da cortizol veya lenfositlerde kayda değer bir etki görülmemiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-8270420809075021289?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8270420809075021289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8270420809075021289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-ve-alerji.html' title='Çörek Otu Ve Alerji'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-1635087059616777278</id><published>2009-09-22T07:52:00.001-07:00</published><updated>2009-09-22T07:52:43.011-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu Şeker Hastalığından Korurmu</title><content type='html'>Türkiye 100. Yıl Üniversitesinden araştırmacılar şeker hastalığına yakalattıkları 50 fare üzerinde deney yapmışlardır. Bunu farelere karın zarından (periton) girerek streptozotocin maddesi vererek yapmışlardır. Bundan sonra fareler iki gruba ayrılmıştır. Birinci gruba otuz gün süre ile her gün karın zarından (periton) uçucu çörek otu yağı verilmiştir. Diğer gruba ise çörek otu yağı içermeyen tuzlu bir sıvı verilmiştir. Araştırmacılar şeker hastalığına yakalanmış farelerde çörek otu yağının kanda şeker oranını düşürdüğünü ve insülin miktarını arttırdığını tespit etmişlerdir. Ayrıca çörek otu yağı insülin salgılanmasından sorumlu pankreasta beta hücrelerini harekete geçirip, çoğaltmıştır. Bu da çörek otunun şeker hastalığının tedavisinde yardımcı olabileceğini ortaya koymaktadır. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Japonya'da yapılıp 2002 Aralığında Ress Vet Sci Dergisinde yayınlanan bir çalışmada araştırmacılar çörek otu yağının şeker hastalığına yakalandırılan farelerde insülin salgısını arttırdığını tespit etmişlerdir. Deney farelerinde çörek otu yağı kanlarında şekerin düşmesine yol açmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-1635087059616777278?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/1635087059616777278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/1635087059616777278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-seker-hastalgndan-korurmu.html' title='Çörek Otu Şeker Hastalığından Korurmu'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-6684778709416731349</id><published>2009-09-22T07:49:00.002-07:00</published><updated>2009-09-22T07:50:44.850-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu  Meme Kanserinden Korurmu</title><content type='html'>Mississipi Üniversitesinde yapılan ve Bio Med Sci Instrum Dergisinde 2003 yılında yayınlanan bir çalışmada araştırmacılar çörek otu özü kullanmanın meme kanseri hücrelerini yavaşlatmadaki etkisini ortaya koymuşlardır. Bu çalışma bu alanda daha fazla çalışmanın kapısını aralayacak niteliktedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-6684778709416731349?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6684778709416731349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6684778709416731349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-meme-kanserinden-korurmu.html' title='Çörek Otu  Meme Kanserinden Korurmu'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-1653562275104474377</id><published>2009-09-22T07:49:00.001-07:00</published><updated>2009-09-22T07:49:53.495-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu Kolon Kanserinden Korurmu</title><content type='html'>Mısır Tanta Üniversitesinden araştırmacılar bu soruya cevap vermeye çalışmış ve araştırmalarını 2003 Şubatında Nutr Cancer Dergisinde yayınlamışlardır. Araştırmacılar 45 fareye kolon kanserine yol açan kimyasal madde vermişler, 30 fareye de ağız yoluyla çörek otu yağı içirmişlerdir. Deneyin yapılmasından on dört hafta sonra çörek otu yağı verilen farelerde kolon, karaciğer veya böbrek üzerinde herhangi bir kanserli değişiklik olmadığını görmüşlerdir. Bu da bize çörek otunun uçucu yağının kolon kanseri oluşumunu engellemedeki gücünü göstermektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-1653562275104474377?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/1653562275104474377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/1653562275104474377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-kolon-kanserinden-korurmu.html' title='Çörek Otu Kolon Kanserinden Korurmu'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-2247971046840421327</id><published>2009-09-22T07:48:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T07:49:05.951-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu Karaciğer Kanserinden Korurmu</title><content type='html'>Sri Lanka Kelaniya Üniversitesinden uzmanlar diethylnitrosamine vererek karaciğer kanseri oluşturdukları 60 fare üzerinde araştırma yapmışlardır. Bu farelerden bir grubuna çörek otundan bir karışım verilirken, diğer gruba sadece ot verilmiştir. Daha sonra araştırmacılar bu fareleri on hafta süreyle izlemeye almışlar ve deney farelerinde karaciğer dokusunu inceledikten sonra kanser etkisinin şiddetinin çörek otu karışımı ile tedavi edilen farelerde daha az olduğunu ortaya koymuşlardır. Araştırmacılar buradan bu çeşit maddelerin karaciğeri kanserojen etkilerden korumada payı olduğu sonucunu çıkarmışlardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-2247971046840421327?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/2247971046840421327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/2247971046840421327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-karaciger-kanserinden-korurmu.html' title='Çörek Otu Karaciğer Kanserinden Korurmu'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-6332532315922193198</id><published>2009-09-22T07:46:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T07:48:09.417-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu Ve Karaciğer</title><content type='html'>Bilindiği üzere çörek otu yağı, karaciğeri bazı zehirli türlere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir. Çörek otunun halk tarafından karaciğer hastalıklarında şifalı bitki olarak kullanılmakta olduğunu da bilmekteyiz. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bundan dolayı Demmam Kral Faysal Üniversitesinden Dr. el-Ğâmidî, yaptığı bir çalışmada çörek otu çözeltisinin fareler üzerinde karaciğeri carbon tetrachloride adındaki zehirli maddeye karşı korumadaki etkisini ortaya koymuştur. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu araştırma 2003 Mayısında Am J. Clin Med Dergisinde yayınlanmıştır. Yapılan çalışma göstermiştir ki çörek otu çözeltisi, karaciğer üzerine carbon tetrachloridin zehirli etkisini azaltıcı bir sonuç vermektedir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çörek otu verilen farelerde karaciğer enzim düzeyi daha düşük çıkmıştır. Bunun yanında karaciğer dokusu üzerine zehirli maddelerin etkisi ise daha az görülmüştür. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bir başka araştırma 2003 Eylül'ünde Phytother Res Dergisinde yayınlanmıştır. Bu makalede araştırmacılar carbon tetrachloride gibi zehirli maddeler verilen farelerde çörek otu tedavisi neticesinde karaciğer tahribatının daha az olduğunu ortaya koymuştur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-6332532315922193198?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6332532315922193198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6332532315922193198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-ve-karaciger.html' title='Çörek Otu Ve Karaciğer'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-2458551580390484454</id><published>2009-09-22T07:44:00.001-07:00</published><updated>2009-09-22T07:44:58.889-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='corek otunun yararları'/><title type='text'>Çörek Otunun Faydaları</title><content type='html'>Çörek otu, son iki yıldan bu yana daha önce görmediği kadar bir ilgiyle karşılaşmıştır. Bu konuda zaman zaman bazı çalışmalar yayınlanmıştı. Ancak geçen son iki yıl zarfında güvenilir uluslar arası dergilerde onlarca ilmî araştırma yayınlandı. Bu araştırmaların büyük bir kısmı hayvanlar üzerinde yapılmışsa da çörek otunun faydası üzerine gerek doğuda ve gerekse batıda yayınlanan araştırmaların insanı hayrette bırakacak sayıda çok olması ve çeşitliliği gerçekten ilgi uyandırmaktadı r . Hz. Peygamber ( s.a.v) "Size çörek otunu tavsiye ediyorum. Çünkü onda ölüm hariç her derdin devası bulunmaktadır" buyururken nasıl uyandırmaz ki! Gerçekten laboratuar araştırmaları, çörek otunun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve buna bağlı olarak vücudu tahrip eden mikroplara ve virüslere karşı gücünü, ayrıca kansere karşı direncini artırdığını ortaya koymuştur. Bugün A merika'nın en büyük enstitüsünde Dr. Ahmed el-Kâdî ve Dr. Üsame Kandil ileri safhadaki kanser ve aids hastalarına bala katılmış çörek otu vermektedirler. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Londra Kings College Üniversitesinde yapılan bir çalışma 1997 yılında yayınlandı. Yapılan araştırmada çörek otunun iki çeşit yağ ihtiva ettiği ortaya kondu. Bunlar % 0.45 oranında anti enflamatuar (iltihap önleyen) özelliğe sahip olan uçucu yağ, diğeri ise % 33 oranında sabit yağdır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Araştırmacılar çörek otunun uçucu yağının romatizma gibi, eklem hastalıkları iltihabını hafifletmede etkin olduğunu ortaya koymuşlardır. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Londra Kings College Üniversitesinde yapılan bir araştırma, çörek otunun bazı mikropların etkinliğini yavaşlattığını ve iltihap oluşmasını engelleyici bir özelliğe sahip olduğunu ortaya koymuştur. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çörek otunun nefes darlığı ve solunum yolları iltihabının tedavisinde faydalarına işaret eden bir araştırma yapılmıştır. Bir başka araştırmada çörek otu özünün meme, prostat, cilt kanseri gibi bazı kanser türlerinde kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlatmayı başardığı ortaya konmuştur. Bir başka araştırma çörek otunun fagositik (phagocytic) hücrelerinin candida albicans adındaki bir çeşit mantar türünü yutma gücünü arttırdığını ortaya koymuştur. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu makalede bu alanda yayınlanmış yeni çalışmalardan birkaçına değinmek istiyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-2458551580390484454?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/2458551580390484454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/2458551580390484454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otunun-faydalar.html' title='Çörek Otunun Faydaları'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-7171178825413554472</id><published>2009-09-22T07:42:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T07:43:44.435-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çörek Otu etkisi ve kullanımı'/><title type='text'>Çörek Otu Kullanımı</title><content type='html'>Doğu ülkelerde yaygın bir şekilde yemeklerde lezzet verici bir baharat olarak kullanılırdı. Mısırlılarda yaygın olarak ekmeklerinde kullanırlardı ve bereketli bir besi olduğuna inanarak, keke benzer şekerlemelerine çörek otu koyarlardı. Hindistanda, aynı zamanda haşaratlardan uzak tutmak için, çamaşırlarının arasına çörek otu koyarlardı. Ve oranın yerli doktorları, çörek otunu tıbbi olarak, karın gazı giderici, hazımsızlık ve bağırsak hastalıkları tedavisinde kullanırlar. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çörek otu 2000 seneden daha uzun bir zamandır Ortadoğu ve Uzakdoğu ülkelerinde doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır. 1959 yılında ed-Dahahnî ve arkadaşları çörek otu yağından Nigellone bileşimi elde etmişlerdi. Çörek otu çekirdekleri içeriği %40 oranda sabit yağ, %1,4 oranında uçucu yağlar, %15 oranında aminoasitler, protein, kalsiyum, demir, sodyum ve potasyumdan meydana gelmiştir. İçeriğindeki en önemli diğer bileşimler ise thymoquinone, dithymoquinone, thymohydroquinone ve thymol’dur. Çörek otunun bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi 1986 yılında ABD’de Dr. El-Kadı ve ekibinin araştırmaları sonucu ortaya çıktı. Bu araştırmayı dünyanın çeşitli bölgelerinde bu bitki ile ilgili farklı araştırmalar izledi. Dr. El-Kadı çörek otunun bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi olduğunu tespit etti: Yardımcı T-hücreleri ortalama %72 oranında, doğal savaşçı hücrelerin başarı oranı ise %74 oranında artmıştır. Bazı modern çalışmalar da Dr. El-Kadı’nın araştırma sonuçlarını desteklemektedir:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;            Medical Immunity Dergisi’nin Ağustos 1995 sayısında, çörek otunun insan vücudunda bulunan lenf hücreleri ve akyuvarlardaki çoklu kök hücrelerin faaliyeti üzerindeki etkisinden söz edilmiştir. Bu derginin Eylül 2000 sayısında laboratuar fareleri üzerinde yapılan deneylerden hareketle çörek otu yağının cytomegalo virüsüne (CMV) karşı koruyucu etkisi olduğundan söz eden bir araştırma yayımlanmıştır. Çörek otu yağı anti virüs olma özelliği bakımından araştırılmış, virüse yakalanılan erken dönemde kazanılan bağışıklık ölçülmüş, katil hücrelerin sınırlandığı görülmüştür.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;            Avrupa’da yayınlanan Kanser Dergisi Ekim 1999 sayısında fareler üzerinde yapılan araştırmalarda thymoquinone bileşiminin mide kanserine etki ettiğine dair bir makale yayınlamıştır. Kanser Karşıtı Araştırmalar Dergisi’nin Mayıs 1998’de yayınladığı makalede ise çörek otu özünün kanserli tümörlere karşı etkili olduğundan söz edilmiştir. Medical Ethanol Dergisinin Nisan 2000 sayısında çörek otu çekirdeklerinden elde edilen ethanolün bağışıklık sistemi üzerindeki yüksek tesirlerinden bahsedilmiştir. Tıbbî Bitkiler Dergisi’nin ise Şubat 1995 sayısında çörek otu yağının ve thymoquinone bileşiminin beyaz kan hücreleri üzerindeki etkisi ele alınmıştır. Bu alanda daha birçok araştırma bulunmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-7171178825413554472?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/7171178825413554472'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/7171178825413554472'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu-kullanm.html' title='Çörek Otu Kullanımı'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-8169174397961742127</id><published>2009-09-22T07:40:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T07:42:09.444-07:00</updated><title type='text'>Çörek Otu</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;img src="http://www.50mucizebitki.com/img/corekotu_o.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;Bu bitki biraz sert, dimdik, dalları ayrık ve tanelidir. Yapraklarının dipleri gri-yeşil ve çiçeklerin ucu gri-mavi ve gerisi yabansıdır. Tohum damarları dişlidir. Biraz küçük olmasıyla beraber tohumları dolgun ve basıktır. Geneli 3 köşeli olmak üzere iki tarafı yassı ve bombeli bir şekildedir. Siyah veya kahverengi haricinde, beyaz olanın içerisi yağlı ve dayanıklıdır. Hint cevizine benzer hoş, güzel bir kokusu ve keskin baharatlı bir tadı vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-8169174397961742127?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8169174397961742127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8169174397961742127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/corek-otu.html' title='Çörek Otu'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-8102485951340808013</id><published>2009-09-01T00:08:00.000-07:00</published><updated>2009-09-01T00:13:11.930-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kolesterol dostu ceviz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sigil giderici'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iktidarsızlığın çaresi ceviz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cevizin sağlık açısından faydaları'/><title type='text'>Ceviz</title><content type='html'>&lt;img src="http://www.50mucizebitki.com/img/ceviz2.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel çalışmalar sonucunda cevizin damar koruyucu, ishal kesici, cildi temizleyici, siğil giderici, hipoglisemik, antifungal (mantar hastalıkları tedavisi), antiviral (virüs infeksiyonlarına karşı olan etki), tümör engelliyici özelliklerinin olduğu belirlenmiştir. Ceviz kanın pıhtılaşmasını önler, kan dolaşımını düzenler, kan pıhtılarını bozar, antialerjik özellik gösterir, karaciğer fonksiyonlarını düzenler, protein sentezini teşvik eder, serum kolesterolünün azalmasını sağlar, bağışıklık fonksiyonları korur ve anormal antikor oluşumunun engeller. Son epidemiyolojik çalışmalar, sert kabuklu meyvelerin kalp-damar hastalıklarının neden olduğu ölüm oranlarını azalttığını ve bu etkinin, yaş, egzersiz, sigara, alkol, diyetteki yağ oranı, lif, meyve, sebze ve vitamin E ile ilişkili olduğunu göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Kolejinin Kardiyoloji gazetesinde, yeni yapılan bir araştırma yayınlandı:&lt;br /&gt;“Yemeklerden sonra ceviz yemek, vücuttaki sağlığa zararlı yağları ve kan damarlarındaki yağların bozucu etkilerini azaltabiliyor.”  Barcelona Hastanesi Kliniğinde yapılan araştırmalarda, çalışmayı 24 katılımcı yürüttü. Yarısı normal kolestrol seviyesinde, diğer yarısının  da orta  ölçünün daha yüksek düzeyinde kolestrolü vardı. Bir haftada her bir gruba, salam ve peynir olmak üzere yağ oranı yüksek iki besin yedirildi. Bir öğün yemek boyunca araştırmacılar yemeğe 5 çay kaşığı zeytin yağı ekledi. Araştırmacılar haftanın sonuna kadar, diğer öğüne 8 kabuksuz ceviz ilave ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Testler sonrasında, yüksek doymuş yağ oranı olan yemeklerde, zeytin yağı ve cevizlerin atardamarlardaki tehlikeli iltihap ve oksitlenmeyi her öğün sonrasında azaltmaya yardımcı olduğunu görüldü. Buna rağmen cevizler zeytin yağından farklıdır. Ceviz, aynı zamanda atardamarların, elastikiyet ve esnekliğini korumaya yardımcı olur. Eşit olarak daha yüksek kolestrolü olan katılımcılarda, cevizin bunlara yardımcı olduğu görülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.50mucizebitki.com/img/ceviz5.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacıların öncüsü olan Dr. Emilio Ros, cevizlerin koruyucu etkileri olduğunu, çünkü bu sert kabuklu yemişin içerisinde ALA ve yüksek antioksidanlar *( serbest radikallerin hasarına karşı koruyucu maddelerdir. Bunlar bazı endojen enzimler, vitaminler “E,C, beta-karoten” ve minerallerdir), bitkiye dayalı omega 3 yağ asidi *( çoklu doymamış esansiyel yağ asidi. En çok balık yağında bulunur. Trombojenik ve inflamatuar cevabı baskılarlar) bulunduğunu söylemiştir. Cevizler aynı zamanda vücudu korumak için kullanılan bir amino asit* ( asidik ve bazik özelliklere sahip, NH2 ve COOH grubu içeren organik asittir. Makro besin öğelerinden proteinlerin en küçük yapı taşıdır. Aromatik a.a., tirozin, triptofan, methionin ve fenilalalinin oluşturduğu alt grup. Ağır karaciğer yetmezliğinde kan düzeyleri artar, dallı zincirli a.a. (branched chain a.a.) valin, lösin ve izolösin ismindeki amino asitlerin bulunduğu alt grup. Kas dokusunda metabolize edildikleri için ciddi stresteki hastalarda, travma ve sepsiste kullanılmaları önerilmektedir) olan arjinin, *( esansiyel olmayan bir amino asit. Proteinlerin hidrolizi ve sindirimi ile üretilir. Malbeslenme, stres, ağır travma gibi durumlarda esansiyel olur) ve nitrik oksit *( sindirilen organizmaları öldürmede, güçlü mikrobisidal ajan olarak makrofajlarda işlev gören, geniş aralıklı aktiviteye sahip bir biyolojik etkili molekül)  içermektedir. Ceviz, kan damarlarının esnekliğini korumak için de gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetiştirme ve kullanımı&lt;br /&gt;Dünyada  kereste üzerine, ticari anlamda türünün en önemli maddesi, Juglans regia(ceviz)’dir. Ceviz, başlıca yetiştirilen bir kerestedir. Bu türün yetiştirilme koşulları genellikle ılıman bölgelerde sağlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmaların gösterdiği üzere, ceviz, (ekim alanına) ekildiğinde Elaeagnus × ebbingei gibi içeriğinde bir nitrojen tespit edilmiştir. Ağacının  canlılık etkisi verebildiği ve birkaç araştırmanın sonuçlarına göre %30 oranında çevre ölçümü ve yüksekliğinde artış görülmüştür *(Hemery 2001).&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.50mucizebitki.com/img/ceviz_pikan.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Fındık ve ceviz gibi sert kabuklu yemişler yetiştirileceği zaman, ekilecek yerler tozlaşmanın amacına uygun olarak dikkatle seçilmelidir. Bununla beraber bazı ekinler “bereketli özellikleriyle” pazarlanır. Ceviz gibi sert kabuklu yemişler tozlaşma gibi ortak bir farklılıkları olduğundan genellikle diğer yemişlerden daha iyi pazarlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceviz yemek için 10 neden&lt;br /&gt;Alzheimera, uykusuzluğa, kolesterole bire bir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Kolesterolden hiperaktiviteye, Alzheimer’dan uykusuzluğa, diyabetten felçe kadar her derdin çaresi mucize bitki cevizde gizli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahramanmaraş Ziraat Fakültesi Öğretim Üyeleri Yrd. Doç. Dr. Mehmet Sütyemez ve Yrd. Doç. Dr. Muharrem Ergun cevizin insan sağlığına faydaları konusunda bir rapor hazırladı. Dünyada ve Türkiye'de 10 yıldır yapılan klinik ve bilimsel çalışmaların sonuçlarına dayanılarak hazırlanan raporda, cevizin faydalarıyla ilgili olarak şunlar kaydedildi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Cevizdeki omega-3 yağ asitleri kalp hastalıklarını, inmeyi, diyabeti, yüksek kan basıncını ve klinik depresyonu azaltıyor. Kolesterol seviyesini düşürüyor, kalp atışlarında düzensizliği önlüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Cevizdeki fitosteroller, kalın bağırsak, göğüs ve prostat kanseri gibi kanser türlerinden korunma sağlıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Kolesterolün damarları tıkama aşamasında önemli bir adım olan şişme ve kızarıklığı azaltabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Cevizdeki l-arginin kan damarlarının iç tarafının pürüzsüz ve düzgün olmasını sağlayarak kan-damar sistemini rahatlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-Beyne benzeyen ceviz, kavrama ve anlamayı geliştiriyor. Asya'da ceviz beyin gıdası kabul ediliyor ve öğrenciler, sınavlardan önce ceviz yiyerek notlarını yükseltebileceklerine inanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-Omega-3 yağ oranı düşük çocuklarda hiperaktiflik ve davranış bozuklukları, uyku düzensizlikleri gözlemleniyor. Ceviz, bu sorunları önleyen omega-3 bakımından çok zengin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-Cevizdeki yağ profili, fitosteroller safra taşının önüne geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-Cevizdeki melatonin gece çalışan ve zaman farkından dolayı uyku düzensizliği çeken kişilerde uyuma rahatsızlıklarını ortadan kaldırabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-Cevizin parkinson ve alzheimer gibi hastalıkların gelişimini erteleyebileceği veya azaltabileceği ileri sürülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10-Ceviz, antioksidan savunmada önemli manganez ve bakır içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceviz beynimizin en iyi dostu&lt;br /&gt;Kafatasını andıran sert kabuğu, içini kırınca üzerindeki ince zarı ve kıvrımlı yapısıyla her ceviz görüşümde aklıma beyin gelir. Acaba ceviz 'Ben beyin gıdasıyım' mı demek istiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerdiği linoleik ve alfa linoleik asit, E ve B6 vitaminleri nedeniyle ceviz, sinir sistemimiz için mükemmel bir besin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafatasını andıran sert kabuğu, içini kırınca üzerindeki ince zarı ve kıvrımlı yapısıyla her ceviz görüşümde aklıma beyin gelir. Acaba ceviz bu benzerliğiyle bize “Ben beyin gıdasıyım” mı demek istiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski çağlardan beri ceviz beyin yorgunluğu için önerilen bir gıda olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten ceviz bu ilginç benzerliğin ötesinde tam bir “beyin destekleyicisi”. İçerdiği linoleik ve alfa linoleik asit, E ve B6 vitaminleri nedeniyle sinir sistemimiz için mükemmel bir besin. Günümüzde milyonların derdi olan depresyona karşı savaşta da ceviz iyi bir yere sahip. Cevizin hafif antidepresan özelliği, içindeki 'triptofan’dan kaynaklanıyor. Triptofan, beynimizde duygu durumunu kontrol eden önemli bir beyin kimyasalı olan serotonine dönüşerek etki yapıyor. Yatmadan önce yiyeceğiniz yarım avuç içi kadar cevizin içindeki triptofan, iyi uyumanıza yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceviz gibi faydalı başka kuruyemişler de var beyin için. Kabak çekirdeği ve ayçiçeği çekirdeği yine triptofandan zengin kuruyemişlerden. Bunlar da hafif depresyon ve uykusuzluğu gidermenin doğal yardımcıları. Ayçiçeği çekirdeklerinde ayrıca bol miktarda tiamin adı verilen, bellek ve beyin işlevleri için önemli bir B vitamini var. Üzüm çekirdeklerinden elde edilen proantosiyanidin de beyin ve merkez sinir sistemindeki zararlı yan ürünleri temizleyerek korur. Ayrıca kan damarları ve dolaşım üzerindeki olumlu etkisiyle beyin dokusunun kanlanmasını artırmada ve zihinsel fonksiyonların sürdürülmesinde yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceviz ağacı, aspirinini kendi üretiyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceviz ağaçlarının, kuraklığın ya da aşırı sıcakların etkilerini en aza indirmek için aspirine benzer bir "ilaç" salgıladığı ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Atmosfer Araştırmaları Merkezinden Thomas Karl, ateş ya da iltihaba karşı aspirin alan insanlardan farklı olarak bitkilerin, biyokimyasal savunmayı canlandıran ve zararları en aza indiren proteinlerin oluşumunu sağlayarak, kendi aspirinlerini üretme becerileri bulunduğunu belirtti.&lt;br /&gt;Karl, yapılan ölçümlerin, ceviz ağaçlarının kuraklığa, aşırı sıcaklara ya da başka stres etkenlerine tepki verdiğinde büyük miktarda bu kimyasal maddeden salgıladığını gösterdiğini ve bunun atmosferde saptanabildiğini söyledi.&lt;br /&gt;Bilim adamları uzun zamandır, bitkilerin laboratuvar ortamında, aspirinin bir tür kimyasal şekli olan metil salisilat üretebildiğini biliyordu. Ancak bugüne dek ekosistemde bu madde saptanmamış ve bitkilerin atmosfere metil salisilat yayıp yaymadığı araştırılmamıştı.&lt;br /&gt;Böylece bitkilerin çevreye tepkisi ve bitkilerin hava kalitesine etkisine ilişkin yeni araştırmaların yolu açılmış oldu. Bu olayın, ayrıca çiftçilere ürünleri konusunda da ipucu verebileceği belirtildi.&lt;br /&gt;Ulusal Bilim Vakfının maddi destekte bulunduğu araştırma, "Biogeoscience" dergisinin son sayısında yayımlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ceviz her derde deva...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pikan cevizi içerisinde yüzde 70-71 oranında yağ var. Pikan cevizi, bir çok kalp damar hastalıkları ve kolesterol kontrolünde çok faydalı bir ürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı Akdeniz Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü (BATEM) Müdürü Suat Yılmaz, ana vatanı Orta Amerika olan Pikan cevizi fidanının Türkiye'de sadece BATEM bünyesinde yetiştirildiğini ve diğer bölgelere gönderildiğini belirterek, bu cevizin, bir çok kalp damar hastalıkları ve kolesterol kontrolünde çok faydalı olduğunu bildirdi.&lt;br /&gt;BATEM Müdürü Suat Yılmaz, düzenlediği basın toplantısında, Pikan cevizi ve çeşitlerini tanıttı. Pikan cevizinin Türkiye'de yaygın olmadığını, fidanının sadece BATEM bünyesinde yetiştirildiğini kaydeden Yılmaz, Pikan cevizinin ana vatanının Orta Amerika olduğunu söyledi. Bu cevizin sıfırın altında 6 dereceye kadar dayanıklılık gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, Pikan cevizinin dünya üzerindeki üretiminin yaklaşık 250 bin ton civarında olduğunu, yeni bir ceviz olması nedeniyle Türkiye'deki üretimi konusunda henüz bir bilgiye sahip olmadıklarını belirtti.&lt;br /&gt;Pikan cevizi konusunda Türkiye'de ilk çalışmaların 1950'li yıllarda başladığını, ilk ciddi çalışmaların ise 1970'li yıllarda yapıldığını anlatan Yılmaz, ''Uzun yıllar yapılan çalışmalar sonucunda şu an en az beş çeşidin Türkiye'ye uyum sağlayabileceğini tespit ettik'' dedi.&lt;br /&gt;Yılmaz, Pikan cevizinin Türkiye'de daha çok sahil kesiminde yetiştiğini, yüksek alanlarda yetişip yetişmeyeceği konusunda henüz bir fikirleri olmadığını kaydetti. Pikan cevizinin, fidanının dikilmesinden beş yıl sonra ürün vermeye başladığını ve 250-300 yıl kadar yaşadığını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:&lt;br /&gt;''Bu süre 500 yıla kadar da çıkabilir. Dekar başına 15-20 adet fidan dikilmesi halinde her bir ağaçtan 50-100 kilogram ürün elde edilebilir. Pikan cevizi içerik yönünden de çok zengin. İçerisinde yüzde 70-71 oranında yağ var. Bu yağın yüzde 93'ünden fazlası doymamış yağ asidi. Bu ne demek? Bu şu demek: Pikan cevizi, bir çok kalp damar hastalıkları ve kolesterol kontrolünde çok faydalı bir ürün.''&lt;br /&gt;Bu yıl 3 binin üzerinde Pikan cevizi fidanı üretiklerini bildiren Yılmaz, dört çeşit ve bir anaç türün tescil işlemlerini yaptırdıklarını ve şu an enstitünün Pikan cevizinin bu beş türünü ürettiğini kaydetti. Yılmaz ''Amacımız Türkiye'ye yeni yeni ürünleri tanıtmak, ülkemizin mevcut zenginliklerini ortaya koymak'' dedi.&lt;br /&gt;Pikan cevizi birinci sınıf fidanların tanesi 20 TL'den satıldığını vurgulayan Yılmaz, bu cevizin aşılama işlemenin zor olduğunu ve ustalık gerektirdiğini, üretmek isteyenlere yardımcı olabileceklerini söyledi. Yılmaz, Pikan cevizinin Türkiye'deki diğer ceviz türlerine aşılanamadığını, aşılansa dahi Türkiye'deki ceviz türlerinin yaşadığı soğuk alanlarda, ılıman iklimde yetişen Pikan cevizinin zarar göreceğini anlattı.&lt;br /&gt;Yılmaz, BATEM'de üretilen Pikan cevizini, kilogramını 10 TL'den satışa sunduklarını, son zamanlarda Pikan cevizine talebin arttığını, az bulunduğu için de pazar sorunu olmadığını sözlerine ekledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-8102485951340808013?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8102485951340808013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8102485951340808013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/ceviz.html' title='Ceviz'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-2117926482536384636</id><published>2009-09-01T00:01:00.000-07:00</published><updated>2009-09-01T00:03:34.910-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='at kuyrugunun yararları'/><title type='text'>At Kuyruğu</title><content type='html'>&lt;img src="http://www.50mucizebitki.com/img/atkuyrugu2.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Yetişme özellikleri : Hava durumuna dayanıklı biçimde oynak eklemli dalları vardır. İki farklı şekildedir.Birincisi, ilkbaharın başında bilya yatağı şeklinde gelişen, basit, yalın verimsiz bir saptır. İkinci dalında ince halkalar biçiminde dizilmiş yaprakları vardır, yeşil eklemlidir. Kökler, rhizomatous ve yumru kökten ibarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçekleri : Pek çiçeği yoktur, fakat bir külah biçiminde, ¾ - 1 ½  inç arası uzunluklardadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyve ve tohumları : Spor ile çoğalır. Spor keseleri aşık sarı toz halindedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaprakları : Küçük ve pul biçiminde, geneli yeşil olmayan, yaprakları halka şeklinde dizilmiş ve tohumunun etrafı zırhlı, birleşik tabanlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekolojik (çevrebilimsel) bakımdan uyarlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Çayır atkuyruğu otu, ormanlık alanlarda, tarlalarda, çayırlarda ve bataklıklarda ve derenin yanındaki nemli topraklarda,nehirlerde,göllerde ve deprem bölgelerinde (karışıklığın hüküm sürdüğü bölgelerde) bulunur. Çayır atkuyruğu otu genellikle nemli yerlerde bulunur. Fakat aynı zamanda kuru, yol kenarı, demir yolundaki toprak set ve çukurlar gibi verimsiz yerlerde de bulunabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Atkuyruğu otu, yoğun neme karşın duyarlıdır; kurak koşullarda ise yeni filizlerin oluşumunda azalma görülür.&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.50mucizebitki.com/img/atkuyrugu1.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Toprakları : yağmurlu topraklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortak Türleri : Batlık hasırotu, bataklık otu (saz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanımı ve idaresi :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Amerikan yerliler ve eski göçmenler atkuyruğu otundan çay yapıp, diyuretik (idrar söktürücü) olarak kullanırlardı. Çayır atkuyruğu otu, atlar için bir öksürük ilacı olarak kullanılırdı. Atkuyruğu otundan, iri ve sert tüylü olan oklu kirpilerden korunmak için, hayvan inleri ve giysiler boyanırdı. Nesneleri temizlemek ve cilalamak için kullanılırdı. Taze filizler pişmiş ya da çiğ olarak yenilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Atkuyruğundan elde edilen çekilmiş silis ile yeniden mineralleştirme ve diyuretik (idrar söktürücü) için kullanmak üzere ilaçlar üretilmiştir.Biojenik silislerin diğer kullanımları endüstriyel ilaçlar olarak (aşındırıcı, diş macunu, kumaş koruyucu, optik lifler, boya koyulaştırıcı) deterjan ve temizleyici olarak kullanılabilir.1970’lerde yaygın bir şekilde eczada, yapraklarının kokusu parfüm olarak kullanılırdı fakat şimdilerde çok az kullanılmaktadır. Bunlar yemeklere lezzet vermek ve yemek tadının güzelleşmesi için de kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.50mucizebitki.com/img/atkuyrugu3.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Atkuyruğu ( Equisetum arvense ),  kırkilitotu , zemberekotu , çamotu , kırkboğum , tilkikuyrığu ve katırkuyruğu olarak da tanınır. İlkbahar başlangıcında, derinlere kök salmış olan köksaptan, önce spor taşıyıcı kahverengi başak sapları çıkar. Düzgün yapılı küçük çam ağaçlarını andıran 40-50cm boyundaki yeşil yaz kuyruğu ise daha sonra çıkar.Çok yıllık, otsu ve çiçeksiz bitkilerdir. Gövdesi silindir biçiminde, dallı veya dalsız, yeşil veya esmer-yeşil renkli, sert ve içi boştur. Yaprakları çok  küçük, pul biçiminde ve sivri uçludur. Spor ile çoğalırlar.Spor keseleri verimli gövdelerinin uçlarında başak şeklinde toplanmışlardır. Türkiye'de 7 kadar türü yetişmektedir. Saponin , %60-70 silisilik asit , potasyum tuzları , tanen ve az miktarda alkaloitler (palustrin, nikotin ve diğerleri) içerirler. Atkuyruğu , tarlalarda, dere kıyılarında ve eğimli arazilerde yetişir. Balçıklı toprakta yetişenleri en şifalı olanlarıdır. Yetiştiği yere göre %60-70 silisik asit içerir ve bu oran onun şifalı etkinliğini arttırır. Doğal olarak, yapay gübre kullanılan tarlalardan toplanılmaması gerekir. Dalları en ince olan atkuyruğu cinsi genellikle ormanlarda ve orman kıyılarında yetişir. Bu cins de şifalıdır. Bataklık, karasuluk yerlerde ve dağlık meralarda yetişen, parmak kalınlığında saplı ve yüksek boylu bitki ( Equisetum hiemale ) ise yalnızca dıştan, banyo katkısı (oturma banyosu) olarak kullanılmalıdır! Genç sürgünleri yiyen hayvanlarda, kan işemesi ile belirlenen zehirlenmeler görülür. Özellikle sığır ve atlar bu bitkiye karşı duyarlıdır. Kurutma ile zehirlilik etkisi azalmaz. İnsanlarda da aynı şekilde zehirlenme belirtileri görülmektedir. Bu nedenle dikkatle kullanılması ve belirtilen miktarların üzerinde kullanılmaması gereken bir drogdur. Çayı yapılacak bitkilerin, tarlalardan, orman kıyılarından ve dere kıyılarından toplanması gerekir. Çay için toplanacak bitkiler( Equisetum arvense) , 25-60 cm yükseklikte ve sapı 3-6 mm civarında olan türlerdir. Mayıs-Haziran döneminde, henüz canlı yeşil rengini korurken, sapın toprağa yakın bölümünden kesilir ve demetler halinde gölge ve havadar bir yere asılarak kurumaya bırakılır. İğne yapraklar gövdeden kolayca ayrıldığında kuruma tamamlanmış olur. Yapraklar ovuşturularak saptan ayrılır vebir örgüye serilerek 1-2 gün boyunca tam olarak kurumaya bırakılır. Sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu bitki, özellikle kanama durdurucu özelliği ve ağır mesane ve böbrek hastalıklarında sağladığı başarılar sayesinde eski çağlardan beri tanınmaktaydı. Atkuyruğu , kanamalarda, kan kusmalarda, mesane ve böbrek rahatsızlıklarında, taş ve kum rahatsızlıklarında, benzeri bulunamaz ve yeri doldurulamaz bir şifalı bitkidir. Eski rahatsızlıklarda, çürüyen yaralarda ve hatta kanser türü çıbanlarda bile atkuyruğu alışılmamış hizmetler sağlar. Genellikle, ıslak ve sıcak bitki nemli bezlere yatırılarak, hasta bölgeye kompres ( bitki lapası ) olarak uygulanır. İsviçreli herbalist Künzle’nin söylediğine göre ;"Tüm insanlar, bir yaştan sonra sürekli olarak atkuyruğu çayı içmelidirler." Tüm romatizma, gut ve nevraljik ağrılar böylece yok olur ve sağlıklı bir yaşlılık devresi yaşanabilir. Anlattığına göre, 86 yaşındaki bir adam, atkuyruğu buğu kompresi sayesinde korkunç taş hastalığından kurtulmuş ve daha uzun yıllar ağrı çekmeden yaşamış. Ayrıca şunları da ekliyor  Künzle : ”En ağır kanamalar veya kan kusmaları, atkuyruğu çayı içilerek en kısa sürede veya hemen iyileşir !” Ağrılı mesane üşütmeleri ve kramplara karşı, kaynatılmış bitkinin buğusu 10 dakika kadar mesane bölgesine uygulanır . Bu tedavi biçimi birkaç kere yinelendiğinde hastalık tümüyle atlatılır. Birdenbire işeyememe başlayarak ağrılar içinde kıvranan yaşlı kişiler, doktor tarafından idrar bir hortum aracılığı ile boşaltılmadan, bu buğu kompresleri sayesinde ağrılardan kurtulabilirler. Böbrek kumu, böbrek ve mesane taşlarında, sıcak atkuyruğu tam banyolar ı alınır ve aynı zamanda da atkuyruğu çayı içilir ve basınçlı bir biçimde boşaltabilmek için, idrar elden geldiğince tutulur. Taş, bu durumda genellikle düşürülür. Bu konuda almış olduğum mektuplar da, yukarıdaki önerileri onaylamaktadır. Bu kullanım biçimi sayesinde, böbrek taşları düşürülüyor ve daha sonra kişiler kendilerini çok iyi hissediyor ve hiçbir şikayetleri kalmıyor. Sıvı dışkılayıcı ilaçlar yetersiz kaldığında, atkuyruğu yardımcı olur. Örneğin, kalp dış zarında ve akciğer zarında su toplanması veya kızıl hastalığından sonraki böbrek düzensizliklerinde ve sıvı dışkılama düzenini bozan mikroplu hastalıklardan sonra. Sonuç olarak, onun böbrek ve mesane sistemi için dıştan ve içten kullanılabilen seçkin bir bitki olduğu söylenebilir. Böbrek çanağı iltihaplarında bir tek atkuyruğu katkılı banyo mucizeler yaratır. Bu durumda (yani yalnızca dıştan kullanmak için ), parmak kalınlığında sapı olan uzun boylu atkuyruğu , bataklık ve karasuluk bölgelerden toplanır ve böbrek çanağı iltihaplarında, dıştan kullanılarak, hemen etkisini gösterir. Yakın bir tanıdığım , ağır bir böbrek çanağı iltihabı yüzünden aylardır hastanede yatıyordu. Sağlığına ne zaman kavuşabileceği bir türlü belli olmadığı için, benden (M.Treben) yardım istedi. Atkuyruğu banyosu önerdim ona. Birkaç gün sonra aldığım mektupta şunlar yazıyordu : “Hayatımı kurtardın ! Hastaneden çıktım. Atkuyruğu banyosu tüm şikayetlerimi sona erdirdi ve bana yeni bir güç verdi.” Zor bir doğum sonrasında, genç annelerde bazen, görme bozukluklarına rastlanır ;çünkü doğum sırasında annenin böbrekleri bir hayli zorlanır. Atkuyruğu oturma banyoları , dıştan yaptığı etki ile böbreklerin kan dolaşımını yoğunlaştırarak, onların gözler üstündeki basınçların azalmasını ve böylece görme bozukluklarının giderek düzelmesini sağlar. Ünlü ılıca hekimi Dr.Bohn, bu bitkiyi övmekle bitiremez : “ Atkuyruğu , bir yandan kanama durdurucu özelliğe sahipken, öte yandan da, çok önemli bir böbrek ilacıdır. Atkuyruğu çayı içildikten sonra, bol miktarda koyu renkli idrar dışarı atılacaktır. Ödemlerde de etkisi çok çabuk görülen bir bitkidir.” Ödemi iyileştirecek ilaçlardan olumlu sonuç alındığında, tüm öteki bitki çayları bir tarafa bırakılarak günde 2-3 bardak atkuyruğu çayı gün boyuna yayılarak, yudumlanarak içilmelidir. Edinilmiş deneyimlere göre, ödem gerileyecektir. Kaşıntılı egzamalarda, kabuklu, iltihaplı, kılları dökülmüş olsa bile, atkuyruğu kaynama suyu ile yapılan banyolar veya kompresler büyük yardım sağlar. Kaynama suyu ile yapılan yıkamalar ve banyolar, dolamalara, bacaktaki açık yaralara, işleyen eski yaralara, kanser türü çıbanlara, fistüllere, kıl dibi iltihaplarına ve deri tüberkülozuna karşı başarılıdır. Dinmeyen burun kanamalarında, bitki kaynama suyu soğutulduktan sonra, kompres biçiminde buruna uygulanır. Kan dindirici olarak, akciğer, dölyatağı (rahim), basur ve mide kanamalarında, içten çay biçiminde kullanılır. Bu tür olaylarda doğal olarak, bitkinin uzun süre kaynatılması gerekir. Atkuyruğu çıban otu ile eşit karıştırılarak kullanıldığında, kan temizleyici özelliği sayesinde, atardamar sertliğine ve unutkanlığa karşı başarılı olacaktır. Kepekli saçlar, atkuyruğu kaynama suyu ile her gün yıkanır ve saç diplerine zeytinyağı ile friksiyon (ovarak sürme) yapılır. Kepekler kısa sürede yok olacaktır. Binbirdelikotu ile eşit oranda karıştırılarak demlenen atkuyruğu çayı günde 1-2 bardak içilip, akşamları da kuru yemek yendiğinde, yatağa işeme olayı önlenebilir.Bu çay aynı zamanda, bademcik iltihabı, ağız boşluğu ve dişeti kanamalarında ve iltihaplarında, fistüllerde ve polüplerde gargara biçiminde kullanılır. Kadınların beyaz akıntılarında, atkuyruğu oturma banyoları alınmalıdır. Bitkinin, kronik bronşit ve akciğer tüberkülozuna karşı oldukça etkili olduğu da hiçbir zaman unutulmamalıdır ! Düzenli çay içimi ile silisik asit alımı sayesinde akciğer tüberkülozu iyileşirken, bir yandan da, hastalığın yaratmış olduğu genel güçsüzlük durumu sona erer. Avusturyalı Biyolog Richard Willford’un belirttiğine göre, yeni araştırma sonuçları sayesinde, uzun süre düzenli biçimde atkuyruğu çayı içildiğinde, kötü karakterli şişliklerin (tümörlerin) büyümelerinin durduğu ve sonunda yok oldukları söylenebilir. Dölyatağındaki ve anüsteki polipler ve eklem sıvı kesesi iltihapları bile bu yöntemle geçirilebilir. Bu tür olaylarda atkuyruğu buğu kompresi ve oturma banyoları yardımcı olarak uygulanmalıdır. Bu buğu kompresleri , kramplı mide rahatsızlıkları, karaciğer ve safra kesesi düzensizliklerinde ve yukarı doğru oluşturdukları basınçla kalp çalışmasını etkileyen ağrılı birikimlerde yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.50mucizebitki.com/img/atkuyrugu_o.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;   Beni (M.Treben) arayan 49 yaşındaki bir çiftçinin ayak tabanında sert ve ağrılı bir yumru oluşmuştu ve adamcağız yürüyemiyordu. Ben ona, kötü karakterli tümörleri bile yok eden, atkuyruğu buğu kompreslerini önerdim. Üç gün sonra yine telefonla aradığımda, yumrunun tümüyle yok olduğu haberini aldığımdaki mutluluğumu düşünebilirsiniz. Ayak tabanının derisi biraz gevşek ve yumuşakmış, sert yumrudan ise hiçbir iz kalmamış. Tanrı'nın eczanesinden bir mucize daha ! Deneyimlerime göre en ağır bel kemiği sakatlıkları bile, eğer bir sinirin sıkışması sonucunda oluşmamışlarsa, atkuyruğu oturma banyoları ile iyileştirebilirler. Röntgen filminde, yaşlılık nedeniyle aşınmış eklemler saptanmış olsa bile, bu durum ağrı çekmeyi gerektirmez ! Hastalığında yukarı doğru basınç yapmaya başlayan bir böbreğin, bel kemiği boyunca uzanan sinirlere dayanması sonucu bu tür ağrılar oluşabilir. Bir atkuyruğu oturma banyosu, böbreklere derinlemesine yaptığı etki ile, onların yukarı doğru olan basınçlarını yok eder. 38 yaşındaki bir kadın üç yıldır bel kemiği tedavisi görüyordu. Fakat, iyileşmeyi beklerken, ağrıları daha da artmış, omuz ve boyun civarı öylesine sertleşmişti ki, sabahları yatağından kalkabilmek için, eşinin tavana monte ettiği bir askıya tutunmadan edemiyordu. Bu kadının  yalnızca bir tek atkuyruğu oturma banyosu aldıktan sonra tüm ağrılarından ve kas sertleşmelerinden kurtulduğunu okuyunca mutlaka şaşıracaksınız! Aynı durum, traktör sürücülerinin uğradıkları bel kemiği zararlarında da geçerlidir. Traktörün sallantısı bel kemiğini değil, böbrekleri rahatsız ediyor. Bu durumda hemen yukarı doğru oluşan basınç, atkuyruğu oturma banyoları ile ortadan kalkar. İsviçreli bir hanım, birkaç yıl boyunca, boynundan başlamak üzere, bir baston gibi hareketsiz kalmıştı. Her yıl ılıcalarda (kaplıca)  gördüğü tedavi yalnızca biraz yardımcı olduğu halde, kesin bir iyileşme olmuyordu. İnanmadığı halde, evine döndüğünde atkuyruğu oturma banyosu yapacağına bana söz verdi. Çok kısa bir süre sonra da, telefonda onun sevinçli sesini duydum. Sıcak atkuyruğu banyosundaki ilk on dakikadan sonra tüm tutuklukları yok olmuş. Kadının rahatsızlıkları böylece sona erdi ve yıllar boyunca bir daha görülmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Büyük Nevrolog Dr. Wagner- Jaureg, yazılarında şöyle diyor : “ Tüm sinir hastalarının üçte ikisi, eğer böbrekleri sağlıklı olmuş olsaydı, sinir kliniklerine girmek zorunda kalmazdı” Bu gerçeği öğrendiğimden beri, böbrek rahatsızlığından ötürü depresyonlar, saplantılar ve cinnet krizleri nedeniyle sağlıklarını yitirmiş kişilere atkuyruğu oturma banyoları önererek, onları akıl hastanelerinden kurtarmayı başardım. Bu tür olaylarda, ısırganotu ve civanperçemi yanı sıra, atkuyruğu çayı da, sabah ve akşam olmak üzere, günde iki bardak içilmelidir. Tüm belirtileri ile kanıtlanmış böbrek düzensizliklerinde, oturma banyoları taze atkuyruğu ile hazırlanmalıdır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanım Biçimleri :&lt;br /&gt;    Çay Hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki (ince saplı olan 3-6 mm, 25-60 cm yükseklik), orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 15-20 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak aç karnına veya öğün aralarında soğutulmadan içilir.&lt;br /&gt;Oturma banyoları: Daha önce de belirtmiş olduğum gibi, en iyisi, bataklık ve karasuluk yerlerde yetişen kalın saplı ve uzun boylu bitkinin (1-2 m) kullanılmasıdır. Bir banyo için, beş litrelik bir kova dolusu bitki gerekmektedir . Oturma banyolarında, böbrekler suyun içinde kalmalıdır. Banyo süresi 20 dakikadır. Banyodan sonra kurulanılmaz ve bir bornoza sarınarak bir saat kadar yatakta terlendikten sonra kurulanılarak, kuru iç çamaşırı giyilir. Oturma banyosu suyu, sonradan ısıtılarak, iki kere daha kullanılabilir.   4-5 litrelik bir kova dolusu taze bitki veya 100g kurutulmuş bitki, akşamdan 3-4 litre suya yatırılır. Ertesi gün kaynama derecisine kadar ısıtılır ve süzüldükten sonra küvet içindeki banyo suyuna eklenir. Banyo süresi 20 dakikadır! Banyo suyu böbreklerin üstüne çıkmalıdır. Banyodan sonra kurulanılmamalı ve bir bornoza sarınarak yatakta dinlenilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitki Buğu Kompresi : İki avuç dolusu ince kıyılmış bitki bir süzgece koyularak, içinde su kaynamakta olan bir kabın üstüne yerleştirilir ve üstü kapatılır. Kompresin soğumamasına özen göstermek gerekir! Birkaç saat veya gece boyunca etkilememeye bırakılır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lapa kompresi: Taze bitki iyice yıkanır ve bir tahta tablanın üstünde lapa haline gelene kadar ezilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Referanslar:&lt;br /&gt;1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık", Maria Treben&lt;br /&gt;2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.&lt;br /&gt;3- "Bir Yudum Sağlık",N.Eröztürk, Anahtar yayınları,200&lt;br /&gt;Mesane, böbrek, taş ve kum rahatsızlıkları için&lt;br /&gt;Tüm insanlar bir yaştan sonra bunu içmelidir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesane, böbrek, taş ve kum rahatsızlıkları için&lt;br /&gt;bir reçete:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atkuyruğu, kırkilitotu , zemberekotu , çamotu , kırkboğum , tilkikuyruğu ve katırkuyruğu olarak da tanınır.&lt;br /&gt;Bu bitki, özellikle kanama durdurucu özelliği ve ağır mesane ve böbrek hastalıklarında sağladığı başarılar sayesinde eski çağlardan beri tanınmaktaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atkuyruğu , kanamalarda, kan kusmalarda, mesane ve böbrek rahatsızlıklarında, taş ve kum rahatsızlıklarında, benzeri bulunamaz ve yeri doldurulamaz bir şifalı bitkidir. Eski rahatsızlıklarda, çürüyen yaralarda ve hatta kanser türü çıbanlarda bile atkuyruğu alışılmamış hizmetler sağlar. Genellikle, ıslak ve sıcak bitki nemli bezlere yatırılarak, hasta bölgeye kompres ( bitki lapası ) olarak uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsviçreli herbalist Künzle’nin söylediğine göre ;"Tüm insanlar, bir yaştan sonra sürekli olarak atkuyruğu çayı içmelidirler." Tüm romatizma, gut ve nevraljik ağrılar böylece yok olur ve sağlıklı bir yaşlılık devresi yaşanabilir. Anlattığına göre, 86 yaşındaki bir adam, atkuyruğu buğu kompresi sayesinde korkunç taş hastalığından kurtulmuş ve daha uzun yıllar ağrı çekmeden yaşamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca şunları da ekliyor Künzle : ”En ağır kanamalar veya kan kusmaları, atkuyruğu çayı içilerek en kısa sürede veya hemen iyileşir !” Ağrılı mesane üşütmeleri ve kramplara karşı, kaynatılmış bitkinin buğusu 10 dakika kadar mesane bölgesine uygulanır . Bu tedavi biçimi birkaç kere yinelendiğinde hastalık tümüyle atlatılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-2117926482536384636?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/2117926482536384636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/2117926482536384636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/09/at-kuyrugu.html' title='At Kuyruğu'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-1043887930561044869</id><published>2009-08-15T02:10:00.000-07:00</published><updated>2009-08-15T02:12:46.800-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anasonun yan etkileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anasonun yararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anasonun Bileşimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anason hangi hastalığa iyi gelir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anason neye iyi geliyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anason Çayı'/><title type='text'>Anason</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SoZ8Cg5NX_I/AAAAAAAAACU/8JEuF9okEdY/s1600-h/anason.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 187px; height: 250px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SoZ8Cg5NX_I/AAAAAAAAACU/8JEuF9okEdY/s320/anason.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5370115988317364210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yöresel adları: Enison, nanahan&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bitki özellikleri: Küçük beyaz çiçekli, 30-60cm yükseklikte, tüylü, bir yıllık bir kültür bitkisidir. Doğada aramamak gerekir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bileşim: Herkesin tanıdığı, hoş, aromatik bir kokusu vardır. Genelde %2-4 oranında değişen uçucu yağdan kaynaklanır bu koku. Anethol, uçucu yağın  ana maddesidir. Ayrıca şeker ve albümin de içerir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Toplama ve hazırlama: Bir kültür bitkisi olan anasonun doğada aranmasına gerek yoktur. Baharatçılardan satın alınabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kullanım alanları ve biçimleri: Anason öncelikle gaz söktürücü, mideyi güçlendirici ve öksürüğü yatıştırıcı olarak kullanılmalıdır. Sürekli hıçkırıklarda bir bardak anason çayı denenebilir. İştah açıcı, mideyi rahatlatıcı, yatıştırıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı olarak kullanılabilir. Uykusuzluğa karşı da denenebilir. Bebeklere ve küçük çocuklara gaz sıkıntılarında ve öksürüklerde anason çayı içirilmelidir. Tadı ve kokusu hoş olmayan bitki çaylarına veya bitkisel kaynaklı ilaçlara aroma katkısı olarak da kullanılabilir. Anason çayı, yeterli olmayan anne sütünü arttırır.Başlangıçta, mide şişkinliğine ve gazına karşı anasonun yararlarından söz edilmişti. Evet, anason bu alanda oldukça rahatlatıcıdır, ama frenk kimyonu ondan da etkilidir. Öksürük tedavisinde de, anasondan önce rezene gelir. Belki anason etkinlik açısından bu iki bitkinin gerisinde kalabilir, ama onun öne çıkan özelliği de, tadının çok iyi olmasıdır. Bu nedenle, yetişkinler ve çocuklar için mide şişkinliği ve gazına karşı hazırlanacak çaylarda, bu üç bitkinin eşit oranda karıştırılarak kullanılması çok daha yararlı olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anason çayı: Havanda hafifçe ezilmiş 1-2 çay kaşığı dolusu anason, 1 bardak kaynar suyla haşlanır ve demlenmesi için 8-10 dakika beklendikten sonra süzülür. Öksürüğe karşı, günde 2-4 bardak çay, bal ile tatlandırılarak içilir. Mide şişkinliğine karşı yine günde 2-3 bardak çay, tatlandırılmadan içilmelidir. Anasonun havanda hafifçe ezme işlemi, her çay demlenmesinde taze olarak yapılmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yan etkiler: Çok ender olmakla birlikte, solunum yolları veya sindirim organları alerjisi görülebilir. Bu durumda çay kullanımını kesmek gerekir. Başka hiçbir yan etkisi yoktur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anason neye iyi geliyor&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anason hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı ve yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrarı artırır. Kusmaları ve ishali keser. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Ancak, aybaşı kanamaları ve hamilelik döneminde kullanılmaz. Anne sütünü artırır. Sinirleri yatıştırır. Migren ağrılarını keser. Beyin yorgunluğunu giderir. Uyku verir. Kalbi kuvvetlendirir. Kan dolaşımının düzenli olmasını sağlar. Cinsel arzuları kamçılar. Astım, nefes darlığı ve bronşitte görülen şikayetleri giderir. Öksürüğü keser. Yaşlılarda meme sarkmasını önler. Fazla miktarda kullanıldığı zaman uyuşukluk verir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anason: (Anis /  Anis / Anise) Haziran-Ağustos aylarında, beyaz renkli çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliğinde, bir senelik bitki. Gövde dik, silindir biçiminde, içi bos, çok dallı, tüylü ve üstü çizgilidir. Alt yaprakları uzun saplı, oval veya kalp biçimindedir. Çiçekler bileşik şemsiyelerde toplanmışlardır. Meyveleri armut seklinde küçük, üzeri tüylü, yeşilimsi sari renklidir.Basta Ege bölgesi olmak üzere bütün Anadolu’da bahçelerde yetiştirilir. Kültür anasonunun vataninin Anadolu olduğu tahmin edilmektedir.Meyvelerinde nişasta, müsilaj, sabit ve uçucu yağ bulunmaktadır. Uçucu yağ miktarları bitkinin cinsine ve yetiştiği yerin şartlarına bağlıdır. Uçucu yağın % 80-90’i anetoldür. Anetol, zehir etkili fakat bu etkisi çok olmayan bir maddedir. Meyvelerinden su buharı distilasyonu ile elde edilen anason yağı, hemen hemen renksiz ve karakteristik kokuludur. Anason tıpta midevi, bağırsak gazlarının teşekkülünü önleyici, hazmı kolaylaştırıcı ve göğüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Ayrıca nefes darlığı, öksürük ve kalp çarpıntısı rahatsızlıklarında da etkilidir. Anason yüksek dozda alındığında bas ağrısı, uyuşukluk, görme zorluğu yapar. Daimi kullananlarda anisizm hastalığına sebep olur. Bilhassa çocuklara uyku vermede, midede teşekkül eden gazları gidermede çok faydalıdır. Bebekler için bir çay kaşığı tohum bir bardak suya olmak üzere çay olarak hazırlanır. Yemeklerden önce veya süte katılarak bir kaç çay kasığı verilir. Büyükler % 1-2’lik çayını günde 2-3 bardak alabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Türkiye’de yetiştiği yerler: Bütün Anadolu&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısmı, meyveleri ve yapraklarıdır. Meyveleri tamamen olgunlaştıktan sonra toplanır ve gölgede kurutulur. Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrar artırır. Migren ağrılarını keser. Astım, nefes darlığı ve bronşitte görülen şikayetleri giderir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Diğer İsimleri: Raziyane, Enison, Nanahan. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Latince Adı: Pimpinella Anisum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bitki: Yaz aylarında beyaz renkli çiçekler açan 40-60 cm yüksekliğinde otsu bir bitkidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yetiştiği Yerler: Orta Avrupa, Rusya, Doğu Hindistan ve Akdeniz iklimine sahip ülkelerde mevcuttur. Türkiye'de de başta Ege bölgesi olmak üzere tüm Anadolu'da bilhassa Antalya, Aydın, Burdur, Isparta, İzmir, Muğla ve Manisa da yetiştirilmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tarihçe: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kullanılışı: Tamamen olgunlaştıktan sonra temmuz, ağustos aylarında&lt;/div&gt;&lt;div&gt;toplanarak gölgede kurutulan meyveleri ve meyvelerinden su buharı distilasyonu ile elde edilen yağı kullanılır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kuru meyveler toz haline getirilir&lt;/div&gt;&lt;div&gt;veya suyla birlikte kaynatılarak suyu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;içilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anason meyveleri 2 mm genişlikte&lt;/div&gt;&lt;div&gt;6 mm uzunlukta armut şeklinde yeşil-&lt;/div&gt;&lt;div&gt;gri renkli üzeri tüylü tanelerdir. Kuvvetli&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ve özel bir kokusu ve baharlı hafif acı,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yakıcı lezzeti vardır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anason ilaç olarak kullanımının dışında içecek olarak ve çöreklere koku&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ve lezzet vermesi için de kullanılabilir&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İçindeki Maddeler: Nişasta, müsi-&lt;/div&gt;&lt;div&gt;laj, sabit ve uçucu yağ vardır. Uçucu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yağ içinde etkili madde olan anethol ile&lt;/div&gt;&lt;div&gt;az miktarda estragol ve terpenler var-&lt;/div&gt;&lt;div&gt;dır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tıbbî Etkiler: Acı ve yakıcı tadı,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kokusu sebebiyle tükürük ve mide ifrazatını çoğaltır, dolayısıyla iştah açar,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hazmı kolaylaştırır, barsak gazlarının&lt;/div&gt;&lt;div&gt;meydana gelmesini önler. Hazımsızlık&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ve bağırsak gazları için 1 su bardağı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kaynar suya 1 tatlı kaşığı anason atılarak karıştırılır. Daha sonra bal veya&lt;/div&gt;&lt;div&gt;şeker ile hafif tatlandırılarak içilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anethol müsekkin ve barsak spazmlarını sancıları çözücüdür. Fazlası hafif sarhoşluk ve sonra da ağır uyku verir. Bu özelliği sebebiyle gaz şikayetleri dolayısıyla uyumayan çocuklara hem ağrıyı gidermek hem de uyutmak maksadıyla anason çayı içirilmesi çok bilinen bir uygulamadır. Bebeklere anason çayı hazırlamak için 2 çay kaşığı anason tohumu, 2 çay bardağı suda haşlanır. tatlandırmak için içine biraz bal veya şeker ilave edilebilir. Elde edilen bu sıvıdan bebeklere günde 3 kez 2 çay kaşığı verilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anason çayı süt veren hanımlarda&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sütü arttırır, öksürüklerde göğsü yumuşatır. Süt arttırıcı etki için 30 gr.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;anason yaprağı 1 litre suda kaynatılır&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ve yemeklerden önce 3'er çorba kaşığı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;içilir. Anason yağı vazelin ile karıştırılarak vücut bitlerine karşı kullanılabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Müsilaj sebebiyle hafif müshil et-&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kilidir. Ayrıca idrar söktürür&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-1043887930561044869?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/1043887930561044869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/1043887930561044869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/08/anason.html' title='Anason'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SoZ8Cg5NX_I/AAAAAAAAACU/8JEuF9okEdY/s72-c/anason.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-4623985922655231636</id><published>2009-08-15T02:05:00.000-07:00</published><updated>2009-08-15T02:09:11.310-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='altın otu hangi hastaliğa sifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='altın otunun yaraları'/><title type='text'>Altın Otu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SoZ7LkjbmNI/AAAAAAAAACM/piDfpkLfjXk/s1600-h/altinotu.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 188px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SoZ7LkjbmNI/AAAAAAAAACM/piDfpkLfjXk/s320/altinotu.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5370115044406958290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC33;"&gt;&lt;b&gt;ALTIN OTU (ÖLMEZ ÇİÇEK)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC33;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kurutulmuş ölmez çiçek ve biçilmesi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ölmez çiçekler, yıl boyu süren, daimi çiçekler değildir. Çiçekleri kurutulduğu zaman da, biçimi ve rengini kaybetmez. Ölmez çiçeklerin birçoğu canlı renklerden ibarettir. Çiçeğinin yaprakları kağıt gibi olduğundan bracts adıyla da bilinir. Bracts’ler, sert ve kuru olduğu zaman bile bu bitkiler yine de  diri kalır.  Fransızlar bunları “immortelles” (ölümsüz varlık) olarak adlandırırlar. Bu tür çiçekler yetişimi ile ünlüdür ve kışa hazırlık için biriktirilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ölmez çiçekler hakkında bilinmesi gereken en önemli şey, biçildiği zaman şeklini ve rengini en iyi şekilde koruduğudur. Çiçekler çok geç ya da çok erken toplanırsa, kuruduğu zaman, koyulaşır ve biçimsiz bir hal alır. Her bir türünün toplanış şeklinde, kendine özgü olarak en iyi zamanları olduğundan dolayı, çiftçinin bunları öğrenmesi,deneyim sahibi olması gerekir. Bahçede, günlük bakımının yapılması önemlidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kurutmadan önce, yapraklarının dallarından ayrılmış olmasına dikkat edin, ölmez çiçeğin yapraklarının kendine has bir kurutuluşu vardır. Ölmez çiçeklerin biçilişine dair en uygun zaman, aşağıdaki listede bulunmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Senelikler &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;&lt;b&gt;Celosia (horozibiği) –&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Tüylü ve tepeli olan, her iki türü de kurutulabilir. Tüylü celosia’lar, çiçekleri hemen hemen bütünüyle açtığı zaman biçilir. Tepeli celosia’lar ise, ancak ibiğin altındaki tohumlar şekil almaya başladığı zaman biçilir.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;&lt;b&gt;Helichrysum (çiçeksapı) –&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Küçüklüğü ya da dalıyla ilgisi olmadan, yalnızca çiçeği biçilir. Bracts’lerin önce orta kısmı açar ve bracts’ler açtığı zaman, dış tarafından sadece bir ya da iki sıra yolunur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Limonyum (statik) –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Yıl boyu süren statik, tüm ölmez çiçekler arasında en çok kullanılanıdır. Tomurcuklar açmaya başladığı zaman, yolunur. Bağ halindeki dalları bir arada ve üst tarafı aşağı doğru durur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;&lt;b&gt;Mavi ateş çiçeği –&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; floretleri tamamen açtığı zaman ve calyx parlak mavi olduğunda, sivri uçları yolunur. Bağ halindeki dalları bir arada ve üst tarafı aşağı doğru durur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;&lt;b&gt;Scabosia –&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Çiçeklerin rengi solduktan sonra, bitkinin tohum zarfı kısmı, dekoratif durur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Gomphrena (yuvarlak amaranth) –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Çiçeklerin baş taraflarındaki ucunun rengi oluştuğu zaman, dalları kesilir.  Bağ halindeki dalları bir arada ve üst tarafı aşağı doğru durur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;&lt;b&gt;Xeranthemum –&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Olgunlaşan çiçekleri ve tomurcukları kuruma aşamasında toplanır. Yalnızca tamamen açmış olan çiçekler yolunur. Bağ halindeki dalları bir arada ve üst tarafı aşağı doğru durur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-4623985922655231636?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/4623985922655231636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/4623985922655231636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/08/altn-otu.html' title='Altın Otu'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SoZ7LkjbmNI/AAAAAAAAACM/piDfpkLfjXk/s72-c/altinotu.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-3556889745452757539</id><published>2009-07-20T00:53:00.000-07:00</published><updated>2009-07-20T01:02:39.120-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ihlamurun yararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ihlamurun iyilestirdigi hastalıklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ihlamur hangi hastaliga sifadir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ihlamurun cesitleri'/><title type='text'>Ihlamur</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SmQjlDfMfOI/AAAAAAAAACE/7OwMw-IxBGk/s1600-h/ihlamur.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 208px; height: 250px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SmQjlDfMfOI/AAAAAAAAACE/7OwMw-IxBGk/s320/ihlamur.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360448575976013026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Bitki özellikleri:&lt;/span&gt; Anadolu’da çeşitli ıhlamur ağacı türleri vardır. Bu türlerden, tedavi amaçlı kullanılan ikisi, özellikle kuzey Anadolu dağlarında yetişir. Bunlar, küçük yapraklı ıhlamur(Tilia cordata) ve büyük yapraklı ıhlamur(Tilia platyhyllos) türleridir. Bu türlerin dışındakilerin tedavi edici özelliği daha zayıftır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Toplama ve hazırlama:&lt;/span&gt; Çiçeklenmeden sonraki en geç dördüncü güne kadar, çiçekler ve çiçek sapındaki uzun yapraklar, öğlen saatlerinde toplanmalıdır. Bu koşullarda toplanan çiçek ve yapraklar etkinliklerinin doruğuna ulaşmışlardır. Büyük eleklerin üstüne serilerek, gölgede kurutulmalıdır. Kuruduktan sonra ince kıyılıp, hava almayan kaplarda saklanır. Aksi halde kokusunu ve etkinliğini yitirir. Ülkemizde ıhlamur, bütün olarak ve açıkta satışa sunulur. Bu uygulama tümüyle yanlıştır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bileşim: Uçucu yağ, flavon, müsilaj, tanen, farnesol, organik asitler, şeker&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Kullanım alanları ve biçimleri:&lt;/span&gt; Ihlamur çayı, öncelikle organizmanın savunma gücünü arttırarak, ateşli soğuk algınlıklarının kısa sürede savuşturulmasını sağlar. Bu tür hastalıkların tedavisinde gerekli olan, terlemeyi başlatıcı özelliği ile ünlüdür. Ateşli hastalıklara karşı, ıhlamur çayı ile  aspirin birlikte kullanıldığında, genelde antibiyotiklere ihtiyaç kalmadığı görülecektir. Bu yolla çocuklar da tedavi edilebilir. Yağışlı ve soğuk havalarda dışarıda dolaşmak zorunda olan kişiler, ertesi gün hastalanmamak için, akşamları 1-2 bardak ıhlamur çayı içmeyi ihmal etmemelidirler. Grip salgını zamanlarında da, bu yöntem ailece uygulanmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hoş kokulu ıhlamurun tadı,  içine biraz bal karıştırılarak daha da güzelleştirilebilir. Ihlamur çayı, öksürük ve bronşite karşı da başarıyla kullanılabilir. Ihlamurun tedavi edici özelliği, uygun bitkilerle karıştırılarak, öncelikle organizmayı güçlendirici olarak ve soğuk algınlıklarında kullanıldığında, daha da artacaktır. Özellikle kış aylarında ıhlamurun sıkça kullanılması çok yararlı olur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Ihlamur çayı:&lt;/span&gt; Terletici olarak, 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 6-8 dakika demlendikten sonra süzülür. Biraz bal ile tatlandırılarak, sıcak içilmelidir. Kesinlikle kaynatılmaz!&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Bitki karışımı:&lt;/span&gt; Ihlamur, kuşburnu, papatya, nane ve hatmi, eşit oranda, ince kıyılmış olarak karıştırılır. Demleme biçimi ıhlamurda olduğu gibidir. Kesinlikle kaynatılmamalıdır!&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Yan etkiler:&lt;/span&gt; Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Ama, her şeyde olduğu gibi, ıhlamur çayı içiminde de ölçüsüzce davranılmamalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ihlamur (Tilia), ıhlamurgiller (Tiliaceae) familyasından Tilia cinsini oluşturan ağaç türlerine verilen ad.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Boyları 20-30 metreye kadar ulaşabilir. Büyüklüğü 5-10 cm arasında değişen yaprakları genellikle yürek şeklinde ve çarpık, kenarları dişli ve uzun saplıdır. Sarkık çiçek demetleri sarımsı bir renge ve karakteristik bir kokuya sahiptir. Çok geç açan bu çiçekler (Haziran-Temmuz) kurutularak çay gibi içilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Ihlamurun Tarihçesi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Orta Avrupa'da eskiden birçok köyde ıhlamur vardı. Merkezde bulunur buluşma noktası olarak kullanılırdı. Ayrıca burada haber alış verişinde bulunulur, gelinler kendilerini gösterirlerdi. Mayıs başında dans festivalleri bu ağacın altında düzenlenirdi. Bunlarla beraber köy mahkemeleri genelde yine burada kurulurdu. Bu yüzden ıhlamur, mahkeme ağacı ya da mahkeme ıhlamuru olarak da bilinir. Germen ve Slav halklarında ıhlamur kutsal bir ağaçtır. Hatta Hırvatistan'da ıhlamur, milli para değerlerinin alt birimi olarak kullanılan bir terimdir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC33;"&gt;Ihlamurun Kullanımı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güzel kokulu çiçeklerinden dolayı ve bir gölge ağacı olarak yetiştirilir. Doğramacılıkta kıymetli olan beyaz ve hafif bir odun verir. Ihlamur kabuğundaki lifler ip ve kaba dokumalarda kullanılır. Çiçek durumları tıbbi olarak kullanılır. Ihlamur çiçeği yatıştırıcı, idrar verici ve balgam söktürücü olarak çay halinde kullanılır. Ihlamur çiçeği banyosunun da yatıştırıcı bir özelliği vardır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Büyük Yapraklı Ihlamur&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Büyük yapraklı ıhlamur (Tilia platyphillos), ebegömecigiller (Malvaceae) (eskiden Tilaceae) familyasından 40 m kadar boylanan ağaç nadir olarak da çalı durumunda olan ıhlamur türü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Morfolojik Özellikleri&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tepe seyrek, geniş ve yuvarlakçadır. Yaşlı gövdeler koyu renkte, kabaca yırtılmış, kazık kök güçlü, yan kökler uzun, yeni sürgünler önceleri tüylü, parlak, zeytin yeşili ya da kızıl kahve rengindedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yapraklar 6-12 cm uzunlukta, çarpık yumurta ya da yuvarlakça yürek biçiminde, kenarları düzenli ve keskin dişli, ucu sivri, üst yüzü koyu yeşil, bütün yüzde ya da damarlar üzerinde sade ya da beze tüyler bulunur. Alt yüzü mavimsi yeşil, tüylü ya da çıplaktır. Damar açılarında beyaz tüyler bulunur. Yaprak sapı 2-5 cm uzunlukta tüylüdür. Yapraklar sonbahar’da altın sarısı bir renk alır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çiçekler sarımsı beyaz renkte olup 3-17 çiçekli, sarkık yalancı şemsiye kuruluşunda, kuruluşlar yeni sürgünlerin yaprak koltuklarında bulunur. Çanaklar 5 parçalı, uzunca yumurta biçiminde, kenarları uca doğru tüylüdür. Taçlar ters uzunca yumurta biçiminde, olup 5-12 cm uzunluktadır. Meyve yuvarlakça, odunlaşmış, sert kabuklu olup kabuk üzerinde 4-5 tane, uzunca çıkıntı bulunur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tohum koyu boz kahverenginde, yumurta biçiminde, çenekler el görünüşünde, uzunca ve sivri dilimlere ayrılmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Ekolojik Özellikleri&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Haziran sonu – Temmuz başında çiçek açar. Tohum olgunluğu Eylül-Ekim aylarıdır. Büyümesi çabuktur. Filizlenme gücü yüksektir. Işık ağacıdır. Sıcaklık isteği nispeten fazladır. Derin, serin yumuşak, besin ve madence zengin, ılımlı humuslu toprakları sever. Kireçli topraklarda da yetişmektedir. Tuzlu topraklardan kaçınır. Donlara ve kuraklığa karşı duyarlıdır. Güçlü kazık kök yapar, sığ ve fakir topraklarda kuvvetli yan kökler geliştirir, kuvvetli kök sürgünü verir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Ihlamurun Kullanımı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Orta ve Güney Avrupa anavatanıdır. Ender olarak, yaban olarak da bulunur. Bulvar ve parkların ağaçlandırılmasında kullanılan bir ağaçtır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ihlamurun Dağılımı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Türkiye'de Rize, Trabzon, Artvin ve Çanakkale civarında doğal olarak bulunur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Amerikan Ihlamuru&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Amerikan ıhlamuru (Tilia americana), ıhlamurgiller (Tiliaceae) familyasından anavatanı kuzey Amerika olan 40 m'ye boylanabilen bir ıhlamur türü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tepe yuvarlakçadır. Yeni sürgünler yeşil renkte olup tüysüzdür. Yaprakları 10-20 cm uzunlukta, genişçe yumurta biçiminde ucu sivri, üst yüzü koyu yeşil, alt yüzü açık yeşil renktedir. Yan damar açılarında kahverengi tüyler bulunur. Yaprak sapı uzun olup 3-5 cm kadardır. Çiçekleri 5-15 çiçekli olup az çok sarkık yalancı şemsiye kuruluşunda, örtü yaprakları beşer parçalıdır. Meyveler yuvarlak ya da uzunca ters yumurta biçimindedir. Kabuğu kalındır. Temmuz ayında çiçek açar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derin nemlice toprakları sever. Odununda ıhlamur yağı bulunur. Kuzey Amerika'nın doğusunda ve orta Amerika'da ve Kanada'da bulunur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yurdumuzda Marmara ve Doğu Karadeniz Bölgeleri‘nde bol miktarda yetişen ıhlamurun çiçek, yaprak, kabuk ve ağacından faydalanılıyor. Hoş kokulu bir bitki olan ıhlamur aynı zamanda iyi bir ev ilacı. Kurutulmuş ıhlamur yaprakları, çiçekleriyle birlikte kaynatılarak yapılan hoş kokulu içecek sinirleri yatıştırır, bağırsak kurdunu düşürür, bağırsak sancısını giderir, öksürüğü keser, damar tıkanıklığını açar, gribi iyileştirir, hazımsızlığa karşı kullanılır, mide üşütmesini ve uykusuzluğu giderir. Ihlamur ayrıca idrar söktürücü, terletici, yatıştırıcı, göğüs yumuşatıcı özelliğe de sahiptir. Ihlamur çiçeği balla karıştırılıp içilirse mide ülserine iyi gelir. Kan dolaşımını düzenler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ihlamurun içinde uçucu yağ, tanen, şeker, C ve P vitamini, reçine ve enzimler de bulunuyor. Mide şikayeti olanlar ıhlamuru tek başına kaynatıp içerse hazmı kolaylaştırır. Bunun yanı sıra ıhlamurun içine biraz kekik, nane ve rezene katıp kaynatıp içerseniz hem mide yanmalarına, hem de kusma türü rahatsızlıklara iyi gelir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunların yanında ıhlamur kan dolaşımını düzenler. Kabızlıkta da ıhlamurdan yararlanabilirsiniz. Kramplar için de ıhlamurun iyi bir ilaç olduğunu unutmamalısınız. Sabah aç karnına içilmeye devam edilen ıhlamur zayıflamak isteyenlere bu hususta yardımcı olur. Ihlamurun migren için de birebir olduğu bilinir. Ancak ıhlamuru uzun süre ve fazla miktarda kullandığınızda kalbinize zarar verebileceğini de unutmamalısınız!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Strese Karşı Ihlamur Çayı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İçine çok az karanfil atarsanız hem güzel bir tat elde etmiş olursunuz, hem de sizi sakinleştiren etkisini arttırırsınız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Grip ve Nezle ye Ihlamur&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu tür hastalıklarda ıhlamur sadece terlemeyi sağlayarak değil, aynı zamanda vücudun direncini de artırarak tedaviye yardımcı olur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Güzellik İçin Ihlamur&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Göz çapaklanmalarında ıhlamuru kaynatın ve süzün. Pamuk yardımı ile gözlerinize kompres yapın. Hem çapaklanmaları önleyecektir, hem de gözünüzü dinlendirecektir. Gözlerinize kompres yaparken gözünüzü kapatmayı unutmayın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ihlamuru kaynatıp elde ettiğiniz su ile ara sıra saçlarınızı yıkayarak saçlarınızın beslenip kuvvetlenmesini sağlayabilirsiniz. Bu işlemden sonra saçınızı durulamayı ihmal etmeyin. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Cildinizde Leke mi Var&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hemen ıhlamuru suda kaynatıp sıvı sümüksü bir hal alıncaya kadar bekletin. Sonra bu sıvıyı lekelere sürün faydasını göreceksiniz. Yine aynı şekilde elde edeceğiniz ıhlamurla kırışıklıklara masaj yaparsanız iyi sonuç alacaksınız.   &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ihlamur Ağacı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Marmara, Batı Karadeniz, Orta Toroslar ve Kuzey Anadolu'da yayılış gösterir. Özellikle kuzey ve batı bölgelerimizdeki ormanlarda rastlanan sık dallı, geniş tepeli ağaçlardır. Yüksekliği 15-10 cm arasında değişen yaprakları genellikle yürek şeklinde ve çarpık, kenarları dişli ve uzun saplıdır. Sarkık çiçek demetleri sarımsı bir renge ve karakteristik bir kokuya sahiptir. Çok geç açan bu çiçekler (Haziran-Temmuz) kurutularak çay gibi içilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Avrupa da da birbirine yakın bir kaç türü vardır. Birinci tür orman ıhlamuru (veya erkek ıhlamur) küçük yapraklıdır. İkinci tür Hollanda ıhlamuru orta boy yapraklıdır. Üçüncü tür dişi ıhlamur büyük yapraklıdır. Memleketimizde bu türlerden, tedavi amaçlı kullanılan ikisi, özellikle kuzey Anadolu dağlarında yetişir. Bunlar, küçük yapraklı ıhlamur(Tilia cordata) ve büyük yapraklı ıhlamur(Tilia platyhyllos) türüdür. Ihlamurun yaprak ve çiçeklerinden bitki olarak 18. yüzyıldan beri yararlanılmıştır. Ihlamur ağacının çiçeklenmeden sonraki en geç dördüncü güne kadar, çiçekler ve çiçek sapındaki uzun yapraklar, öğlen saatlerinde toplanmalıdır. Bu koşullarda toplanan çiçek ve yaprakların etkileri daha fazladır. Büyük eleklerin üstüne serilerek, gölgede kurutulmalıdır. Kuruduktan sonra ince kıyılıp, hava almayan kaplarda saklanır. Çiçekler ayrı kurutulursa daha makbuldür. Aksi halde kokusunu ve etkinliğini yitirir. Ülkemizde ıhlamur, bütün olarak ve açıkta satışa sunulur.Bu uygulama yanlıştır. Türkiye'de sadece Artvin ve Yalova'da ağırlıklı olarak üretilen ıhlamur balı bir çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Kurutulmuş yapraklar ve çiçekleri çay gibi haşlanarak içilir, odunu oymacılıkta, modelcilikte, kutuculukta kullanılır. Hafif ve yumuşak olduğu için maketçiler ıhlamur tahtasını çok makbul tutarlar.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Tıbbi Özellikleri&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ihlamur çayının bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Ama, her şeyde olduğu gibi, ıhlamur çayı içiminde de ölçüsüzce davranılmamalıdır. Yemek üzerine ıhlamur içilirse hazmı güçleştirir. Doğru olanı yemek arası saatlerde, yatarken içilmeli &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mafsal iltihabı, Romatizma, Karaciğer iltihabı, Hipertansiyon, Selülit, Grip, Öksürük, Terlemeyi başlatıcı özelliğinden dolayı ateşli ve soğuk algınlığında çok etkilidir. Hazmettirici, Balgam söktürücü, Nezle Spazm, Migren, Hafif uykusuzluklarda, genel direnci artırır. Damar tıkanıklığına, Damar sertliğine ve Selülit’e de iyi gelir. Uyutur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Önerilen Kullanım Şekli &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;* Ihlamur çayı: Terletici olarak, 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, 1 bardak kaynatılmış suya atılır. 1-2 dakika kaynatılır. 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Biraz bal ile tatlandırılarak, sıcak içilmelidir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;* 1 bardak su kaynatılır. 1 tutam ıhlamur çiçeği konur. 10 dakika bekletilir. Günde 2-4 bardak içilir. İçindeki saponin maddesi sebebiyle balgam söktürücü ve göğsü yumuşatıcıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Eşit miktarda ıhlamur,murver çiçeği, papatya, karıştırılır. 2 tatlı kaşığı 2 su bardağı kaynatılan suya atılır. 1-2 dakika kaynatılır. 5-10 dakika dinlendirilir. Sıcak olarak 1 çay bardağı içilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;* Ihlamur, Kuşburnu, Papatya, Nane ve Hatmi, eşit oranda, ince kıyılmış olarak karıştırılır. 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, 1 bardak kaynatılmış suya atılır.1-2 dakika kaynatılır. 5-10 dakika demlendirilir. Sonra süzülür. Biraz bal ile tatlandırılarak, sıcak içilmelidir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Ihlamur çiçekleri ve portakal yaprakları kaynatılıp çay gibi içilirse sinir hastalıklarında, öksürük, yaralar, migren ve sinirsel kusmalara faydalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Ihlamur mide salgısını arttırarak hazmı kolaylaştırır. İçine süzme bal ve süt ile karıştırılırsa mide ülserine iyi gelir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;* Kabuklar kaynatıldığı zaman, safra salgısını uyararak, hazımsızlık vakalarında iyileşme sağlar. Yarım avuç dövülmüş ağaç kabuğunu bir litre kaynayan suya atın. 2-3 dakika kaynatın. 5-10 dakika dinlendirin. Günde bir fincan için. Dıştan yanıklara karşı suyunu pansuman olarak kullanılır. Kabuklarda müsilaj maddesi taşıdıklarından hafif müshildirler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*4 bardak suya 40 gr ıhlamur ağacı kabukları, yaprak ve çiçekleri konur. Su 1,5 bardak kalana kadar kaynatılır. Yemek aralarında 1 fincan soğuk ve sıcak olarak içilir 10- 20 günlük kürler yapılır.2-4 yıl devam edilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Saç dökülmesini önlemek için ıhlamur suyu ile masaj yapılır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Burkulma ve ezilmeden dolayı olan ağrılar da ıhlamur pansumanı yapılır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;* Baş ağrısı için ıhlamur çiçeği, lavanta çiçeği, melisa, kediotu kökü, eşit olarak karıştırılır. Bir bardak kaynar suya bir tutam konur 5 dakika demlenir günde 1 kere bir fincan içilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;* Yaprakları zeytinyağı ile birlikte dövülerek elde edilen merhemi deri üstü yaralarına, yanıklarına, enfeksiyonlarına sürerek çabuk iyileşmesi sağlanır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Midenin dostu ıhlamur &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ihlamurun içinde uçucu yağ, tanen, şeker, C ve P vitamini, reçine ve enzimler bulunduğunu açıklayan uzmanlar, ıhlamurla ilgili şunları söylüyor: "Ihlamur, tek başına kaynatılıp içildiğinde; mide şikayeti olanlarda hazmı kolaylaştırır. Bunun yanı sıra ıhlamurun içine biraz kekik, nane ve rezene katarak kaynatıp bu karışımı içerseniz, hem mide yanmalarına hem de kusma türü rahatsızlıklara iyi gelir. Cildinizde leke mi var? Hemen ıhlamuru suda iyice kaynatıp soğutun. Sonra bu sıvıyı lekelere sürün, faydasını göreceksiniz. Aynı şekilde elde edeceğiniz ıhlamurla kırışıklıklara masaj yaparsanız, iyi sonuç alırsınız. Strese karşı, ıhlamur çayı iyi gelir. İçine çok az karanfil atarsanız, hem güzel bir tat elde etmiş olursunuz hem de sizi sakinleştiren etkisini artırırsınız. Grip ve nezle olunca ıhlamuru içmekte büyük yarar vardır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC00;"&gt;Ihlamur Saçlarada İyi Geliyor&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Göz çapaklanmalarında, ıhlamuru kaynatın ve süzün. Pamuk yardımı ile gözlerinize kompres yapın. Hem çapaklanmaları önleyecek, hem de gözünüzü dinlendirecektir. Ihlamuru kaynatıp elde ettiğiniz su ile ara sıra saçlarınızı yıkayarak, saçlarınızın güçlenmesini sağlayabilirsiniz. Bu işlemden sonra saçınızı durulamayı ihmal etmeyin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ihlamurun çiçeği ilkbaharda toplanarak gölgede kurutulur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Kanı temizler ve kan dolaşımını düzenler, kansızlığa, kalp çarpıntısına ve karaciğer zaafiyatine iyi gelir. Enfaktüse faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Damar kireçlenmesinde, damar tıkanıklıklarında faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*İdrar arttırıcı özelliği vardır, böbrek ve mesaneyi temizler. Böbrek taşlarının düşmesine yardım eder.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Sinirleri kuvvetlendirerek, her türlü sinir bozukluklarını giderir. Yatıştırıcı ve uyutucudur. Vücuda rahatlık verir. Spazm gidericidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Balgam söktürücüdür, göğsü yumuşatır, terletici, ateş düşürücü etkisi vardır. Gribal enfeksiyonlarda etkilidir. Astıma, bronşite iyi gelir. Öksürüğü keser.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Mide salgısını arttırır. Mide ülseri için oldukça faydalıdır, balla karıştırılarak içilir. Mide, bağırsak gazlarını giderir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Kabızlığı giderir, baş ağrısı ve dönmelerini iyi gelir, migren tedavisinde kullanılır, sara hastalığına faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Burkulma ve ezilmelerden kaynaklanan ağrıları dindirir. Yanıklara iyi gelir. Apse ve çıbanların tedavisinde , iltihapları kurutmada kullanılır. Bulantıyı giderir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Ihlamur ağacının kabuğu dekoksikasyon yapılarak yatıştırıcı, safra söktürücü olarak kullanılır. Kabuklardan hazırlanan merhem yara iyileşmesinde kullanılır. Ihlamur ağacının kabuğunun altındaki lifler toplanır dövülerek hamur haline getirilir. Bu hamur yaraların tedavisinde kullanılır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Ihlamur çayı göz banyosu içinde kullanılır. Gözdeki kızarıklığı alır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Cilde güzellik verir. Çilleri giderir. Çiçeklerinden elde edilen su yüze sürülür. Yüzdeki ergenlik çıbanlarını yok eder. Saç dökülmesini önler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*Çocuklar banyo yaptırılırsa iyi gelir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-3556889745452757539?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/3556889745452757539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/3556889745452757539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/07/ihlamur.html' title='Ihlamur'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SmQjlDfMfOI/AAAAAAAAACE/7OwMw-IxBGk/s72-c/ihlamur.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-8721599075512406867</id><published>2009-07-07T00:43:00.000-07:00</published><updated>2009-07-07T00:48:03.486-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='corek otu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='corek otu kanser tedavisinde kullanılabilirmi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='corek otunun iyi geldigi hastalıklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='corek otu nasil kullanılmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='corek otunun faydalari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='corek otu tibbi etkisi'/><title type='text'>Çörek Otu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SlL9n4Nm7yI/AAAAAAAAAB8/QDz6FNMzg1k/s1600-h/corekotu.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 206px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SlL9n4Nm7yI/AAAAAAAAAB8/QDz6FNMzg1k/s320/corekotu.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355621768443129634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;Çörek Otu &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kullanılan bölümleri tohumları ve otu.Çörek otu (veya küçük hindistancevizi çiçeği), Asya’ya özgü, bir yıllık ömrü olan küçük bir bitkidir. Sınırlı sayıda olmak üzere Güney Avrupa’da yetiştirilir ve diğer kısımları dünyanın bazı diğer yerlerinde bulunur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Romalılar arasında, yemeklik olarak çok değerli olduğundan, çörek otunun isimlerinden biride Roman kişnişidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fransızlar, bu bitkinin tohumlarını pişirmek için kullandığı için de quatre épices or toute épice adı altında bilirler. Fransızlar, çörek otunu eskiden biber yerine kullanırlardı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otunun Tanımı&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu bitki biraz sert, dimdik, dalları ayrık ve tanelidir. Yapraklarının dipleri gri-yeşil ve çiçeklerin ucu gri-mavi ve gerisi yabansıdır. Tohum damarları dişlidir. Biraz küçük olmasıyla beraber tohumları dolgun ve basıktır. Geneli 3 köşeli olmak üzere iki tarafı yassı ve bombeli bir şekildedir. Siyah veya kahverengi haricinde, beyaz olanın içerisi yağlı ve dayanıklıdır. Hint cevizine benzer hoş, güzel bir kokusu ve keskin baharatlı bir tadı vardır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otunun Yetiştirmesi&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tohum, ilkbaharda, sıcak bir toprak tedarik edilerek ekilir. Tohum ekme aygıtları 38,1cm – 45,75cm arası ayırabilir ve bu bitkiler 25,4cm – 30,48cm olmak üzere ikiye ayrılarak inceltilir. Özel bir bakım gerektirmeksizin, yazın ortasına kadar, tohumlar olgunlaşır. Kolayca dövülür ve temizlenir. Kuruttuktan sonra iyice kuru ve serin yerde saklanır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otunun Birleşimi&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tohumlarının bileşiminde başlıca, uçucu yağ ve sabit yağ (%1.3 ‘ünde uçucu yağ ve %35’inde sabit yağ) bulunur. Donuk, ayrışık bir glucoside melanthin vardır. İçerisinde seyreltilmiş hidroklorik asit, Melanthigenin ve şeker vardır. Çörek otuna Nigelline adını veren Rochebrune; içerisinde güçlü bir paralysing alkaloid ve toxicol africaine bulmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otunun Tıbbi Etkisi ve Kullanımı&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hindistanda, çörek otu tohumlarını, emmenagogue, canlandırıcı ve diyaforetik *(eczacılıkta ‘fitoterapi’ : terlemeyi arttıran madde) olarak kullanırlardı ve süt salgılamayı arttırdığına inanırlardı. Aynı zamanda çörek otunu, adjuvan, *(eczacılıkta ‘fitoterapi’ : 1. destekleyen, yardım eden 2. bir bitkisel preparatta esas droğun etkisini kuvvetlendiren etki (sinerjik etki) gösteren yardımcı drog), pürgatif, *( peristaltik hareketleri arttırarak bağırsakların boşalmasını sağlayan, güçlü etkiye sahip bir madde) ve tonik ilaçlar olarak kullanırlardı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doğu ülkelerde yaygın bir şekilde yemeklerde lezzet verici bir baharat olarak kullanılırdı. Mısırlılarda yaygın olarak ekmeklerinde kullanırlardı ve bereketli bir besi olduğuna inanarak, keke benzer şekerlemelerine çörek otu koyarlardı. Hindistanda, aynı zamanda haşaratlardan uzak tutmak için, çamaşırlarının arasına çörek otu koyarlardı. Ve oranın yerli doktorları, çörek otunu tıbbi olarak, karın gazı giderici, hazımsızlık ve bağırsak hastalıkları tedavisinde kullanırlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek otu 2000 seneden daha uzun bir zamandır Ortadoğu ve Uzakdoğu ülkelerinde doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır. 1959 yılında ed-Dahahnî ve arkadaşları çörek otu yağından Nigellone bileşimi elde etmişlerdi. Çörek otu çekirdekleri içeriği %40 oranda sabit yağ, %1,4 oranında uçucu yağlar, %15 oranında aminoasitler, protein, kalsiyum, demir, sodyum ve potasyumdan meydana gelmiştir. İçeriğindeki en önemli diğer bileşimler ise thymoquinone, dithymoquinone, thymohydroquinone ve thymol’dur. Çörek otunun bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi 1986 yılında ABD’de Dr. El-Kadı ve ekibinin araştırmaları sonucu ortaya çıktı. Bu araştırmayı dünyanın çeşitli bölgelerinde bu bitki ile ilgili farklı araştırmalar izledi. Dr. El-Kadı çörek otunun bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi olduğunu tespit etti: Yardımcı T-hücreleri ortalama %72 oranında, doğal savaşçı hücrelerin başarı oranı ise %74 oranında artmıştır. Bazı modern çalışmalar da Dr. El-Kadı’nın araştırma sonuçlarını desteklemektedir:&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Medical Immunity Dergisi’nin Ağustos 1995 sayısında, çörek otunun insan vücudunda bulunan lenf hücreleri ve akyuvarlardaki çoklu kök hücrelerin faaliyeti üzerindeki etkisinden söz edilmiştir. Bu derginin Eylül 2000 sayısında laboratuar fareleri üzerinde yapılan deneylerden hareketle çörek otu yağının cytomegalo virüsüne (CMV) karşı koruyucu etkisi olduğundan söz eden bir araştırma yayımlanmıştır. Çörek otu yağı anti virüs olma özelliği bakımından araştırılmış, virüse yakalanılan erken dönemde kazanılan bağışıklık ölçülmüş, katil hücrelerin sınırlandığı görülmüştür.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Avrupa’da yayınlanan Kanser Dergisi Ekim 1999 sayısında fareler üzerinde yapılan araştırmalarda thymoquinone bileşiminin mide kanserine etki ettiğine dair bir makale yayınlamıştır. Kanser Karşıtı Araştırmalar Dergisi’nin Mayıs 1998’de yayınladığı makalede ise çörek otu özünün kanserli tümörlere karşı etkili olduğundan söz edilmiştir. Medical Ethanol Dergisinin Nisan 2000 sayısında çörek otu çekirdeklerinden elde edilen ethanolün bağışıklık sistemi üzerindeki yüksek tesirlerinden bahsedilmiştir. Tıbbî Bitkiler Dergisi’nin ise Şubat 1995 sayısında çörek otu yağının ve thymoquinone bileşiminin beyaz kan hücreleri üzerindeki etkisi ele alınmıştır. Bu alanda daha birçok araştırma bulunmaktadır&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Konunu Mucizevi Tarafı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hz. Peygamber çörek otunun her hastalığın ilacı olduğunu haber vermiştir. Şifa sözcüğü tüm hadislerde elif lam takısı olmadan nekre (yalın/belirsiz) olarak kullanılmıştır. Bu durum çörek otunda her hastalık için bir şifa payı bulunduğunu söylemeye imkân vermektedir. Bağışıklık sistemi, her hastalığı yenmek için özel bir silahı bulunan tek ve biricik nizamdır. Bu nizam, doğal bağışıklık sistemini ve hastalığa karşı özel antikorların yapılması ve savaşçı hücrelerin oluşturulması ile kazanılmış bağışıklık sistemini içermektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Deneysel araştırmalar sonucu çörek otunun bağışıklık sistemini güçlendirdiği ispat edilmiştir. Hepsi lenf hücreleri olan yardımcı hücreler, antikorlar ve savaşçı hücrelerin oranı Dr. El-Kadı’nın araştırmasına göre %75 artmıştır. Süreli ilmî yayınlarda neşredilen pek çok araştırma da bu gerçeği desteklemiştir. Yardımcı lenf hücreleri iyi duruma gelip interferon ve interleukin 1 ve 2 düzeyleri artınca bağışıklık hücreleri de iyi duruma gelir. Çörek otu özünün kanserli hücreler ve bazı virüsler üzerindeki öldürücü etkisi karşısında bu iyilik hali bağışıklık sistemine de yansır. Schistosomiasis hastalığının izleri de ortadan kalkar. Bu durumda çörek otunun her tür hastalığa karşı şifa olduğu kesin olarak söylenir. Çünkü bağışıklık sistemini iyileştirir ve güçlendirir. Bağışıklık sisteminde her hastalığın çaresi bulunmakta olup bu sistem tüm hastalıkların sebepleriyle savaşır, hastalıklara karşı tam veya kısmî şifa sunma gücüne sahiptir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hadis-i şeriflerde böylece ilmî bir hakikat tecelli etmiştir. Bundan on dört asır önce, Allah (c.c) tarafından gönderilen bir peygamber hariç, hiçbir insanın bu gerçekleri bilmesi ve bunlardan söz etmesi mümkün değildi. Şu sözlerin sahibi olan Allah (c.c) doğru söylemiştir:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;“O, kendi hevâsından bir söz söylemez. O’nun söyledikleri kendisine bildirilen bir vahiyden başkası değildir.” (en-Necm, 53/3–4).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otunun Faydaları&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek otu, son iki yıldan bu yana daha önce görmediği kadar bir ilgiyle karşılaşmıştır. Bu konuda zaman zaman bazı çalışmalar yayınlanmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ebû Hureyre'nin nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v) "Çörek otunda ölüm hariç her türlü hastalığın şifası vardır" demiştir (Buhârî, "Tıp", 7; Müslim, "Selam", 88; İbn Mâce, "Tıp", 6;  Tirmizî, "Tıp", 5). İbn Şihab, bu hadiste geçen "sâmm" kelimesinin "ölüm" anlamına geldiğini ifade etmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek otu, son iki yıldan bu yana daha önce görmediği kadar bir ilgiyle karşılaşmıştır. Bu konuda zaman zaman bazı çalışmalar yayınlanmıştı. Ancak geçen son iki yıl zarfında güvenilir uluslar arası dergilerde onlarca ilmî araştırma yayınlandı. Bu araştırmaların büyük bir kısmı hayvanlar üzerinde yapılmışsa da çörek otunun faydası üzerine gerek doğuda ve gerekse batıda yayınlanan araştırmaların insanı hayrette bırakacak sayıda çok olması ve çeşitliliği gerçekten ilgi uyandırmaktadı r . Hz. Peygamber ( s.a.v) "Size çörek otunu tavsiye ediyorum. Çünkü onda ölüm hariç her derdin devası bulunmaktadır" buyururken nasıl uyandırmaz ki! Gerçekten laboratuar araştırmaları, çörek otunun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve buna bağlı olarak vücudu tahrip eden mikroplara ve virüslere karşı gücünü, ayrıca kansere karşı direncini artırdığını ortaya koymuştur. Bugün A merika'nın en büyük enstitüsünde Dr. Ahmed el-Kâdî ve Dr. Üsame Kandil ileri safhadaki kanser ve aids hastalarına bala katılmış çörek otu vermektedirler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Londra Kings College Üniversitesinde yapılan bir çalışma 1997 yılında yayınlandı. Yapılan araştırmada çörek otunun iki çeşit yağ ihtiva ettiği ortaya kondu. Bunlar % 0.45 oranında anti enflamatuar (iltihap önleyen) özelliğe sahip olan uçucu yağ, diğeri ise % 33 oranında sabit yağdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Araştırmacılar çörek otunun uçucu yağının romatizma gibi, eklem hastalıkları iltihabını hafifletmede etkin olduğunu ortaya koymuşlardır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Londra Kings College Üniversitesinde yapılan bir araştırma, çörek otunun bazı mikropların etkinliğini yavaşlattığını ve iltihap oluşmasını engelleyici bir özelliğe sahip olduğunu ortaya koymuştur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek otunun nefes darlığı ve solunum yolları iltihabının tedavisinde faydalarına işaret eden bir araştırma yapılmıştır. Bir başka araştırmada çörek otu özünün meme, prostat, cilt kanseri gibi bazı kanser türlerinde kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlatmayı başardığı ortaya konmuştur. Bir başka araştırma çörek otunun fagositik (phagocytic) hücrelerinin candida albicans adındaki bir çeşit mantar türünü yutma gücünü arttırdığını ortaya koymuştur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu makalede bu alanda yayınlanmış yeni çalışmalardan birkaçına değinmek istiyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otu Karaciğeri Tahripten Korur&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilindiği üzere çörek otu yağı, karaciğeri bazı zehirli türlere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir. Çörek otunun halk tarafından karaciğer hastalıklarında şifalı bitki olarak kullanılmakta olduğunu da bilmekteyiz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bundan dolayı Demmam Kral Faysal Üniversitesinden Dr. el-Ğâmidî, yaptığı bir çalışmada çörek otu çözeltisinin fareler üzerinde karaciğeri carbon tetrachloride adındaki zehirli maddeye karşı korumadaki etkisini ortaya koymuştur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu araştırma 2003 Mayısında Am J. Clin Med Dergisinde yayınlanmıştır. Yapılan çalışma göstermiştir ki çörek otu çözeltisi, karaciğer üzerine carbon tetrachloridin zehirli etkisini azaltıcı bir sonuç vermektedir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek otu verilen farelerde karaciğer enzim düzeyi daha düşük çıkmıştır. Bunun yanında karaciğer dokusu üzerine zehirli maddelerin etkisi ise daha az görülmüştür. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir başka araştırma 2003 Eylül'ünde Phytother Res Dergisinde yayınlanmıştır. Bu makalede araştırmacılar carbon tetrachloride gibi zehirli maddeler verilen farelerde çörek otu tedavisi neticesinde karaciğer tahribatının daha az olduğunu ortaya koymuştur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otunun Karaciğer Kanserinden Korumadaki Etkisi&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;J. Carcinog Dergisinin 2003 sayısında yayınlanan bir çalışmaya göre Sri Lanka Kelaniya Üniversitesinden uzmanlar diethylnitrosamine vererek karaciğer kanseri oluşturdukları 60 fare üzerinde araştırma yapmışlardır. Bu farelerden bir grubuna çörek otundan bir karışım verilirken, diğer gruba sadece ot verilmiştir. Daha sonra araştırmacılar bu fareleri on hafta süreyle izlemeye almışlar ve deney farelerinde karaciğer dokusunu inceledikten sonra kanser etkisinin şiddetinin çörek otu karışımı ile tedavi edilen farelerde daha az olduğunu ortaya koymuşlardır. Araştırmacılar buradan bu çeşit maddelerin karaciğeri kanserojen etkilerden korumada payı olduğu sonucunu çıkarmışlardır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otunun Kolon Kanserinden Korumadaki Etkisi&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Acaba insan çörek otu sayesinde kolon kanserinden korunabilir mi? Mısır Tanta Üniversitesinden araştırmacılar bu soruya cevap vermeye çalışmış ve araştırmalarını 2003 Şubatında Nutr Cancer Dergisinde yayınlamışlardır. Araştırmacılar 45 fareye kolon kanserine yol açan kimyasal madde vermişler, 30 fareye de ağız yoluyla çörek otu yağı içirmişlerdir. Deneyin yapılmasından on dört hafta sonra çörek otu yağı verilen farelerde kolon, karaciğer veya böbrek üzerinde herhangi bir kanserli değişiklik olmadığını görmüşlerdir. Bu da bize çörek otunun uçucu yağının kolon kanseri oluşumunu engellemedeki gücünü göstermektedir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otu ve Meme Kanseri&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;A.B.D Jackson Mississipi Üniversitesinde yapılan ve Bio Med Sci Instrum Dergisinde 2003 yılında yayınlanan bir çalışmada araştırmacılar çörek otu özü kullanmanın meme kanseri hücrelerini yavaşlatmadaki etkisini ortaya koymuşlardır. Bu çalışma bu alanda daha fazla çalışmanın kapısını aralayacak niteliktedir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otu ve Şeker Hastalığı&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;2003 Aralığında Tohoku J Exp Med Dergisinde yayınlanan bir çalışmada Türkiye 100. Yıl Üniversitesinden araştırmacılar şeker hastalığına yakalattıkları 50 fare üzerinde deney yapmışlardır. Bunu farelere karın zarından (periton) girerek streptozotocin maddesi vererek yapmışlardır. Bundan sonra fareler iki gruba ayrılmıştır. Birinci gruba otuz gün süre ile her gün karın zarından (periton) uçucu çörek otu yağı verilmiştir. Diğer gruba ise çörek otu yağı içermeyen tuzlu bir sıvı verilmiştir. Araştırmacılar şeker hastalığına yakalanmış farelerde çörek otu yağının kanda şeker oranını düşürdüğünü ve insülin miktarını arttırdığını tespit etmişlerdir. Ayrıca çörek otu yağı insülin salgılanmasından sorumlu pankreasta beta hücrelerini harekete geçirip, çoğaltmıştır. Bu da çörek otunun şeker hastalığının tedavisinde yardımcı olabileceğini ortaya koymaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Japonya'da yapılıp 2002 Aralığında Ress Vet Sci Dergisinde yayınlanan bir çalışmada araştırmacılar çörek otu yağının şeker hastalığına yakalandırılan farelerde insülin salgısını arttırdığını tespit etmişlerdir. Deney farelerinde çörek otu yağı kanlarında şekerin düşmesine yol açmıştır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dr. Muhammed ed-Dehâhınî'nin 2002 yılında Planta Med Dergisinde bir araştırması yayınlanmıştır. Doktor bu çalışmasında kan şekerini düşüren çörek otu yağının etkisinin kanda insülin miktarını arttırarak değil, aksine pankreas harici bir yoldan sağlamış olabileceğini ileri sürmüştür. Fakat bu konuda daha çok bilimsel çalışma yapmaya ihtiyaç vardır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Türkiye'de 100. Yıl Üniversitesinde yapılıp, 2001 yılında yayınlanan bir araştırmada bu kez Yeni Zelanda tavşanları kobay olarak kullanılmıştır. Tavşanlar iki gruba ayrıldıktan sonra bir grup şeker hastası yapılmış ve ağız yoluyla iki ay süreyle günlük olarak çörek otu özü ile tedavi edilmiştir. Araştırmacılar bu inceleme sonunda çörek otu özüyle tedavi edilen tavşanlarda kan şekerinin düştüğünü, bunun yanında damar sertliği oluşumunu azaltmada rolü olan antioksidan maddelerin arttığını tespit etmişlerdir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otu ve Alerjik Hastalıklar&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Berlin (Almanya) Charite Üniversitesinde yapılan bir çalışmaya göre araştırmacılar alerjik hastalıklara yakalanmış 152 hasta üzerinde bir çalışma yapmışlardır. (Bu hastalarda alerjik burun iltihabı, astım ve egzama hastalıkları bulunmaktaydı .) Yapılan çalışma Tohoku J Exp Med Dergisinin 2003 sayısında yayınlanmıştır. Bu alerjik hastalar, çörek otu yağı ihtiva eden kapsüllerden günlük 40- 80 mg. arası verilerek tedavi edilmişlerdir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hastalardan bu deney süresince özel ölçüm araçlarıyla kendilerindeki belirtileri kaydetmeleri istenmiştir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İmmunglobilin- E (IgE) ölçümü gibi laboratuar tetkikleri ile hastaların akyuvar sayısı, cortizol hormon düzeyi, iyi huylu (HDL) ve kötü huylu (LDL) kolesterol düzeyleri ölçülmüştür. Yapılan çalışmalar astım veya alerjik burun iltihabı ya da egzama hastalığına yakalanmış kişilerde belirtilerin iyiye doğru gittiğini ortaya koymuştur. Bu hastalarda trigliserid düzeyi hafif miktarda düşmüş, buna karşılık faydalı kolesterol düzeyi açık biçimde yükselmiştir. Diğer yandan da cortizol veya lenfositlerde kayda değer bir etki görülmemiştir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Alman araştırmacılar, yaptıkları deneyden çörek otu yağının alerjik hastalıklarda ek bir ilaç olarak etkin olduğu sonucunu çıkarmışlardır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otu ve Nefes Darlığı&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Senelerden beri çörek otu ilaçları öksürük ve solunum yolu hastalıklarında kullanılmaktadı r. Acaba bunun doğru olduğuna bilimsel ve modern bir delil bulunmakta mıdır? &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Riyad Kral Suud Üniversitesinden araştırmacılar çörek otu yağının antı enflamatuar etkisini kobay olarak kullandıkları Hint domuzunun (Guinea Pig) nefes borusu (Trachea) üzerinde araştırmışlardır. Araştırma neticesinde anti enflamatuar etkinin nefes borusu adaleleri üzerinde gevşetici bir role sahip olduğunu görmüşlerdir. Bir başka ifadeyle çörek otu yağının anti enflamatuar özelliğinin nefes borusu adalesini genişlettiği ortaya çıkmıştır. Bu da nefes darlığının tedavisine yardımcı olmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İshal ve Nefes Darlığı Tedavisinde Çörek Otu&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilindiği üzere çörek otu ishal ve nefes darlığında uzun senelerden beri kullanılmaktadı r. Dr. Cilani, çörek otu özünün nefes borusunu genişletici ve adalelerini gevşetici (spasmolytic) etkisini öğrenmek için laboratuar çalışması yapmıştır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yapılan çalışma, çörek otu yağının kalsiyum salgılanmasını engelleyerek adaleleri gevşetici ve nefes borusunu açıcı bir etkisi olduğunu ortaya koymuştur. Bu da çörek otunun şifalı bitkiler alanında bilinen etkisini açıklayan kuralı vermektedir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otu ve Mide Hastalıkları&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek otunun mide zarını koruyucu etkisi bulunmaktadır. Kahire Üniversitesinden araştırmacılar midelerinde yara açtıkları fareler üzerinde deneylerde bulunmuşlar ve denek farelerini, çörek otu yağı veya (içindeki etkin özellik) anti enflamatuar ile tedavi etmişlerdir. Yapılan deney, bu iki maddenin mide zarını tahriş edici etkenlerden veya mideye zararlı yaralardan koruduğunu açıkça ortaya koymaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İskenderiye Üniversitesinde görevli ve çörek otu alanında uluslararası üne sahip büyük uzman Dr. Muhammed ed-Dahâhınî bu konuda bir çalışma yapmıştır. Dahâhınî, fareler üzerinde yaptığı çalışmada çörek otunun alkolün sebep olduğu tahrişlerden mide zarını koruyucu etkisini incelemiştir. Bu araştırma neticesinde çörek otu yağının alkolün sebep olduğu mide tahrişlerine karşı etkin koruyucu bir tesiri olduğunu ortaya koymuştur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otu ve Böbrek Hastalıkları&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ezher Üniversitesinden araştırmacılar çörek otundaki anti anti enflamatuar özelliğin böbrek rahatsızlığına olan etkisi üzerine bir çalışma yapmışlardır. Doxorubicin maddesi vasıtasıyla fareler üzerinde yapılan çalışmada anti enflamatuar (çörek otundaki etkin özellik) idrar yoluyla protein ve albümin atımını yavaşlattığı tespit edilmiştir. Ayrıca çörek otunun böbrekte meydana gelen olumsuz etkileri yavaşlatan anti oksidan madde içerdiği görülmüştür. Bu da anti enflamatuar özelliğin böbreği hasta olmaktan koruyan bir rolünün olabileceğini göstermektedir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otunun Kalp Ve Damarları Koruyucu Etkisi&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilindiği üzere kanda bulunan homocysteine maddesinin yüksekliği kalp, beyin ve periferik damarlarda genişleme meydana getirmektedir. Bilginler hastaya vitamin (folikasit, vitamin B 6, vitamin B 12) verilmesinin kandaki homocysteine düzeyini düşürdüğünü göstermiştir. Buradan hareketle araştırmacılar, Kral Suud Üniversitesinde (Suudi Arabistan) çörek otunun kandaki homocysteine düzeyine olan etkisini incelemişlerdir. Yapılan bu çalışma 2004 ocağında Int J Cardiol Dergisinde yayınlanmıştır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Araştırmacılar bir hafta boyunca otuz dakika süreyle bir grup fareye çörek otunda bulunan anti enflamatuardan 100 mg. vermişlerdir. Bunun neticesinde anti enflamatuar özelliğin kanda homocysteine maddesinin yükselmesine karşı etkili olduğunu tespit etmişlerdir. (Doğal olarak farelere bu deneyden önce homocysteine maddesinin düzeyini yükseltecek ilaç verilmiştir.) &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Homocysteine maddesinin kandaki yüksekliği trigliserit, kolesterol ve vücuda zararlı oksidan maddelerin düzeyinin yükselmesine yol açmaktadır. Araştırmacılar çörek otu özünün homocysteine düzeyinin yüksekliğine eşlik eden zararlı maddelerin azalmasına yol açtığını görmüşlerdir. Bu, çörek otu yağının homocysteine düzeyinin yüksekliği ile ona eşlik eden kan yağlarının yükselmesi neticesinde meydana çıkan zararlı etkilerden kalbi ve damarları korumasının mümkün olduğu anlamına gelmektedir. Hiç kuşkusuz bu alanda daha fazla araştırma yapmaya ihtiyaç vardır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otunun Antioksidan Oluşu&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;J Vet Med Clin Med Dergisinin 2003 Haziran sayısında bir araştırma yayınlandı. Bu çalışmayı yürüten doktorlar carbon tetra celoride verilen farelerde çörek otunun antioksidan olarak etkilerini tespit etmek için bir deney yaptılar. Bu deney 60 fare üzerinde gerçekleştirildi ve birçok fareye karın zarından (periton) girerek çörek otu yağı verildi. Bu deney 45 gün sürdürüldü. Deney neticesinde araştırmacılar çörek otu yağının lipid peroxidation düzeyini düşürdüğünü, buna karşılık antioksidan maddeleri arttığını tespit ettiler. Bilindiği üzere antioksidan maddeler, vücudu birçok dokuda tahribat oluşturan ve damar sertliği, kanser, bunama ve benzeri birçok hastalığa yol açan serbest radikallerin etkisinden korumaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Drug Chem Toxicol Dergisinin 2003 mayısında yayınlanan bir başka araştırma çörek otu yağında antioksidan maddenin bulunduğunu ortaya koydu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otu ve Kolesterol&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kazablanka (Fas) Kral II. Hasan Üniversitesinden araştırmacılar çörek otunun farelerde kolesterol ve kan şekeri düzeyine olan etkisini araştırdılar. Bu çalışmada farelere on iki hafta boyunca 1 mg. çörek otu yağı verildi. Yapılan deneyin sonunda farelerin kanında kolesterolün % 15, trigliseritin % 22, kan şekerinin % 16.5 azaldığı, buna karşılık hemoglobin miktarının % 17.5 arttığı görüldü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu da bize çörek otu yağının insanlarda kolesterol ve kan şekeri düzeyini düşürmekte etkin olabileceği izlenimini vermektedir. Fakat bu konuda insan denekler üzerinde daha fazla laboratuar çalışması yapmaya ihtiyaç vardır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dr. Muhammed Dahâhınî'nin 2000 Eylül'ünde bir Alman dergisinde yayınlanan çalışması, çörek otu yağının farelerde kolesterol ve trigliserit düzeyini düşürdüğünü ortaya koydu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otu ve Tansiyon Yüksekliği&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kazablanka (Fas) Therapi Dergisinin 2000 sayısında yayınlanan bir çalışmada araştırmacılar günlük olarak 0.6 mg. alınacak çörek otu özünün idrar söktürdüğünü ve tansiyonu düşürdüğünü tespit ettiler. Çörek otu özü ile tedavi edilen farelerde tansiyon yüksekliği ortalama olarak % 22 oranında düşerken nidilat hapı verilerek tedavi edilen farelerde % 18 oranında düştüğü görüldü. (Nidilat, tansiyon düşürücü etkisi bilinen meşhur bir haptır.) Çörek otu ile tedavi edilen farelerde idrar miktarı artmıştır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otu ve Romatizma&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ağa Han Üniversitesinden (Pakistan) araştırmacılar, Phytother Dergisinin 2003 Eylül sayısında yayınlanan bir çalışmalarında aşağıdaki soruyu gündeme getirdiler: Romatizma hastalığına yakalanmış olan kimselerde mafsal iltihabının hafifletilmesinde çörek otu ne gibi bir rol oynamaktadır? Doktorlar tarafından bilinen vücutta fagostik hücrelerin (macrophages) ürettiği bir madde olduğu ve bu maddenin nitric oxsid adını aldığı bilinmektedir. Bu madde iltihap olayında arabulucu bir rol oynamaktadır. Araştırmacılar çörek otu özünün nitric oxsid üretimini yavaşlattığını tespit etmişlerdir. Belki bu, çörek otunun eklem iltihaplarını hafifletmedeki rolünü açıklayabilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Demmam Kral Faysal Üniversitesinden Dr. el-Ğâmidî'nin J Ethno Pharmacol Dergisinin 2001 sayısında yayınlanan bir araştırmasına göre çörek otunun eklem iltihaplarına karşı yatıştırıcı bir etkisi bulunmaktadır. Bu özellik çörek otunun bu etki mekanizmasını anlamak için daha fazla çalışma yapılmasına kapıyı aralayacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otunun Kanı Sulandırması&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Demmam Kral Faysal Üniversitesinde (Suudi Arabistan) fareler üzerinde yapılan bir çalışma çörek otu yağının pıhtılaşma faktörlerine karşı etkisini ortaya koymuştur. Denek fareler çörek otu yağı ihtiva eden unla beslenmiştir. Araştırmacılar normal unla besledikleri farelerle bu fareleri mukayese etmişlerdir. Ortaya çıkan sonuç pıhtılaşma faktörlerinde bazı değişikliklerin görüldüğüdür. Farelerin kanında fibrinojen maddesinin yükseldiği görülmüştür ve prothrombin zamanı uzamıştır. Bu da bize çörek otu yağı kullanarak farelerde kanı pıhtılaştıran faktörde değişiklikler meydana getirme imkanı olduğunu göstermektedir. Ancak bu konuda da insanlar üzerinde deney yapılmasına ihtiyaç vardır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otu ve Mikroplar&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kahire Üniversitesinden Dr. Mürsî Acta Microbiol Pol Dergisinin 2000 sayısında yayınlanan bir araştırmasında çörek otunun mikroplara olan etkisini incelemiştir. Doktor, gram pozitif boyadan 16, gram negatif boyadan 6 çeşit üzerinde incelemede bulunmuştur. Bunun neticesinde bazı mikrop türlerinin çörek otu özüne karşı olumlu cevap verdiği ortaya çıkmıştır.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çörek Otu ve Mantarlar&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ağa Han Üniversitesinde (Pakistan) yapılan bir çalışma Phytother Res Dergisinin 2003 Şubat sayısında yayınlanmıştır. Bu çalışmada kandidiyasiz (candıda albıcans) hastalığına yakalandırılan fareler çörek otu özüyle tedavi edilmiştir. Araştırmacılar candida albicans mantarlarının gelişiminde çok büyük oranda gerileme olduğunu görmüşlerdir. Dr. Ağa Han araştırmasının sonunda şöyle demiştir: "Bu çalışmanın neticesi, çörek otunun mantarların tedavisinde faal olduğunu ortaya koymaktadır."&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yapılan bu çalışmalar, Hz. Peygamberin (s.a.v) getirdiklerine dair modern incelemelerin sadece bir kısmıdır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-8721599075512406867?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8721599075512406867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8721599075512406867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/07/corek-otunun.html' title='Çörek Otu'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/SlL9n4Nm7yI/AAAAAAAAAB8/QDz6FNMzg1k/s72-c/corekotu.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-5352090471969727807</id><published>2009-06-22T08:33:00.000-07:00</published><updated>2009-06-22T08:37:53.914-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt problemlerinde adacayi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adacayi nasil hazirlanir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adacayi kansere iyimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamilelikte adacayi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adacayinin yararlari'/><title type='text'>Adaçayı Hakkında</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sj-kVtBRwNI/AAAAAAAAABU/nskSHCb8R1c/s1600-h/adacayi.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 138px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sj-kVtBRwNI/AAAAAAAAABU/nskSHCb8R1c/s200/adacayi.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350175575108600018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;Adaçayı&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Latince ismi : Salvia officinalis&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilimsel Sınıflandırma&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Alem:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Plantae&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şube:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Magnoliophyta&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sınıf:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Magnoliopsida&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Takım:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Lamiales&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Familya:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Lamiaceae&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cins:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Salvia&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Ada çayı (Salvia), Diş otu veya Meryemiye olarak da bilinir, ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından Salvia cinsini oluşturan kokulu bitkilere verilen ad. Bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de çokça yetişir. Tüylü ve beyazımsı bir renkte olan yapraklarının kurusu çay gibi haşlanarak içildiği gibi, et yemeklerine koku ve lezzet vermek için de kullanılır. Özellikle karaciğer, ördek, kaz, tavuk ve av hayvanlannın kızartmalannda çok hoş bir koku ve tat verdiği için kullanılir. Avrupa ülkelerinin mutfaklannda kızarmış patateslerin, hamurlara koyulan yağların kokulandınlmasında, salamuralarda, etlerin dinlendirilmesinde çok kullanılır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adaçayı 30-70 cm boyunda olan bitkinin menekşe renkli çiçekleri halka dizilişlidir. Karşılıklı olan beyaz keçeli yaprakları gümüş gibi parıldar ve acımtırak, ıtırlı bir koku yayarlar. Bahçe ada çayı, güneşli bir yerde yetiştirilmelidir. Don olayına karşı duyarlı olduğu için, kış boyunca çam dalları ile örtülmesi doğru olur. Ülkemizde İzmir bölgesinde bahçe adaçayı yetiştirilmektedir. Bir başka tür olan çayır ada çayı (Salvia pratensis), çayırlarda, bayırlarda ve meralarda yetişir. Çevresine ıtırlı hoş bir koku yayan mavi–menekşe renkli çiçeklerin pırıltısı uzaklardan seçilebilir. Çayır ada çayı (Anadolu adaçayı) batı ve güney-batı Anadolu'da bol olarak yetişmektedir. Anadolu ada çayından "elma yağı" veya "acı elma yağı" denilen yağ da üretilmektedir. Bu tür adaçayı da kimyasal yapı ve tedavi etkisi bakımından tıbbi (bahçe) adaçayına benzemektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adaçayı Toplama/Kurutma&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bitki yaprakları çiçeklenme öncesi, Mayıs-haziran aylarında toplanır. Etken maddelerinin doruğa ulaştığı öğlen saatlerinde toplanan yapraklar, gölgeli ve havdar bir yerde kurumaya bırakılır. İyice kuruduktan sonra ince kıyılarak, hava almayan kaplarda saklanır&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;Adaçayı Bileşim&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eterli uçucu yağlar, %30 Thujon, %5 Cineol, Linalol, Borneol, Salven, Pinen ve kafur; tanenler, triterpenoitler, flavonlar; Östojen benzeri maddeler; reçineli bileşikler içerir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;Adaçayı Tarihçe&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu bitkinin çiçekleri, gargara ve adaçayı sirkesi yapmak için toplanır (bir avuç çiçek, doğal sirkenin içinde bir süre bekletilir) ve elde edilen sirke, uzunca bir süre hasta yatağından kalkamayan kişilere rahatlatıcı ve canlandırıcı anlamda sürülerek, masaj yapılır. Yapraklar daha çiçeklenme başlamadan, mayıs ve haziranda toplanır. Bitki kuru ve güneşli günler boyunca, eterli yağlar oluşturduktan sonra, yapraklar öğlen güneşinde toplanır ve gölgede kurutulur. Adaçayı, çok eski çağlarda da ünlü bir şifalı bitki olarak tanınırdı. 13. Asırdan kalma bir dizede şöyle deniyor: “Eğer dikmişsen adaçayını bahçeye, ne gerek var ölmeye!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adaçayının eski çağlarda da ne büyük bir övgü ile anıldığını, çok eski bir şifalı bitki kitabı şöyle anlatıyor: "Kutsal Meryemana, Bebek İsa ile Herodes’un gazabından kaçmak zorunda kaldığında, kendisini saklamaları için, çayırdaki tüm çiçeklerden yardım istemiş, ama hiçbir çiçek ona yanıt vermemiş. İşte o zaman adaçayı eğilmiş ve Meryemana sığınacak bir yer bulmuş. Onun sık ve koruyucu yapraklarının arasına girerek Herodes’un askerlerinden saklanmış ve askerler onu görmeden geçip gitmişler. Tehlike geçiştirildikten sonra, saklandığı yerden çıkan Meryemana, tatlı sesiyle adaçayına şöyle demiş: Bu andan sonra sonsuza dek insanların en çok sevdiği çiçek sen olacaksın. Seni, insanları tüm hastalıklardan koruyacak kadar güçlü kılıyorum. Bana yaptığın gibi, onları da ölümden kurtar!” İşte o zamandan beri adaçayı, insanları iyileştirmek ve onlara yardım etmek için her yıl yeniden çiçekleniyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;Adaçayı Faydası&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adaçayı sıkça içildiğinde tüm bedeni güçlendirir, kalp krizi tehlikesini azaltır ve kötürümlüklerde çok yaralıdır. Gece terlemelerinde ve aşırı terlemelerde, lavanta çiçeğinin yanı sıra, yardımcı olabilecek tek bitkidir. Gece terlemesine neden olan hastalığı iyileştirir ve bu hastalıkla el ele giden aşırı güçsüzlüğe, canlandırıcı etkisi sayesinde son verir. Hastalık sonrası güçsüzlük hallerinde başarıyla kullanılabilir. Pek çok doktorun, ada çayının değerli özelliklerini artık iyice tanımış olduklarını biliyoruz (Referans1: M.Treben). Onu kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında ve organ titrekliklerinde büyük bir başarıyla kullanıyorlar. Yukarda belirtilen hastalıklarda, günde 2 su bardağı çay yudumlanarak içilmelidir. Ada çayı, hasta karaciğeri de çok olumlu etkiler, onunla ilgili tüm rahatsızlıkları giderir ve gazları yok eder. Kan temizleyici etkisi vardır. Solunum organlarını ve mideyi balgamsı salgılardan temizler, iştah açıcıdır. Mideyi ve bağırsakları rahatlatır, gazların dışkılanmasını sağlar. Kramp çözücü etkisi sayesinde, ishalde çok rahatlatıcıdır. Böcek sokmalarında, sokulan bölgeye adaçayı yaprağının tozu uygulanır. Ada çayı, dıştan uygulandığında, yaprağın tozu uygulanır. Ada çayı dıştan uygulandığında (Çalkalama ve Gargara), bademcik iltihabı, boğaz hastalıkları, diş iltihaplanmaları, yutak ve ağız boşluğu iltihaplanmalarında veya ülserlerinde özellikle önerilir. Eğer zamanında adaçayı kullanılmış olsaydı, pek çok çocukta ve yetişkinde bademcik ameliyatına gerek kalmayabilirdi. Bedenimizin polisleri olarak, zehirli maddeleri yakalayan ve zararsız hale getiren bademcikler alındığında, ağızdan giren zararlı maddeler doğruca böbreklere ulaşırlar. Ada çayı, sallanan dişlere, dişeti çekilmesine ve kanamasına karşı da (Çalkalama ve Gargara) başarıyla kullanılabilir veya bitki çayına batırılan pamuk hasta bölgelere uygulanır. Ayrıca dıştan kullanımda da, gargara ve çalkalamaların yanısıra yara kompresi olarak da kullanılabilir. Sinirli ve yorgun olan kişiler ve dölyatağı (rahim) hastalığı çeken kadınlar arada sırada ada çayı oturma banyoları almalıdırlar. Zayıf ve güçsüz çocuklara balla tatlandırılarak içirilir. Bu çay, tahriş kaynaklı öksürüklerde de başarılıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adaçayı, aynı zamanda şişkinlik, ishal ve bağırsak iltihabı rahatsızlıklarında alınır. Çalkalama/gargara yaparak dişeti kanamaları için kullanılır. Haricen uygulandığında, hasar ve yaraları hafifletir, cilt yangılarını tedavi eder. Asya’da bu ilaç kanlı idrar, kanlı balgam, hemorrhoidler için düşünülmüştü. Ve homeopatik (* romatoloji : homeopatik tıp; özel yöntemlerle hazırlanan doğal ürünlerin çoğu kez az miktarlarda alındığında sağlığı düzelteceği inancına dayanan alternatif tedavi yaklaşımı. Bir madde, yüksek dozlarda bir hastalığın semptomlarını oluşturuyor ise, çok küçük dozlarda o hastalığı tedavi edebilir inancına dayanmaktadır. Madde her ne kadar seyreltilir ise, o kadar etkili olabilir. Uygulayanlar, küçük dozlarda hazırlanan bitkisel madde veya minerallerin savunma sistemini uyararak etkili olduklarını düşünmektedirler.) pratisyen hekimler anne sütünün taşma olaylarını nizama sokmak için adaçayı kullanırlar. Adaçayı, tüm bu problemlere yararlı olmasına rağmen, henüz doğrulanmamıştır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aynı zamanda da araştırmacılar adaçayının Tip II, insüline bağımlı olmayan şeker hastalarının( *Endokrinoloji : Tip II DM. İnsülin eksikliği veya insüline doku düzeyinde direnç oluşumu söz konusudur. Tüm DM’li hastaların %90’ı bu gruba girer. Genellikle erişkin yaşlarda görülür. Tedavide oral antidiyabetik ilaçlar ya da insülin kullanılır) tedavisi için adaçayının çok önemli bir yeri olduğunu tahkik ettiler.  Yapılan bir çalışmanın göstermiş olduğu pozitif sonuçlar, belgelenmesinin gerekli olduğunu ortaya koydu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;Adaçayı Nedir&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Amerika Birleşik Devletleri’nde, adaçayı yemekleri lezzetlendirmek için bir baharat olarak değerlendirilir. Adaçayı’nın yurt dışındaki tıbbi kullanımı çok uzun bir tarihe dayanır.Adaçayı, cinsel yolla bulaşan hastalıkları(* Cinsel ilişki veya kontaminasyon sonucu virüsler (HPV), protozoalar (trtikomonaslar), bakteriler (treponema pallidum, gonokoklar, klamidya) ve ektoparazitlerle (scabies sarcoptei) ile geçen sifiliz, AIDS, uyuz, şankroid, üretrit, prostat benzeri hastalıkları ifade etmektedir) sağlığa kavuşturur, böcek ısırığı için iyi gelir ve hala Avrupa’da boğaz ağrıları için gargara yapılarak kullanılmaktadır. Antibakteriyel nitelikleri vardır, virüs ve mantar gelişimine engel olur. Gerginliği, burukluğu geçirir; terlemeyi ve diğer salgıları azaltır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu bitkinin ezilmiş hali, kurutulmuş yaprakları, adaçayı çiçekleri yağının çıkarılması, yaprakları ve tohumları da şifa vermesi bakımından çok önemlidir. Akdeniz Bölgesi yerlileri, tüm Avrupa ve Kuzey Amerika’da adaçayı yetiştirilmektedir.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;Adaçayı İçin Özel önlemler&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Küçük bir tehlike olmasına rağmen, adaçayı dozajın üzerinde kullanılınca aynı etkileri sağlamayabilir. Bu durumlarda yan etkileri oluşabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;Olası ilaç etkileşimleri&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hiçbir etkileşimi olmadığı bildirilmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özel bilgi: Eğer hamileyseniz ya da emdiriyorsanız&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hamilelik süresince bu ilacı almayın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;Adaçayı Nasıl Hazırlanır&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlacın toz halinde yapılmış ve bronşit için kullanımı açısından 1.66 ons toz halindeki ilaç 2.66 ons bal ile karıştırılır. (1 ons 28.3 gramdır.)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gargara ve çalkalamak için hazırlanışı 2.5gram adaçayı (ya da 2-3 damla adaçayı yağı) 3 ons su ile karıştırılır. Ya da başka bir seçenek olarak, 5 gram (1 çay kaşığı dolusu) bu alkollü esansı bir bardak suyun içerisinde kullanın. Aynı zamanda sulandırılmamış alkollü esans iltihaplı mukoza zarına (sümük dokuya) hemen etkisini gösterir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;Adaçayı Türüne Özgü Dozajı&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;Adaçayı Günlük Normal Dozajı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Kurutulmuş adaçayı : 4 – 6 gram arası (1 çay kaşığı dolusu)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Adaçayının zaruri yağı : 2 – 6 damla arası&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Adaçayı ruhu (alkollü esansı) : 2.5 – 7.5 gram arası (1 çay kaşığı dolusunun yarısı “1½ “) Sıvı halde adaçayı esansı : 1.5 – 3 gram arası (1 çay kaşığı dolusunun yarısı – çeyreği arası) Adaçayı balı : sabahları ve yatmadan önce 1 çay kaşığı dolusu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Toz halinde adaçayı : aşırı terlemeler için her yemekten önce 1 kapsül&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Işık ve rutubetten saklanarak biriktirilmelidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Adaçayı uçucu yağı ve faydaları:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Adaçayı uçucu yağı, adaçayı yapraklarının su buharı distilasyonu ile elde edilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Yaş yapraklarda %1 ve kuru yapraklarda %2-3 oranında uçucu yağ bulunur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Bu uçucu yağ (Adaçayı esansı): yara iyileşmesinde, cildin gerilmesinde, regl sancılarında, streste, baş ağrılarında, yorgunlukta, bronşit ve astımda etkilidir. Antiseptik özelliğe sahip olduğu için cilt temizliği, bakımı ve problemlerinde kullanılır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;Dozajın Üzerine Çıkılırsa&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dozajın çok üzerinde alkollü esansı ya da zaruri yağından çok fazlasını almanız dolaşımınıza ani zarar verebilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dozajı aşmanız durumundaki belirtiler: hararet, sıcaklık hissi oluşur, kalp atışı hızlanır ve baş dönmesi olur. Bir dozaj aşımına dair şüphe durumlarında, derhal tıbbi yardım alınız.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilim adamları alzheimer için aranan ilacı mutfakta buldu. Adaçayının alzheimer sendromlarından unutkanlığa karşı etkili olduğu açıklandı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şifalı bitkilerle ilgili en eski metinleri inceleyen Britanyalı bilim adamları, adaçayının hafıza üzerinde etkili olduğu sonucuna vardı. Britanya'nın New Castle ve Northumbria Üniversitelerinde yürütülen araştırma için 44 denek seçildi. Deneklerin bir kısmına adaçayı yağı, bir kısmınaysa etkisiz maddeler içeren tabletler verildi. Daha sonra yapılan kelime hatırlama testlerinde adaçayı tableti alanların çok daha başarılı olduğu görüldü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Araştırma ekibinden Nicola Tildsey, "Bu çalışma, yüzyıllar önce şifalı bitkilerle uğraşanların çalışmalarının ne kadar değerli olduğunu ve bazı hastalıklar için onların söylediklerinin ciddi biçimde ele alınması gerektiğini ortaya koydu" dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adaçayının alzheimer üzerindeki etkileriyle ilgili daha geniş kapsamlı bir araştırma başlatan ekibe ilham verenlerin arasında John Gerard'ın 1597 tarihli kitabı da vardı. Gerard, adaçayının hafızayı güçlendirip, kafayı çalıştırdığını söylüyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Araştırma, İngiliz Şifalı Bitkiler Araştırma Merkezi'nin (MPRC) daha önceki bulgularıyla da uyumlu. MPRC'nin araştırmasında, adaçayının, alzheimer nedeniyle azalan bir beyin kimyasalını koruduğu görülmüştü. Ortalama ömrün artmasıyla yaygınlaşan alzheimer, ilaç endüstrisinin en aktif olduğu alanlardan. Adaçayının antioksidan ve iltihapları giderici özellikleri de bilimsel araştırma konusu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-5352090471969727807?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/5352090471969727807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/5352090471969727807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/06/adacay-hakknda.html' title='Adaçayı Hakkında'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sj-kVtBRwNI/AAAAAAAAABU/nskSHCb8R1c/s72-c/adacayi.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-5485877889096710352</id><published>2009-06-09T01:05:00.000-07:00</published><updated>2009-06-09T01:46:40.981-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kimyon Yagi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kimyonun Yararlari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kimyon Tarimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kimyon Fiyati'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kimyon Hangi Hastaliga Devadir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kimyon Nedir'/><title type='text'>Kimyon Hakkında</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Si4X3WmS4iI/AAAAAAAAABM/5HXTDTdawPY/s1600-h/kimyon.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Si4X3WmS4iI/AAAAAAAAABM/5HXTDTdawPY/s320/kimyon.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345236047461802530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;Kimyon Nedir, Nasıl Yetişir, Nerelerde Yetiştirilir:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Latincesi Cuminum cyminum olan kimyon, bir yıllık otsu bitkidir, meyvaları için yetiştirilir. Meyvaları baharat olarak kullanılır. Ülkemizde Frenk kimyonu denen, Carum carvi diye bir türü de vardır. Kars bölgesinde bu bitkinin genç dalları çorbalara ve yemeklere koku vermesi için katılır. Kefe Kimyonu denen Laser trilobum borkh, ülkemizde yetişen diğer bir kimyon türüdür. Özellikle çam ormanlarının altında yetişir. Olgun meyvaları baharat olarak kullanılır. Toros dağlarının Mersin/Adana kesiminde yetişen türüne sıra ismi verilir. Adana, Tarsus ve Mersin bölgelerinde baharat olarak kullanılır ve satılır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimyon (Cuminum cyminum) Mayıs-Haziran ayları arasında, beyaz ve pembemsi renkli çiçekler açan, 40-60 cm boyunda, bir yıllık otsu bir bitki. Gövdeleri dik, üstte dallanır. Yaprakları iplik gibi parçalı ve tüysüzdür. Çiçekler şemsiye durumunda toplanmışlardır. Şemsiye, 3-5 saplıdır. Çiçekler beyaz veya pembe renklidir. Meyvesi köşeli, oval şekilli, 4-5 mm boyundadır. Temmuzda meyveler olgunlaşır. Özel kokuludur ve meyveleri sabit ve uçucu yağ, tanen ve reçine taşımaktadır. Midevi, gaz giderici, terletici olarak kullanılır. Ayni zamanda özellikle Kuzey Afrika, Orta Doğu, batı Çin, Hindistan ve Meksika mutfağında çok kullanılan bir baharattır&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tohumlar tüketim için genelde toz haline getirilir. Kimyonun genel olarak en sık yetiştiği yerler: İran, Özbekistan, Tacikistan, Türkiye, Fas, Mısır, Hindistan, Suriye, Meksika ve Şili. Türkiye'de yetiştiği yerler: Ege ve Karadeniz Bölgesinde kültür olarak yetiştirilir. Hindistan'da kimyon jiira olarak, Pakistan/İran'da ziira olarak, batı Çin'de ziran olarak adlandırılır&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akdeniz bölgesinde tarih öncesinden beri yetişen bir bitki kimyon. Fas, Mısır ve Suriye’nin yanı sıra Hindistan, Meksika, Kuzey Amerika ve Şili de yetiştirilmektedir. Sebzelerde, sakatat, et yemekleri ve içeceklerde kullanılır. Spesifik olarak, Fas ve Ortadoğu ülkelerinde tavuk, keçi eti ve uykuluk terbiyesinde kullanılırken, Hindistan da baharat olarak kullanılmasının yanı sıra, sindirimi kolaylaştırmak için çay gibi demlenir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;Tarihte Kimyonun Yeri:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şu anda en fazla kimyon kullanan ülke mutfakları arasında Hindistan, Fas ve Mesika geliyor. Ancak, milattan önceki dönemde kimyonu en fazla Yunanlılar ve Romalılar kullanmış.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eski Yunanlıların yemek masalarının üzerinde duran özel bir kimyon kutuları varmış. Kimyonu o denli bol kullanıyorlarmış ki, cimriliği kimyon kullanımıyla tarif eder olmuşlar. Cimri bir insana, 'kimyon tanesini bölen' anlamına gelen  kyminopristes  diyorlarmış! Antik Roma döneminde kimyonun, 'hırsın ve paranın' sembolü haline geldiğini de söylemeliyiz. Her şeye hükmeden ve sahip olan Marcus Aurelius’un takma ismi  kimyon du. Kral Antonius savurgan insanlara tutumlu olmayı öğretmeye kalkınca bu tutumundan dolayı, o da hakaretten nasibini aldı ve  kimyonu ikiye yarar  cümlesi onu taklit ve alay eden insanlarca kendisine karşı kullanıldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aşağı yukarı aynı yıllarda kimyon, Doğu Akdeniz ülkelerinde ve özellikle de Nil Nehri’nin yukarı kısımlarında yetiştiriliyordu. Bu sırada sindirimi kolaylaştırmasının yanı sıra, ekmek ve et yemeklerine lezzet vermesi için de kullanılırdı. Kimyonun diğer bir görevi ise vergi ödemek için para yerine geçmesiydi. Ayrıca, meşhur  hatip Pliny, öğrencilerine konuşma yaparlarken tenlerine soluk, yüzlerine dikkatli ifade verdiği için kimyon yemelerini tavsiye etmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Romalıların her yiyecekle kimyonu özgürce kullandıklarını söyleyebiliriz. Öyle ki 'patina de piris' isimli bir tür armut tatlının içine bile kimyon koymuşlar. Kabuklu deniz hayvanları için kullandıkları başka bir sos ise, bal, sirke, maydanoz, nane, karabiber ve bol miktarda kimyondan oluşuyormuş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimyon Nerelerde Kullanılıyor:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Günümüzde kimyonun kullanıldığı Avrupa mutfakları sınırlı. Fransa ve Almanya’da ekmeklerde, Hollanda ve İsveç’te ise bazı peynir türlerinde kullanılıyor. İspanya da hiç kullanılmıyor. Meksika da onu İspanyollar tanıttıkları için halen bu mutfağın bir numaralı baharatı olma özelliğini koruyor&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;Kimyon (Carvi fructus)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bitki  :Carum carvi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Meyveleri % 3-7 oranında uçucu yağ taşır. Gastrointestinal sistem üzerinde etkilidir. Spazm çözücü ve gaz söktürücüdür. Ayrıca antimikrobiyal etkiye sahiptir. Özellikle midede şişkinlik hissi, sindirim güçlüğü gibi hazımla ilgili sorunlarda ve iştahsızlıkta kullanılır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dahilen:  Günlük doz 2,5 - 6 g’ a eşdeğer olacak şekilde, 1-3 çay fincanıdır.  Günlük dozun sabah, öğle, akşam şeklinde alınması tavsiye edilir. Amaca göre, iştah açıcı ve gaz söktürücü olarak kullanıldığında yemeklerden yarım saat önce, sindirim güçlüğünde kullanıldığında ise yemeklerden sonra içilmesi önerilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;Kimyonun Ziraatı:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;1-Kimyonun  Ekonomik Durumu :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Kimyon, kokusundan faydalanılan baharat bitkisidir. Son yıllarda yurt içinde ve yurt dışında sucuk imalinde, ilaç sanayinde ve boya sanayinde kullanılmaktadır. Türkiye'den A.B.D' ne Avrupa, Orta Doğuda, Arap ve Körfez ülkelerine devamlı ihraç edilmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;2-Kimyonun Bitkisel Durumu :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Kimyon tohumu 4-5 mm uzunluğunda, açık kahverengi renkte küçüktür. Kimyon bitkisi 35-40 cm boyunda ( mercimek bitkisi ) gibi dallanan ince uzun üzerinde küçük yaprak, bulunan hafif bir bitkidir. Genellikle Orta Anadolu da erken ilkbaharda 15 şubat- 15 Mart tarihleri arasında mutlaka ekimi yapılmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;3-Kimyonun İklimi İsteği :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Kimyon ziraatı genellikle Orta Anadolu Bölgesinde bilhassa Afyon, Ankara, Eskişehir, Konya, İlleri ile bunların çevresinde bulunan illerde yapılmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eskişehir yöresinde kimyon bitkisine (ZIRA) tabir edilmektedir. Bu sebeple kimyon bitkisi ilkbaharda erken ekim yapılacak yazları sıcak kışları soğuk olan Orta Anadolu bitkisidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;4- Kimyonun Toprak İsteği :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Kimyon bitkisi hafif ve nazik bir bitki olduğundan genellikle ot getirmeyen yumuşak, kaymak bağlamayan hafif topraklarda iyi yetişir ve randımanlı olur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilhassa hamdan yeni açılan topraklarda daha fazla randımanlı yetişir. Çorak, kepir, topraklarda yetişmekle beraber randıman alınabilmesi için yılın yağışlı geçmesi şarttır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;5- Kimyonun Gügre İsteği:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Kimyon ekimi yapılırken kimyon tohumu mutlaka fenni gübre ile ekilmelidir. Kimyon bitkisi fosforlu gübreye ihtiyacı olmakla beraber daha fazla azotlu gübreye ihtiyaç duyulmaktadır. Ekimi ile birlikte toprağa 10 kg % 18-46 DAP veya 10 kg % 15-45 Kompoze ve 10 kg % 20-20 Kompoze veya yalnız 10 kg % 26 lık A. Nitratla ekilebilir, Ekimden sonra kimyon toprak yüzünde görülünce dönüme 10-15 kg azotlu gübre serpildiği taktirde randıman alınır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;6- Kimyon Toprağının Hazırlanması:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Kimyon bitkisi genellikle Orta Anadolu'da münavebede hububattan sonra ekilir. Bu münasebetle hasadı yapılmış anız tarlalarının saplarının mutlaka yakılarak yağışlara müteakip mutlaka kimyon güzden soklu pullukla 18-20 cm derinliğinde aktarılmalıdır. Kimyon ekilecek tarla yağışlarını iyice alıp yumuşadıktan sonra erken ilkbaharda 15 Şubat 15 Mart arasında&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;a)  Kazayağı ile ikilenerek erken çıkan otlar imha edilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;b)  Barana (tırmık ) çekilerek üçlenip ekilecek saha kısmen tesviye edilir. Tarla ekime hazır duruma getirilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;7- Kimyonun Ekimi:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt; &lt;/span&gt;Kimyon tohumu genellikle mibzerle sıraya ekilir. Serpme ekim daha ziyade dar arazilerde tatbik edilebilir. Kimyon tarlası arzu edilen şekilde hazırlandıktan sonra dekara 10 kg fenni gübre ile 1 kg tohum hesaplanarak gübre ile tohum iyice karıştırılır. Bu karışım mibzerlerin tohum sandığına konulur. Kombine mibzeri ile tohum sandığı ayarı 10-12 dereceye getirildiğine dekara 10 kg gübre 1 kg tohum en idealdir. Tohumlar genellikle 2-3 cm derinliğe ekilmelidir. Daha derine giderse katiyetle çıkmaz. Bunun için Kimyon ekilecek tarlanın toprak hazırlığının iyi yapılarak ekimde tohumunun derine gitmesi önlenmelidir. Kimyon bilhassa tavsiye edilmiş kısmen sıkıştırılmış topraktan 30-40 gün içinde toprak yüzüne çıkar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;8- Kimyon Bakımı Ve Yabancı Ot İlaçlaması :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Kimyon ekildikten sonra genellikle 30-40 gün içinde toprak yüzüne çıkar. Kimyon ot getirmeyen veya az ot getiren tarlaya ekilebilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimyonla birlikte yabancı otlarda kimyon tarlası içinde büyümeye başlarlar, Nisan ortalarından sonra kimyon üst azotlu gübreden atıldıktan sonra 1-15 Mayıs arasında yabancı otların,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;a)  Elle Yolmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;b)  Veya kimyon yabancı otunu imha eden AFALON ilacı ile hububat tarlalarında yapılan yabancı ot ilaçlaması gibi beher dekara 150-200 gr arası bir ilaç ile 20 litre su düşecek şekilde yabancı ot ilaçlaması yapılmaktadır. Çiçek zamanı yapılacak yabancı ot ilaçlaması kimyonun verimini çok düşürmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;9-Kimyonun Hasat Ve Harmanı:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Kimyon mahsülü genellikle Haziran ayı içinde çiçeklenerek Haziran sonrası Temmuz başlarında rengi yeşilden mat kahverengi rengi alınca hasadın mutlaka yapılması lazımdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bin işçi günde yarım dekar ile 1 dekar arası yolma yapabilir. Yapılan demetler tarlaya batör ayarı düzenlenmiş ve rüzgarlıkları kısmen yapılmış biçer döver yürütülerek önüne atmak suretiyle hasat ve harman yapılır. Kimyon harman yerinde sopalarla dövülerek veya dövenle sürülerek harmanı yapılmakta beraber harmanı güçtür.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;10-Kimyonun Verimi:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; Kimyon genellikle iyi ekimi yapılmış iyi gübrelenmiş iyi ot alınmış kuvvetli tarlalardan ortalama beher dekara 50-80 kg arasında verim yapar. Zayıf şartlarda bu verim 20-30 kiloya düşebilir. Yüksek verim almak için az sahaya yapıp iyi emek verip birim sahadan yüksek verim almak esastır&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF9900;"&gt;&lt;b&gt;Kimyonun Bilinen Yararları:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Midevidir: iştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Diyareyi hafifletici etkisi vardır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• İdrar söktürücüdür.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Sinirleri uyarır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;• Terletici etkisi de bulunmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Romalılar döneminden beri bedene yararlı etkileri bilinen ve kullanılan kimyonun tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece sıralanmaktadır.Bu etkilerinden yararlanılmak üzere yaz mevsiminde bitkinin çiçek şemsiyeleri tam olgunlaşmadan önce kesilip alınır. Bunlar gölge ve havadar bir yerde kurutulur. Yere serilen bir kağıdın üzerine bu şemsiyeler başaşağı edilip silkelenir. Böylece toplanan olgun tohumlar ya da piyasadan satın alınan kimyon tohumlarından 1-2 tatlı kaşığının üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp kabın üzeri kapatılarak 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Bu şekilde elde edilen infüzyondan günde iki kez sabah ve akşam yemeklerinden önce birer bardak içilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Latince ismi : Cuminum cyminum&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilimsel sınıflandırma&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Alem&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt; Plantae (Bitkiler)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şube&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt; Magnoliophyta (Kapalı tohumlular)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sınıf&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt; Magnoliopsida (İki çenekliler)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Takım:&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;Apiales&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Familya&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt; Apiaceae (Maydonozgiller)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cins:&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt; Cuminum&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tür:&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt; C.cyminum&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-5485877889096710352?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/5485877889096710352'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/5485877889096710352'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/06/kimyon-hakknda.html' title='Kimyon Hakkında'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Si4X3WmS4iI/AAAAAAAAABM/5HXTDTdawPY/s72-c/kimyon.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-1827461280537904459</id><published>2009-05-03T09:41:00.000-07:00</published><updated>2009-06-08T10:25:49.198-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Seker Hastasi İncir Yiyebilirmi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuru İncirin Yararlari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İncir Mucizesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İncirin Faydaları'/><title type='text'>İncirin Yararları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf3JM07RMgI/AAAAAAAAAA4/fZZr6xoQx3c/s1600-h/incir.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px; height: 152px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf3JM07RMgI/AAAAAAAAAA4/fZZr6xoQx3c/s200/incir.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5331638756079383042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;Padişah Meyvesi Ve İktidarsızlığın İlaci İncirin Faydaları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncirin faydaları incir nasıl bir besin kaynagı incirin insan vücüdundaki etkileri incir nedir incir mucizesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncir herhangi bir meyve ya da sebzeye göre en yüksek lif içeriğine sahiptir. Sadece 1 adet kuru incir 2 gram lif sağlamaktadır, ki bu tavsiye edilen günlük ihtiyacın %20’si’dir. Son 10-15 yılda yapılan araştırmalar, bitkisel gıdalarda bulunan liflerin sindirim sisteminin düzgün olarak çalışması açısından çok önemli olduklarını ortaya koymuştur. Besin olarak alınan lifin sindirime yardımcı olduğu ve bazı kanser türlerinin riskini azaltmada etkili olduğu bilinmektedir. Beslenme uzmanları lif alımını artırmanın ideal bir yolu olarak, lif açısından zengin olan incir tüketimini tavsiye etmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lifli yiyecekler çözünür ve çözünmez olarak ikiye ayrılırlar. Çözünmez lif açısından zengin gıdalar, vücuttan atılacak maddelere su kazandırarak bağırsaklardan geçişi kolaylaştırlar. Böylece sindirim sistemini hızlandırırarak, düzenli çalışmasını sağlarlar. Ayrıca çözünmez lifli besinlerin kolon kanserine karşı koruyucu olduğu da tespit edilmiştir. Çözünür lif açısından zengin besinlerin ise kandaki kolesterol seviyesini %20′den fazla düşürdükleri ortaya konmuştur. Bu nedenle kalp hastalıklarının riskini azaltmak açısından büyük önem taşırlar. Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa, bu kan damarlarında birikir ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına yol açar. Kolesterol, hangi organın damarında birikirse o organa ait hastalıklar ortaya çıkar. Örneğin, kalbi besleyen atardamarlarda kolesterol birikimi olursa, göğüs ağrısı, kalp krizi gibi sorunlar oluşur. Böbrek damarlarında kolesterol birikimi ise, yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir. Ayrıca çözünür liflerin alımı mideyi boşaltarak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kan şekerini düzenlemesi açısından da önem taşır, çünkü kan şekerindeki ani değişiklikler hayati riskler taşıyan rahatsızlıklarla sonuçlanabilir. Nitekim beslenmeleri lif açısından zengin olan toplumların kanser ve kalp hastalıkları gibi rahatsızlıklara daha az oranda yakalandıkları tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözünür ve çözünmez liflerin her ikisinin birarada bulunması ise sağlık açısından ayrı bir avantajdır: Her iki lif türünün birarada bulunmasının, kanseri engellemede, tek başına olduklarından daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. İncirde her iki lif türünün -hem çözünür hem de çözünmez liflerin- birarada bulunması bu bakımdan inciri son derece önemli bir besin maddesi kılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;George Washington Üniversitesi Tıp Merkezi’nde Hastalıklara Karşı Korunma Enstitüsü’nün başkanı Dr. Oliver Alabaster, incirden şu ifadelerle bahsetmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burada gerçek anlamda sağlıklı ve yüksek lif oranına sahip bir besini ekleme imkanı bulunmaktadır. İncirleri ve diğer yüksek lif oranına sahip besinleri sıklıkla tercih etmek… ömür boyu sağlığınız açısından önem taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;California İncir Danışma Kurulu’na (California Fig Advisory Board) göre, meyvelerde ve sebzelerde bulunan antioksidanların insanları birçok hastalıktan koruduğuna inanılmaktadır. Antioksidanlar, vücudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışardan alınan zararlı maddeleri (serbest radikalleri) etkisiz hale getirirler ve hücrenin tahrip edilmesini engellemiş olurlar. Scranton Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmada, kuru incirin, antioksidan bakımından zengin fenol bileşimine diğer meyvelere göre çok daha fazla sahip olduğu belirlenmiştir. Fenol, mikroorganizmaları öldürücü -antiseptik- bir madde olarak kullanılmaktadır. Scranton Üniversitesi’nde yapılan değerlendirmelere göre, İncirdeki fenol miktarı, diğer meyvelerle kıyaslandığında çok daha fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;New Jersey’deki Rutgers Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmada ise, kuru incirin içerdiği omega-3, omega-6 yağ asitleri (EFA: Essential fatty acids: vücut için zaruri yağlar) ile fitosterol (bitkilerde bulunan yağımsı madde) sayesinde kolesterolü düşürücü olarak da önem taşıdığı anlaşılmıştır. Bilindiği gibi omega-3 ve omega-6 yağ asitleri vücutta üretilemezler ve gıdalarla alınmaları gereklidir. Ayrıca bu yağlar özellikle kalp, beyin ve sinir sisteminin sağlıklı şekilde işlev görmesi açısından vazgeçilmez öneme sahiptirler. Fitosterol ise, hayvansal gıdalardaki kalp ve damar sağlığı açısından tehlikeli olan kolesterolün yolunu tıkayarak kana karışmadan vücuttan atılmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;California İncir Danışma Kurulu tarafından “adeta doğanın en mükemmel meyvesi”olarak bahsedilen incir, insanoğlunun bildiği en eski meyvelerden biri olmasına rağmen, gıda üreticileri tarafından yeniden keşfedilmektedir. Çünkü besin değerinin yüksek olması, sağlık için faydaları, bu meyveye ayrı bir önem kazandırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncir hemen hemen her özel diyetin parçası olabilir: İncir doğal olarak yağ, sodyum ve kolesterol içermediği ve yüksek lif oranına sahip olduğu için, kilo vermeye çalışan kişiler için de uygun bir besindir. Aynı zamanda incir, bilinen tüm meyvelere göre en yüksek mineral içeriğine sahiptir. 40 gram incir, 244 mg potasyum (günlük ihtiyacın % 7’si), 53 mg kalsiyum (günlük ihtiyacın %6’sı) ve 1.2 mg demir (günlük ihtiyacın %6’sı) içermektedir. İncirde kalsiyum oranı çok yüksektir; meyveler arasında kalsiyum içeriği açısından portakaldan sonra ikinci sırada gelmektedir. Bir kase kuru incir, bir kase süt ile aynı miktarda kalsiyum sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncir, uzun süreli hastalıklardan sonra hızlı şekilde iyileşmeye yardımcı olan, güç ve kuvvet veren bir ilaç olarak da düşünülmektedir. Fiziksel ve zihinsel zorlanmayı ortadan kaldırır ve vücuda enerji ve güç sağlar. İncirin en önemli besin öğesi, tüm meyvenin % 51-74′ünü oluşturan şekerdir ve tüm meyveler arasında en yüksek şeker oranını içermektedir. Ayrıca incir, astım, öksürük ve soğuk algınlığı gibi durumlarda da tedavi amaçlı tavsiye edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada çok sınırlı olarak yer verdiğimiz incirin faydaları, Allah’ın insanlar üzerindeki rahmetinin bir göstergesidir. Rabbimiz zevkle yenen bu meyve içerisinde, insanın ihtiyacı olan maddeleri, onun sağlığına uygun bir denge ile, adeta paketlenmiş şekilde yararına vermektedir. Allah’ın bu özel nimetinin Kuran’da zikredilmesi de, incirin insanlar için önemine bir işaret olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.) İncirin besin değerinin, insan sağlığı açısından öneminin, ancak gelişen tıp ve teknolojik imkanlarla tespit edilebilmesi, kuşkusuz Kuran’ın, herşeyin bilgisine sahip Allah’ın sözü olduğunun göstergelerinden biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;İncir Faydaları Saymakla Bitmez&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;-&lt;/span&gt; Enerji verir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;-&lt;/span&gt; Vitamin ve mineral bakımından zengin bir gıdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;-&lt;/span&gt; Bağırsaklardan toksik maddelerin atılması kandaki kollestrol seviyesinin düşürülmesi gibi faydaları da vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 0); font-weight: bold;"&gt;-&lt;/span&gt; Bağırsak iltihabı olanlar inciri çok yemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;-&lt;/span&gt; İncirin kurutulmuşu çok değerli olup, iyi bir besin kaynağıdır. Balgam söktürücü, yumuşatıcı olarak kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;-&lt;/span&gt; Ayrıca kış aylarında vücudun direncini arttırır,  pek çok sağlık sorununa karşı güç ve dayanıklılık kazandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;-&lt;/span&gt; İncirin bünyesinde şeker, albüminli maddeler, organik asitler, pektin, provitamin, A, B1, B2, C vitaminleri, magnezyum, kükürt, fosfor ve unlu maddeler bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;-&lt;/span&gt; İnciri cevizle birlikte yerseniz hem vücudunuzu zehirlerden korur, hem de bronşite iyi gelerek öksürüğü keser. Nezle için de faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;-&lt;/span&gt; İnciri sütle ya da sirkeyle eğer oda olmazsa yalnızca zeytinyağına batırıp yiyerek basur şikayetinizi ortadan kaldırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;-&lt;/span&gt; Sesiniz kısıldığında hemen bir inciri bir su bardağı kadar sütün içine koyup bir cezvede kaynatın. Ilık ılık bu şurubu için, çok yararını göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;-&lt;/span&gt; Yaş dalları kırıldığında akan sütümsü beyaz sıvı, nasır ve siğillere sürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 102); font-weight: bold;"&gt;-&lt;/span&gt; Yaşı kurusundan daha fazla tercihe şayan olan incir vücuda kuvvet verir. Anasonla beraber yenen incir hem kan yapar, hem de şişmanlatır. Bağırsak iltihabı olanlar inciri çok yemelidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;-&lt;/span&gt; Kuru incir, içerdiği protein miktarı yönünden fakir, sentezinde kullanılan aminoasit çeşidi açısından zengindir, bu nedenle hücre gelişimini destekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;-&lt;/span&gt; Ayrıca kuru incir, boğaz ağrısı bronşit ve öksürüğe de faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaş incirin kurutulduğunda bünyesindeki kalsiyum 4.6 kat artıyor,bu yüzden kurutulmuş incir tüketiminde fayda vardır.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf3J8vZWjBI/AAAAAAAAABA/tEUDj_M6n9A/s1600-h/incir-tablo.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 300px; height: 279px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf3J8vZWjBI/AAAAAAAAABA/tEUDj_M6n9A/s320/incir-tablo.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5331639579228670994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;100 Gram incirdeki Besin Değerini Gösteren Tablo&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-1827461280537904459?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/1827461280537904459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/1827461280537904459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/05/incirin-yararlar.html' title='İncirin Yararları'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf3JM07RMgI/AAAAAAAAAA4/fZZr6xoQx3c/s72-c/incir.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-8421072647855397606</id><published>2009-05-03T09:30:00.001-07:00</published><updated>2009-06-08T10:15:15.957-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hindiba'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Biberiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Antioksidanli Bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adacayi'/><title type='text'>Mucize Otlarla Salata Tarifi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf3GuMoZxoI/AAAAAAAAAAw/-W1eyQzpvqw/s1600-h/salata.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf3GuMoZxoI/AAAAAAAAAAw/-W1eyQzpvqw/s200/salata.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5331636030843504258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;Mucize Otlarla Sağlık Dolu Salata Tarifi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salatanızı sağlığa yararı açısından güçlü ve tadı bakımından harika yapmanız için içine size önerdiğimiz taze sebzeleri ve bazı baharatları ekleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taze sebzeler salatanızı ekstra hücre koruyucu fenollerle doldurmaktadır. Aynı zamanda bel ölçülerinizi de önemsiyorsanız işte siza harika dörtlü : Adaçayı, biberiye, yabani kekik ve tarhana kekiği!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan bir çalışmada, bu otların antioksidan açısından salatalara konabilecek en güçlü bitkiler olduğu ortaya çıktı. Baharat olarak ise eklemeniz gerekenlerin ilk sırasında kimyon bulunmaktadır. İkinci sırada ise taze zencefil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenmenize ekleyeceğiniz yeterli miktarda antioksidanlar sayesinde Gerçek Yaşınızı 6 yıla kadar gençleştirebilirsiniz. Peki hangi sebzeler antioksidan açısından en güçlüleri diye soruyorsanız işte cevabımız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enginar, kırmızı pancar, brokoli, sarmısak, pırasa, turp ve ıspanak ilk tercihler arasında yer almalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca salatanızı süslerken bile sağlığınız için çok yararlı besinler kullanabilirsiniz. Sızma zeytinyağı salatanızı parlak ve leziz gösterir. Zeytinyağına alternatif olarak ise elma sirkesi veya üzüm sirkesi iyi gidecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;Yapraklı Bitkileri Denemelisiniz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz acı da olsa çıtır çıtır hindiba yapraklarını denemelisiniz. Antioksidan falavanoid içeren bu bitkinin yaprakları çok yararlıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-8421072647855397606?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8421072647855397606'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8421072647855397606'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/05/mucize-otlarla-salata-tarifi.html' title='Mucize Otlarla Salata Tarifi'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf3GuMoZxoI/AAAAAAAAAAw/-W1eyQzpvqw/s72-c/salata.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-8060504284816907436</id><published>2009-05-03T07:34:00.000-07:00</published><updated>2009-06-08T10:22:33.128-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Isırgan Otu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Isırgan Otu Cayi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Isırgan Otu Egzemaya Yararlimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Urtica Diocia'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Isırgan Otu Kanseri Tedavi Edermi'/><title type='text'>Isırgan Otu Mucizesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf2ro2e_tUI/AAAAAAAAAAk/sRdrRrjh4i0/s1600-h/isirgan-otu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 151px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf2ro2e_tUI/AAAAAAAAAAk/sRdrRrjh4i0/s200/isirgan-otu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5331606252185171266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;Isırgan Otu Her Derde Deva&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isırgan Otu (Urtica diocia / urens); kökünden başlamak üzere, kökü, yaprakları, tohumları bile şifalı olan bir bitkidir. Eski çağlarda da büyük bir saygınlığa sahipti. Albrecht Dürer (1471 - 1528) bir tablosunda, elinde ısırganotu olan bir meleğin Tanrı katına uçusunu canlandırmıstı. İsviçreli botanik bilimci Künzle, bir yazısında, yakıcı özelliği sayesinde (Tüylerde bulunan  histamin ve asetilkolin) korunmamış olsaydı, bitkinin kökünün çoktan kurumuş olacağını belirtmişti. Eğer kendini koruyamamış olsaydı, haşarat ve hayvanlar onu çoktan yok etmişlerdi. Büyük ısırgan otu (Urtica diocia L.), çok yıllık ve otsu bir bitkidir, boyu bazen 1 m'yi geçer, yapraklar koyu yesil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Küçük ısırgan otu (Urtica Urens L.), bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Boyu 60 cm kadar olabilir. Yapraklar açık yeşil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Duvar kenarları ve harabeliklerde bol olarak görünür.Her iki türün de yaprakları 2-4 cm uzunlukta, oval veya kalp biçimindedir. Ta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ze iken deri ile temas edince deride kızartı ve yanma yapar.  Dızlağan ve  dikenli ısırgan  isimleriyle de bilinir. Türkiye' de  her iki tür de yetişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egzema ve egzemaya eşlik eden baş ağrılarıısırgan otu çayı ile iyileştirileilirler. Isırgan otu, böbrek ve mesane taşı oluşumuna karşı da kullanılabilir. Böbrek hastalıkları ve zorlu baş ağrıları genellikle bir arada görülürler. Egzemalar genellikle dahili bir nedene dayandıklarından, onları içerden, kan temizleyici bitkilerle iyleştirmek gerekebilir. Isırganotu, en başta gelen kan temizleyici ve aynı zamanda kan yaptırıcı bir bitkidir. Böylece, pankreas üzerinde de çok olumlu etkileri olduğu için, ısırganotu çayı ile kandaki şeker düzeyi düşürülebilir. İdrar yolları hastalıkları ve iltihapları, da bitki çayı ile iyileştirilebilirler. Aynı zamanda da dışkılama kolaylıkları sağladığından, bir ilkbahar kürü için özellikle önerilir. lkbaharda ve sonbaharda filizlendiğinde, onunla 4 haftalık bir çay kürü yapmak önemlidir. Sabahları aç karnına, kahvaltıdan yarım saat önce bir bardak ve gün boyunca 1-2 bardak çayı yudumlanarak içilebilir. Bu tür çay kürlerinden sonra kişi kendini anlatılamayacak kadar iyi hissedebi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lir. Ayrıca bu çayın lezzeti hiç de kötü değildir. Ama duyarlı kişiler, ona biraz papatya veya nane ekleyerek, lezzetini ve kokusunu değiştirebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IsirganotuIsırganotu, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında, dalak hastalıklarında, solunum sistemi balgamlanmasında, mide kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak ülserlerinde ve akciğer hastalıklarında öncelikle önerilir. Değerli etken maddeleri (Potasyum tuzları, organik asitler-formik asit, histamin, asetilkolin ve Vitamin C) alabilmek için, çay hazırlanırken, yapraklar yalnızca haşlanır (kaynatılmaz). Isırganotu, koruyucu olarak da günde bir bardak içilebilir. Mikroplu hastalıklarda ve mikrop salgılanan hallerde de bitki çok iyi bir yardımcıdır. Belirli bir yaştan sonra bedendeki demir miktarı azalmaya başlar. Bu nedenle, yorgunluk ve bitkinlik halleri görülür, kişi yaşlandığını düşünmeye başlar ve verimliliği giderek azalır. Işte bu durumlarda, demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar alınabilir. Bir ısırgan otu küründen sonra, kişi kendini çok kısa bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha rahat hisseder, enerji ve çalısma gücü geri gelir, dış görünüm olarak da belirgin bir düzelme ba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şlar. Safrakesesi rahatsızlığı ve kansızlık durumlarında da bitki çayı fayda sağlayacaktır. Ödemlerde, ısırganotu bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük yararlar sağlar. Kan yaptırıcı özelliği sayesinde, kansızlık solgunluklarında, alyuvarlar eksikliğinde, anemi de yardımcı olur. Herhangi bir alerji rahatsızlığı çekenler (bahar nezlesi dahil) uzun bir süre ısırganotu çayı içebilirler. Bitki, soğuk algınlığına yatkınlığı önler, romatizma ve gut hastalıklarında yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taze ısırganotu yaprak ve kökünün kaynama suyuyla baş yıkanabilir  ve saçlar canlanarak, sık bir biçimde büyümeye başlarlar. Her tür saça özellikle iyi gelen ısırganotu tentürünü herkes kullanabilir. Kafa derisi kepeksiz, saçlar sık, yumuşacık ve parlak! Damar tıkanıklıklarında da (baldırlarda), ısırganotu çok büyük yardımlar sağlar. Bu hastalığı çeken bazı kişiler, ağer zaman geçirmeden, ısırganotu kökü ayak banyoları yapacak olurlarsa, olası bir bacak empütasyonundan kurtulabilirler. Her tür kramp, nerden gelirse gelsin, kan dolaşımı bozukluğunun habercisi olabilir. Böyle durumlarda, bitkinin kaynama suyula masaj veya banyo yapmak fayda sağlayacaktır. Bu durum, koroner damarlarının daralması gibi özel durumlarda da geçerlidir. Belden yukarısı banyo küvetine doğru eğilir ve kaynatılmış bitkinin ılık suyuyla kalp bölgesine hafifçe masaj yapılır. Siyatik, lumbago ve kollarda, bacaklarda oluşan sinir iltihaplanmalarında, ağrılı bölgelere, yapraklı taze ısırganotu dalı hafifçe sürülür. Örneğin siyatikte, ayak ek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;leminden başlamak üzere, dıştan kalçaya kadar ve oradan da bacağın iç tarafından topuğa kadar yavaşca sürülür. Bu iki kere daha yenilenir ve son olarak, kalçadan başlayarak aşağı doğru inilir. Gerektiğinde daha başka bölgelere de aynı biçimde uygulanır. Isırganotunun sebep olduğu kaşıntıyı önlemek için, işlem sonunda o bölgeler pudralanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanılan bitki ne kadar taze olursa, şifalı gücü de o kadar fazladır. Kış için bir miktar stok yapmayı da unutmayın ve kurutacağınız bu ısırganları mayıs ve haziran ayının güneşli günlerinde toplamaya dikkat edin. Kendi sağlığınız için bir şeyler yapabildiğinize sevinin! Ama ama en önemlisi sadece ihtiyacınız kadar bitki toplayın. Eğer sadece yaprak ve saplara ihtiyacınız varsa kesinlikle bitkiyi köküyle beraber sökmeyin. Bir bölgedeki tüm bitkileri tamamen koparmayın. Gelecek yıllarda da bitkinin neslini sürdürmesine izin verin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;Isırgan Otu Kullanımı Nasıl Olmalı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;Isırgan Otu Çayı Hazırlamak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;Yaprak Çayı:&lt;/span&gt; Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırganotu, orta boy bir su bardagı dolusu kaynar suyla haşlanır , 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak yeni demlenmiş çay aç karnına veya öğün aralarında tatlandırılmadan içilir. Kokusunu veya tadını rahatsız edici bulanlar çaylarına biraz nane ilave edebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;Kök Çayı:&lt;/span&gt; Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kök, bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine getirilir, 4-5 dakika kaynadıktan sonra, ateşten indirilip 5-10 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;Tohum Çayı:&lt;/span&gt; Havanda hafifçe ezilmiş bir tatlı kaşığı tohum, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak su ile haşlanır, üstü kapalı olarak 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, yemeklerden yarım saat önce soğutulmadan içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;Isırganotu Tentürü:&lt;/span&gt; İlkbaharda veya sonbaharda sökülen kökler bol suda iyice yıkanır, elden geldigince ince kıyılır ve bir sisenin bogazına kadar doldurulur. Köklerin üstüne çıkacak kadar 35-40 derece etil alkol eklenir, hergün çalkalanarak güneste 14 gün boyunca bekletilir ve süre sonunda bir tülbentten geçirilerek süzülür. Koyu renkli siselerde, serin bir yerde yıllarca saklanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;El ve Ayak Banyoları:&lt;/span&gt; İki avuç dolusu yıkanmıs kök, sap ve yaprak, 5 litre soguk suya konularak, 10-12 saat bekletilir ve sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır. Banyo sırasında bitkiler suyun içinde kalabilir. Bu banyo suyu, yeniden ısıtılarak, 2-3 kere daha kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;Saç Yıkamak:&lt;/span&gt; 4-5 avuç taze veya kurutulmus yaprak, 5 litre suya koyulur, agır ateste kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5 dakika demlendikten sonra süzülür. Kök kullanıldıgında ise, 2 avuç dolusu ince kıyılmıs kök, 10-12 saat soguk suda bekletilir, sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 10 dakika beklendikten sonra süzülür. Bu durumda, saç yıkamak için sodalı sabun gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-8060504284816907436?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8060504284816907436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/8060504284816907436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/05/isrgan-otu-mucizesi.html' title='Isırgan Otu Mucizesi'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf2ro2e_tUI/AAAAAAAAAAk/sRdrRrjh4i0/s72-c/isirgan-otu.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-6559496107610317896</id><published>2009-05-03T07:19:00.000-07:00</published><updated>2009-06-08T10:24:03.302-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sarmısak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sarmısagin Enfeksiyonlara Karsi Etkinligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sarmisagin Yararlari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kanser Tedavisinde Otların Etkisi'/><title type='text'>Kanser Tedavisinde Otların Etkileri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf2pIO5P9qI/AAAAAAAAAAc/GP4MV6nIiOY/s1600-h/kanser.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px; height: 170px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf2pIO5P9qI/AAAAAAAAAAc/GP4MV6nIiOY/s200/kanser.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5331603492778800802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;Kanser Tedavisinde Otlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfağınızdaki otlar sayesinde kanserden yüzde 60 oranında korunabileceğinizi biliyormusunuz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 51);"&gt;Sarmısak İlaç Gibi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Sarmısak, kanser riski bulunanlar için yararlıdır. Ancak kanser nedeniyle cerrahi bir girişim olacaksa, ameliyattan 7 gün önce sarmısak kullanımı kesilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Kanserle ilgili gerçekleştirilmiş 30 kadar çalışma incelendiğinde; sarmısak ve soğan tüketiminin kanserden ölüm oranlarını azalttığı sonucuna varılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Japonya’da 41 bin kadında yapılan bir çalışmada; haftada bir gün sarmısak tüketen kadınlarda 5 yıl sonunda kolon kanseri vakalarında yüzde 35′lik azalma olduğu görüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Sarmısağın enfeksiyonlara karşı etkinliği de büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Soya ve soya ürünlerinin daha fazla tüketildiği Asya ülkelerinde meme kanseri daha az görülür. Bazı araştırmalar da soya ürünlerinin meme kanseri riskini azalttığını göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Bununla birlikte meme kanseri olan kadınlar, soya ürünleri ve soya yağını fazla tüketmekten kaçınmalı. Tedavi sırasında soya tozu ve soya sütü gibi konsantre ürünler yararlı değildir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Ailesinde özellikle meme ve kalın bağırsak kanseri olan kişiler; 20 yaşından önce kanserden koruyucu sebze-meyveleri, vitamin ve mineralleri tüketirse, yüzde 33 ile yüzde 60 arasında korunabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Mide kanserinden diyetle korunma oranı yüzde 60′a çıkıyor. Her gün brokoli, karnabahar, kıvırcık salata, beyaz lahana, kabak ve domatesin bol bol tüketilmesini tavsiye ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Kansere sebep olan en önemli faktörlerden biri şişmanlık. Özellikle kalın bağırsak ve meme kanserlerinde büyük risk yaratıyor. Bu yüzden kırmızı etin kesilmesi, beyaz et, zeytinyağı ve soya gibi yağlarla beslenilmesi şart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Siyah üzümün, çekirdeği atılmadan bol bol tüketilmesinde yarar var. Kabuğunda ve çekirdeğinde ‘vesibretrol’ dediğimiz çok özel bir madde vardır, bu doğrudan doğruya kansere karşı vücudu korur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Yapılan araştırmalar; kekik, çörek otu ve keten tohumunun da kanserden koruduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Bitkisel ilaçların, kanserin ilaç tedavisi sırasında kullanılmaması gerekiyor. İlaçlara direnci artırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Kanser tedavisi sırasında zencefil, bulantı problemine karşı kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Papatyanın kanser hastalarının ağzında oluşan aftı önleyici bir etkisi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Deve dikeni çiçeği, karaciğer hastalıklarında yıllardır kullanılıyor. Bugün görüyoruz ki; karaciğer kanserlerini tedavi edebiliyor, tümörleri küçültebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Isırgan yıllardır kanser tedavisinde kullanılıyor. Ancak kökü yararlı. ABD’de kökü ilaç haline getirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-   Meyve suyunu ihmal etmeyin. Havuç suyu, nar suyu, domates, ev yoğurdu, peynir, kayısı, siyah üzüm, brokoli, kırmızı ve beyaz lahana, karnabahar, kıvırcık salata, semizotu, şalgam suyu, acı biber,     keten tohumu, çörekotu, muz, ananas, soğan ve özellikle de sarmısak kanserden koruyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-6559496107610317896?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6559496107610317896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/6559496107610317896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/05/kanser-tedavisinde-otlarn-etkileri.html' title='Kanser Tedavisinde Otların Etkileri'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf2pIO5P9qI/AAAAAAAAAAc/GP4MV6nIiOY/s72-c/kanser.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1096103777299550480.post-7315492989867985778</id><published>2009-05-03T07:10:00.000-07:00</published><updated>2009-06-08T10:25:13.202-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yeşil Çay Neye Yararli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yeşil Çayin Yararlari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yeşil Çay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Down Sendromu'/><title type='text'>Yeşil Çayın Bir Faydası Daha Bulundu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf2nvEhJOzI/AAAAAAAAAAU/25QL9lGWD6g/s1600-h/yesil-cay.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 188px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf2nvEhJOzI/AAAAAAAAAAU/25QL9lGWD6g/s200/yesil-cay.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5331601960984984370" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 204, 51); font-weight: bold;"&gt;Yeşil Çayın Bir Faydaları Bitmek Bilmiyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, düzenli yeşil çay tüketiminin diş ve dişetlerinin sağlıklı olmasını sağladıklarını söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Newkarela isimli web sitesinde yer alan habere göre, çalışmada 940 erkeğin dişeti sağlığı analiz edildi ve düzenli olarak yeşil çay içen erkeklerin dişetleri daha az içenlere oranla daha sağlıklı olduğu tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Periodontoloji Akademisi’nin resmi yayını olan Periodontoloji dergisinde yayınlanan çalışmanın yazarlarından biri olan ve Japonya’daki Kyushu Üniversitesi’nde görevli Dr. Yoshihiro Shimazaki, “Yeşil çayın sağlığa yararı uzun süre zihinlerde tartıldı. Meslektaşlarımla beraber yeşil çay tüketiminin dişeti sağlığı üzerindeki etkisini araştırdık. Özellikle dişeti sağlığı ile genel sağlık arasındaki bağlantı üzerinde etkisini dikkate aldık” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil çayın içerisindeki katesin maddesi ağızdaki bakterilerin yok olmasına yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişeti hastalığı, dişetlerini ve dişlerin kemik desteğini etkileyen kronik inflamatuvar hastalıktır ve diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi diğer hastalıkların ilerlemesiyle bağlantılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Texas Üniversitesi Sağlık Bilimi Merkezi’nden Dr. David Cochran, “Peridondistler sağlıklı dişetlerinin sağlıklı bir vücuda sahip olmada çok önemli olduğuna inanıyorlar. Dişeti sağlığını desteklemek için düzenli yeşil çay içilmesi gibi basit yollar bulmak çok önemli. Dişeti sağlığının genel sağlığa yararları da zaten biliniyordu” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil çayın, Down sendromunun tedavisinde işe yarayabileceği bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransa'da yayımlanan Le Figaro gazetesinin internet sitesindeki habere göre, Paris 7 Üniversitesinden Jean Delabar ve ekibinin yaptığı araştırma, yeşil çayın Down sendromlu farelerdeki nörolojik belirtileri ortadan kaldırdığını gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delabar ve meslektaşları, 21. kromozom tarafından kodlanan ender enzimlerden biri olan Dyrk1A'nın faaliyetini azaltmak için Down sendromlu farelere yeşil çay verdi. Anne karnından itibaren her gün yeşil çay verilen farelerde, tüm nörolojik belirtiler ortadan kalktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu umut verici araştırmaya imza atan bilim adamları, şimdi yeşil çayın etkisini insanlardaki Down sendromuna daha yakın fareler üzerinde de doğrulamak üzere kolları sıvadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma, "Plos One" dergisinde yayımlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genetik düzensizlik sonucu insanda fazladan bir 21. kromozomun bulunması durumu olan Down sendromu, Trizomi 21 ya da Mongolizm diye de adlandırılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Down sendromu, ilk kez 1887'de İngiliz Doktor John Langdon Haydon Down'un verdiği konferansta tanımlandı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1096103777299550480-7315492989867985778?l=mucizeotlar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/7315492989867985778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1096103777299550480/posts/default/7315492989867985778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mucizeotlar.blogspot.com/2009/05/yesil-cayn-bir-faydas-daha-bulundu.html' title='Yeşil Çayın Bir Faydası Daha Bulundu'/><author><name>seo</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04402820325315790756</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_x_yeTT-Ti90/Sf2nvEhJOzI/AAAAAAAAAAU/25QL9lGWD6g/s72-c/yesil-cay.jpg' height='72' width='72'/></entry></feed>
